Diyanet İşlerien ayrışan
Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın; doğrusu O, işitendir, bilendir
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çünkü O her şeyi işitir ve bilir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Eğer şeytandan gelen kötü bir dürtü seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın! Çünkü en iyi işiten O'dur, en iyi bilen O...
Süleyman Ateş
Eğer şeytandan kötü bir düşünce, seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şeytan hangi vakitte olursa olsun seni şerre düşürmeye çalışırsa, Allah'a sığın ve O'ndan korunma dile. Şüphesiz O, söylediklerini hakkıyla işiten, halini hakkıyla bilendir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
36- Eğer sana şeytan tarafından bir vesvese gelecek olursa, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O, her şeyi işitendir, bilendir. 37- Gece ile gündüz, güneş ve ay O’nun âyetlerindendir. Ne güneşe ne de aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde edin, eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız. 38- Şâyet (yalnızca Allah’a ibadet etmeyip) kibirlenecek olurlarsa (bilsinler ki) Rabbinin katında bulunanlar, gece gündüz O’nu tesbih ederler ve hiç usanmazlar. 39- O’nun âyetlerinden/delillerinden biri de şudur: Sen, yeri basık ve kupkuru bir halde görürsün. Ama Biz, üzerine su indirdiğimizde kıpırdanır ve kabarır. İşte onu dirilten, şüphesiz ölüleri de diriltecektir. Çünkü O, her şeye kadirdir.
36. Yüce Allah, insan türünden olan düşmanlara nasıl karşılık verileceğini -ki bu da kötülüğe iyilikle karşılık vermektir- söz konusu ettikten sonra cin şeytanlarına karşı nasıl savunulacağını söz konusu etmektedir ki bu da onun şerrinden Allah’a sığınmaktır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer sana şeytan tarafından bir vesvese gelecek olursa” herhangi bir vakit sen şeytanın, vesveselerinden bir vesvese verdiğini, kötülüğü sana süslediğini, hayra karşı seni tembelliğe ittiğini, bazı günahları işletmek istediğini ve emrettiği bazı hususlarda kendisine itaate çağırdığını hissedecek olursan “hemen Allah’a sığın.” Yani O’na ihtiyacını arzederek O’ndan seni korumasını ve himayesine almasını iste! “Şüphesiz O, her şeyi işitendir” Senin sözünü ve yakarışını işitir. Senin durumunu, kendisinin korumasına ve himayesine muhtaç olduğunu da çok iyi “bilendir.”
37. Yüce Allah, kudretinin kemaline, irade ve meşîetinin geçerliliğine, egemenliğinin genişliğine, kullarına olan merhametine, hiçbir ortağı olmadığına, kendisinden başka hiçbir hak ilâh da bulunmadığına delil teşkil eden bazı delilleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Gece ile gündüz, güneş ve ay O’nun âyetlerinden/delillerindendir.” Birisi aydınlıktır, kullar onda işlerini görür. Diğeri ise karanlıktır, insanlar onda dinlenir. Güneş ve ay olmaksızın insanların hayatları ve geçimi, bedenleri, hatta hayvanlarının da bedenleri, hayat bulamaz. Ayrıca bunlar vasıtası ile sayılamayacak kadar çok maslahatlar da gerçekleşir. “Ne güneşe ne de aya secde etmeyin.” Çünkü ikisi de yaratılmış, idare edilen ve emir altında bulunan varlıklardır. “Onları yaratan Allah’a secde edin.” Yalnız O’na ibadet edin. Çünkü yüce yaratıcı O’dur. O’nun dışındaki varlıklara ise ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ne kadar faydalı olurlarsa olsunlar asla ibadet etmeyin. Çünkü onların bu özellikleri kendiliklerinden değildir. Bu özellikleri onlara veren, onları yaratan şanı yüce olan Allah’tır. “eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız.” Sadece O’na ibadet edin ve dininizi yalnız O’na halis kılın.
