Önceki ayet· 67:17Sonraki ayet· 67:19

Mülk Suresi 18. Ayet· 67:18

↗ Mülk suresi
Mekki
وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ
And olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
And olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama beni inkâr nasıl oldu?
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Ama nasıl olmuştu benim azabım?!
Süleyman Ateş
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama benim (onların yaptıklarını) inkarım nasıl oldu?
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.4%
İngilizce
And already had those before them denied, and how [terrible] was My reproach
Fransızca
En effet, ceux d'avant eux avaient crié au mensonge. Quelle fut alors Ma réprobation
İspanyolca
Otros [pueblos] en la antigüedad también desmintieron [a los Mensajeros], y qué terrible fue Mi castigo [en respuesta]
Rusça
Жившие до них сочли это ложью. Каким же было Мое обличение
Endonezce
Dan sungguh, orang-orang yang sebelum mereka pun telah mendustakan (rasul-rasul-Nya). Maka betapa hebatnya kemurkaan-Ku
Bengalce
তাদের পূর্ববর্তীরা মিথ্যারোপ করেছিল, অতঃপর কত কঠোর হয়েছিল আমার অস্বীকৃতি।
Çince
在他们之前逝去的人们,确已否认众使者,我的谴责是怎样的?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O müşriklerden önce yaşamış ümmetler de elbette yalanlamışlardı. İnkârlarında ve yalanlamalarında ısrar ettikleri için üzerine Allah’ın azabı iniverdi. Benim onları inkâr etmem nasıldı? Doğrusu çok şiddetli bir inkârdı.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
16- Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz? Bir de bakmışsınız ki yer, durmadan çalkalanıyor! 17- Yahut gökte olanın üzerinize çakıl taşı yağdıran bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? Benim uyarımın (akıbetinin) nasıl olduğunu yakında anlayacaksınız! 18- Andolsun onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peki, benim (yalanlamalarına verdiğim) cevap nasılmış!? 16. Bu buyruklar, azgınlığını sürdüren, haddi aşmayı ve ibretli cezayı gerektiren isyanını sürdürmeye devam eden kimselere cezaya çarptırılacaklarına dair bir tehdittir. Şöyle buyurmaktadır: "Gökte olanın” yani varlıkların üstünde olan Yüce Allah’ın “sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz? Bir de bakmışsınız ki yer, durmadan çalkalanıyor!” Siz helâk oluncaya kadar sizleri sallayıp sarsıyor. 17. “Yahut gökte olanın üzerinize” semâdan “çakıl taşı yağdıran” sizi taşa tutan “bir rüzgâr göndermeyeceğinden” ve böylece Allah’ın sizden intikam almayacağından “emin mi oldunuz? Benim uyarımın (akıbetinin) nasıl olduğunu yakında anlayacaksınız.” Peygamberlerin ve onlara gönderdiğim Kitapların sizleri kendisi ile korkuttukları azabın size nasıl geleceğini göreceksiniz. O bakımdan yerden yahut semâdan size bir cezanın gelmesinden kendinizi güvenlik içinde hissedişinizin size faydası olacağını sanmayın. Er ya da geç yaptığınızın âkıbetini tadacaksınız. 18. Sizden öncekiler de sizin gibi yalanlamışlardı. Yüce Allah, onları helâk etti. Allah’ın onların yalanlamasına nasıl cevap verdiğine bir bakın. Ahiret azabından daha önce dünyada iken azaplarını onlara tattırdı. O halde onların başına gelenin size gelip çatmasından sakınmalısınız.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müfessirler “gökte olan”dan maksadın kim veya ne olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: 1. Bundan maksat Allah’tır; ancak bu mecazi bir anlatım olup maksat O’nun yüceliğini ve gücünün sonsuzluğunu vurgulamaktır. Allah mutlak mânada yücedir, sonsuz ve sınırsızdır, zamanda ve mekânda olanlar ise sınırlıdır ve Allah bu sınırlamalardan münezzehtir. 2. Maksat gökteki meleklerdir. Onlar Allah’ın emriyle yeryüzüne inerek kendilerine verilen görevleri yerine getirirler. 3. Maksat, Allah’ın gökten inen azabıdır. Allah’ın rahmeti ve nimeti nasıl gökten iniyorsa O’nun azabı da inkârcı ve isyankârların başına gökten iner (daha geniş bilgi için bk. Râzî, XXX, 69-70; Elmalılı, VII, 5232 vd.; İbn Âşûr, XXIX, 33). Bize göre burada geçen “gök” kelimesiyle, fizikî evrenin gökleri değil, madde ötesi, yüce olan varlık düzeyi kastedilmiş olmalıdır. 15. âyette belirtilen imkânların iyi değerlendirilmesi gerektiği yönünde ikazlar içeren bu âyetlerde insanların, yeryüzündeki nimetlerden yararlanırken azgınlık ve taşkınlık göstermemeleri gerektiğine, aksi takdirde yeryüzünde şiddetli felâketlerin, yıkımların vuku bulacağına, böylece Allah’ın gönderdiği uyarıcıyı (peygamber), onun uyarılarını önemsemeyenlerin şiddetle cezalandırılacaklarına dikkat çekilmektedir. Nitekim 18. âyette de geçmişte gerçekleri yalan sayanların bu şekilde cezalandırıldığı hatırlatılmaktadır (krş. Kasas 28/81; Hâkka 69/6-8).
Mülk Suresi 18. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O müşriklerden önce yaşamış ümmetler de elbette yalanlamışlardı. İnkârlarında ve yalanlamalarında ısrar ettikleri için üzerine Allah’ın azabı iniverdi. Benim onları inkâr etmem nasıldı? Doğrusu çok şiddetli bir inkârdı.