Ey milletimiz! Allah'a çağırana (Muhammed'e) uyun ve O'na inanın da Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi can yakıcı azabdan korusun
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey milletimiz! Allah'a çağırana (Muhammed'e) uyun ve O'na inanın da Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi can yakıcı azabdan korusun
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun ve O'na iman edin ki, Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azabdan korusun."
Yaşar Nuri Öztürk
"Ey toplumumuz! Allah'ın davetçisine uyun, ona iman edin ki Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun!"
Süleyman Ateşen ayrışan
Ey kavmimiz, Allah'ın da'vetçisine uyun ve O'na inanın ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi, acı azabdan korusun.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.8%
İngilizce
O our people, respond to the Messenger of Allah and believe in him; Allah will forgive for you your sins and protect you from a painful punishment
Fransızca
O notre peuple! Répondez au prédicateur d'Allah et croyez en lui. Il [Allah] vous pardonnera une partie de vos péchés et vous protègera contre un châtiment douloureux
İspanyolca
¡Oh, pueblo nuestro! Si obedecen al Mensajero de Dios y creen en él, su Señor les perdonará sus faltas y los salvará de un castigo doloroso
Rusça
О народ наш! Ответьте проповеднику Аллаха и уверуйте в него, и тогда Он простит вам некоторые из ваших грехов и спасет вас от мучительных страданий»
Endonezce
Wahai kaum kami! Terimalah (seruan) orang (Muhammad) yang menyeru kepada Allah. Dan berimanlah kepada-Nya, niscaya Dia akan mengampuni dosa-dosamu, dan melepaskan kamu dari azab yang pedih
Bengalce
হে আমাদের সম্প্রদায়, তোমরা আল্লাহর দিকে আহবানকারীর কথা মান্য কর এবং তাঁর প্রতি বিশ্বাস স্থাপন কর। তিনি তোমাদের গোনাহ মার্জনা করবেন।
Ey Kavmimiz! Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sizi davet etmiş olduğu hakka icabet edin ve onun Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna iman edin ki, Allah sizin günahlarınızı bağışlasın. Sizi davet ettiği hakka icabet etmeniz ve onun Rabbi tarafından gönderilmiş olan bir elçi olduğuna iman etmeniz durumunda sizi bekleyen elem verici azaptan sizi selamette kılar.
29- Hani cinlerden bir grubu Kur’ân’ı dinlesinler diye sana yöneltmiş idik. Onu (dinlemek için yanına) geldiklerinde: “Susup dinleyin” dediler. (Okunması) bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerinin yanına döndüler. 30- Dediler ki:“Ey kavmimiz! Biz, Mûsâ’dan sonra indirilmiş olup kendinden önceki (kitapları) doğrulayan, hakka ve dosdoğru yola ileten bir Kitap dinledik.” 31- “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisinin çağrısını kabul edin ve ona iman edin ki Allah, günahlarınızı bağışlasın ve sizi can yakıcı bir azaptan kurtarsın.” 32- “Kim Allah’ın davetçisinin çağrısını kabul etmezse o, yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakacak değildir. Onun O’ndan başka hiçbir dost ve yardımcısı da olmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”
29. Yüce Allah, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i insanlarıyla, cinleriyle bütün mükelleflere peygamber olarak göndermişti. Nübüvvet ve risâlet davasının, bunların hepsine tebliğ edilmesi gerekiyordu. Peygamber’in insanlara davette bulunması, onları korkutup uyarması mümkün bir şeydi. Cinlere gelince Yüce Allah, kudretiyle onları kendisine doğru yönlendirmiş ve cinlerden bir kesimin ona gitmesini sağlamıştı:“Hani cinlerden bir grubu Kur’ân’ı dinlesinler diye sana yöneltmiş idik. Onu (dinlemek için yanına) geldiklerinde: “Susup dinleyin” dediler.” Birbirlerine bunu tavsiye ettiler. (Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tarafından Kur’ân’ın)“(okunması) bitince de” onlar, Kur’ân’ı bellemiş ve ondan etkilenmişler bir halde “birer uyarıcı olarak” onlara samimiyetle öğüt veren, onlara karşı delil ortaya koyan kimseler olarak “kavimlerinin yanına döndüler.” Allah, onları Rasûlünün davetinin cinler arasında yayılması için adeta yardımcı kılmıştı.