38. “Şâyet” Yüce Allah’a ibadetten yüz çevirip “kibirlenecek” O’na ibadete boyun eğmeyecek “olurlarsa” şüphesiz Allah’a hiçbir zararları olmaz. Çünkü Allah’ın onlara ihtiyacı yoktur. Üstelik O’nun kendisine ibadet eden çok şerefli kulları vardır. Bunlar kendilerine verilen emirlerde Allah’a karşı gelmezler. Emrolundukları ne ise onu yaparlar. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır: “Rabbinin katında bulunanlar” yani mukarreb melekler “gece gündüz O’nu tesbih ederler ve hiç usanmazlar.” Hem güçleri hem de bu işe kendilerini iten oldukça güçlü duyguları sebebi ile O’na ibadetten hiçbir şekilde bıkmazlar.
39. “O’nun” kudretinin kemaline, mülkün yegane sahib ve egemeni olduğuna, işleri kendisinin çekip çevirdiğine ve tek hak ilah olduğuna delil teşkil eden “âyetlerinden/delillerinden biri de şudur: Sen, yeri basık ve kupkuru bir halde” üzerinde hiçbir bitki bulunmadığını “görürsün. Ama Biz üzerine su” yağmur “indirdiğimizde kıpırdanız” bitkiler ile harekete geçer “ve kabarır.” Sonra da göz kamaştırıcı her bir bitki türünden bitirir. Yüce Allah, bu sayede hem kullara, hem de toprağa hayat vermiş olur. “İşte onu” ölümünden ve hareketsizliğinden sonra “dirilten, şüphesiz ölüleri de” amellerinin karşılıklarını kendilerine vermek üzere kabirlerinden kaldırıp “diriltecektir. Çünkü O, her şeye kadirdir.” Yeryüzünü ölümünden sonra diriltmekten aciz olmadığı gibi, ölüleri diriltmekten de aciz değildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Buraya kadar insanların, “Rabbimiz Allah” dedikten sonra dosdoğru çizgide yürümeleri, Allah yolunun davetçileri olmaları, güzel ve yararlı işler yapmaları, Allah’a teslim olup müslüman olmayı en yüce değer olarak bilmeleri, kötülüğe iyilikle karşılık vererek aralarında sıcak dostluk ve kardeşlik ilişkileri kurmaları ve bunu başarmak için başta sabır olmak üzere gerekli erdemlerle bezenmeleri, kısaca –İbn Atıyye’nin deyimiyle– “bütün ahlâk güzellikleri ve hilim çeşitleriyle” yani barışçıl duygu, düşünce ve davranışlarla donanmaları ideal bir müslüman olmanın ve sağlıklı bir toplum ilişkisi kurmanın gerekleri olarak ortaya kondu. Ancak bu yol, pürüzsüz, engelsiz değildir; en büyük engel de şeytanın içimize attığı olumsuz duygular, dürtülerdir. Şeytan, insanın içinde kin ve öfke duygularını alevlendirir, intikam arzularını tahrik eder, günah ve isyan eğilimlerini güçlendirir; sonuçta kişiyi Kur’an’ın öğütlediği üstün ahlâktan uzaklaştırmak ister. İşte âyet bu büyük ve tehlikeli engeli aşmanın en güvenli çaresini göstermektedir: Allah’a sığınıp O’nun yardım ve desteğini istemek... Müfessirler, Allah’a sığınma buyruğunun aynı zamanda şeytana boyun eğmeme iradesini ve çabasını da içerdiğini ifade ederler. Âyette Allah Teâlâ’nın, kendisine sığınanın yardım talebini işittiğine, şeytan tarafından onun içine atılan dürtüleri bildiğine işaret edilmektedir. Allah, –Ankebût sûresinin 69. âyetinde de vaad ettiği üzere– elbette kendisine sığınan kulundan yardımını esirgemeyecek, onun ruhunu bu olumsuz etkilerden arındıracaktır (bu yöndeki açıklamalar için bk. Taberî, XXIV, 120; Şevkânî, IV, 591).