30. “Dediler ki: Ey kavmimiz, biz Mûsâ’dan sonra indirilmiş…” Zira Mûsâ’ya indirilen Kitap, İncil’in temeli ve şer’i hükümler hususunda İsrailoğullarının asıl kaynağıdır. İncil ise onu tamamlamak ve bazı hükümleri değiştirmek üzere indirilmiştir. Bizim işittiğimiz bu kitap, “kendinden önceki (kitapları) doğrulayan, hakka” her hususta gerçeğe, hayra “ve dosdoğru yola ileten” Allah’a ve O’nun cennetine ulaştıran, Allah’ı bilmeyi sağlayan, dinî hükümleri ve öldükten sonra diriliş halinde amellere verilecek karşılıkları bildiren “bir kitap dinledik.”
31. Cinler, Kur’ân-ı Kerîm’den övgü ile söz ettikten, onun konum ve mevkiini açıkladıktan sonra kavimlerini bu Kitaba iman etmeye davet ederek şöyle dediler:“Ey kavmimiz, Allah’ın davetçisinin” yani sizi ancak Rabbine davet eden, kendi özel maksadına, heva ve hevesine değil de ancak Rabbinizin yoluna çağıran bu kimsenin “çağrısını kabul edin.” Zira o, sadece sizi mükâfatlandırması, sizden her bir kötülüğü ve hoş olmayan her bir şeyi izale etmesi için Rabbinize çağırıyor. Bundan dolayı sözlerini şöyle sürdürdüler:“Ona iman edin ki Allah, günahlarınızı bağışlasın ve sizi can yakıcı bir azaptan kurtarsın.” Onları bu azaptan kurtardı mı artık geriye cennet nimetlerine kavuşmaktan başka bir şık kalmamaktadır. İşte Allah’ın davetçisinin çağrısını kabul edenlerin mükâfatı budur.
32. “Kim Allah’ın davetçisinin çağrısını kabul etmezse o, yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakacak değildir.” Çünkü Yüce Allah, her şeye güç yetirendir. Kaçan O’ndan kurtulamaz, kimse O’nu yenik düşürmeye kalkışamaz. “Onun O’ndan başka hiçbir dost ve yardımcısı da olmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” Peygamberlerin kendilerini çağırdığı, apaçık âyetlerin/belgelerin ve tartışılmaz kesin delillerin kendilerine ulaştığı, buna rağmen onlardan yüz çevirip büyüklenenlerin sapıklığından daha büyük sapıklık olabilir mi?
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Cinlerin Hz. Peygamber’i dinlemeleri ve ona iman ederek kendi topluluklarını da uyarmak üzere harekete geçmeleri, inkârda direnen müşriklerin ibret ve örnek almaları amacına yöneliktir (cinlerin mahiyet ve sıfatları konusunda bk. Bakara 2/275; En‘âm 6/100; Cin 72/1-3).
Peygamber efendimizin Kur’an’ı dinlemek üzere cinleri davet edip etmediği, bu sırada cinleri görüp görmediği konusunda farklı rivayetler vardır (Kurtubî, XVI, 204 vd.). İbn Kesîr (VII, 272-275), her iki iddianın da sağlam rivayetleri bulunduğunu göz önüne alarak şöyle bir yorum yapmıştır: Hz. Peygamber ile cinlerin bir araya gelmeleri birden fazla olmuş, birincisinde onlar dinlemiş, o görmemiş, diğerlerinde ise Peygamber efendimiz davet etmiş, onları görmüş ve konuşmuş, en azından bir görüşmede İbn Mes‘ûd da bulunmuş, fakat uzakta durduğu için konuşulanları işitmemiştir (ayrıca bk. Buhârî, “Ezân”, 105, “Menâkıbü’l-ensâr”, 32; Müslim, “Salât”, 149-153). 29. âyet, Allah’ın yönlendirmesi ile dinleme arzusunun cinlerden geldiğini ifade etmektedir. Yine bu âyetler grubu, cinlerin de inançları ve dinleri bulunduğuna, inanç ve amellerine göre karşılık göreceklerine delalet etmektedir.
Tevrat ile Kur’an arasında Zebûr ve İncil de gelmiş olduğu halde cinlerin bunlardan söz etmemeleri, Tevrat’ın iman, ibadet ve muâmelât hükümlerini tam olarak ihtiva etmesi bakımından diğerlerinden farklı ve onların da atıf kaynağı olmasına dayanmaktadır. Bazı tefsirciler cinlerin bu ifadelerinden hareket ederek onların da çeşitli dinlere mensup bulundukları, burada sözü geçen cinlerin yahudi oldukları sonucunu çıkarmışlardır (Kurtubî, 209).
Ey Kavmimiz! Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sizi davet etmiş olduğu hakka icabet edin ve onun Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna iman edin ki, Allah sizin günahlarınızı bağışlasın. Sizi davet ettiği hakka icabet etmeniz ve onun Rabbi tarafından gönderilmiş olan bir elçi olduğuna iman etmeniz durumunda sizi bekleyen elem verici azaptan sizi selamette kılar.