Önceki ayet· 41:31Sonraki ayet· 41:33

Fussilet Suresi 32. Ayet· 41:32

↗ Fussilet suresi
Mekki
نُزُلٗا مِّنۡ غَفُورٖ رَّحِيمٖ
(Bütün bunlar) Çok bağışlayan, çok esirgeyen(Allah)ın ağırlaması olarak (size lutfedilir).
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
(Bütün bunlar) Çok bağışlayan, çok esirgeyen(Allah)ın ağırlaması olarak (size lutfedilir).
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunlar çok bağışlayıcı ve çok merhametli olan Allah tarafından bir ağırlamadır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
"Gafûr ve Rahîm Allah'tan bir ikram olarak..."
Süleyman Ateş
(Bütün bunlar) Çok bağışlayan, çok esirgeyen(Allah)ın ağırlaması olarak (size lutfedilir).
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.3%
İngilizce
As accommodation from a [Lord who is] Forgiving and Merciful
Fransızca
un lieu d'accueil de la part d'un Très Grand Pardonneur, d'un Très Miséricordieux»
İspanyolca
como reconocimiento del Absolvedor, Misericordioso
Rusça
Таково угощение от Прощающего, Милосердного»
Endonezce
Sebagai penghormatan (bagimu) dari (Allah) Yang Maha Pengampun, Maha Penyayang
Bengalce
এটা ক্ষমাশীল করুনাময়ের পক্ষ থেকে সাদর আপ্যায়ন।
Çince
那是至仁至慈的主所赐的宴食。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kullarından kendisine tövbe edenin günahlarını bağışlayan, onlara karşı rahmetli olan Rableri tarafından ikram olarak hazırlanmış rızıktır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
30- “Rabbimiz Allahtır” deyip sonra dosdoğru yolu izleyenlerin üzerine melekler inerler (ve şöyle derler): “Korkmayın, üzülmeyin ve size vaat edilen cennetle sevinin.” 31- “Biz, dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Orada sizin için canlarınızın çektiği her şey vardır ve orada istediğiniz her şey de sizindir.” 32- “Çok bağışlayıcı ve pek merhametli (Allah'tan) bir ikram olarak.” 30. Yüce Allah, gerçek dostlarından söz etmekte ve onlara uymayı teşvik etme anlamını da kapsayacak şekilde şöyle buyurmaktadır:“Rabbimiz Allahtır” deyip sonra dosdoğru yolu izleyenlerin” yani Yüce Allah’ın rubûbiyetini gönül hoşluğu ile kabul ettikten sonra bunu ikrar edip dile getirenlerin, O’nun emrine teslim olanların, sonra da ilim ve amelleri ile dosdoğru yol üzere gidenlerin dünyada da âhirette de bir müjdesi vardır. “Onların üzerine” şerefli “melekler” ölümleri esnasında bu müjdeyi vermek için üzerlerine ardı arkasına tekrar tekrar “inerler (ve şöyle derler):” Gelecekte karşılaşacağınız şeyler dolayısı ile “korkmayın” geçmişte kalanlar dolayısı ile da “üzülmeyin.” Böylelikle hem geçmişte hem de gelecekte hoşlarına gitmeyecek bir şeyin söz konusu olmadığını ve olmayacağını onlara müjdelerler. “Size vaat edilen cennetle sevinin” Cennet sizin için hak olmuştur. Allah’ın vaadi mutlaka yerine gelecektir, diye de müjde verirler. 31. Yine onlara sebat vermek ve müjdelemek üzere derler ki:“Biz, dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız.” Dünya hayatında onları hayır işlemeye teşvik ederler, hayrı öğütlerler ve hayrı onlara güzel gösterirler. Kötülükten onları sakındırır ve kalplerinde onu çirkinleştirirler. Onlar için Yüce Allah’a dua ederler. Musibetler esnasında, korkulu hallerde özellikle de ölüm ve onun zorlukları sırasında, kabir ve karanlıkları içinde, Kıyametin ve Sıratın dehşetli hallerinde ve de cennette onlara sebat verirler, onlar için Allah'a dua ederler. Rablerinin onlara ihsan edeceği lütuflar dolayısı ile onları tebrik ederler. Her bir kapıdan üzerlerine girerek:“Sabrettiğiniz şeylere karşılık selâm sizlere! (Dünya) yurdu(nu)n ne güzel sonucudur bu!”(er-Rad, 13/24) derler. Yine onlara şöyle derler:“Orada” cennette “sizin için canlarınızın çektiği her şey vardır” hazırlanmıştır. “ve orada istediğiniz her şey de sizindir.” Ne dilerseniz, ne arzu ederseniz, bütün lezzetler, canların çektiği her bir çeşitten, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından geçirmediği şeyler vardır. 32. Bu pek büyük mükâfatlar ve ebedi nimetler, günahlarınızı bağışlamış olan “çok bağışlayıcı ve” sizleri önce iyilikler işlemeye muvaffak kılıp sonra da bunları sizden kabul eden “pek merhametli (Allah'tan) bir ikram olarak” size verilmiştir. O, mağfireti ile sizden kötülükleri uzaklaştırmış, merhameti ile de istediklerinize nail olma lütfunu ihsan etmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıda Kur’an’a karşı inatla mücadelelerini sürdürüp onun sesini boğmak ve etkisini önlemek için tertipler hazırlayan inkârcıların karşılaşacakları ağır cezalardan söz edilmişti; buradan 36. âyete kadar da müminlerin temel nitelikleri ve uhrevî ödülleri özetlenmektedir. İnancını yüreklice dile getirenleri takdirle anan bir ifade tarzının sezildiği 30. âyette, belirttiğimiz niteliklerin en önemlileri olan, hatta bir bakıma onları da kuşatan şu iki nitelik öncelikle zikredilmektedir: a) Allah’ı rab tanımak, b) Dosdoğru çizgide yaşamak. Hz. Peygamber de kendisinden sımsıkı sarılacağı temel ilkenin ne olduğunu soran bir sahâbîye, “Allah’a inandım de ve sonra dosdoğru ol” buyurmuşlardır (Müsned, III, 413; Müslim, “Îmân”, 62). Dinî terminolojide yalnızca Allah’ı rab tanımaya “tevhîd-i rubûbiyet” denmektedir. Bu tevhid, insan varlığının en yüksek amacı, bütün yetkinlik şartlarının en önemlisi kabul edilen mârifetullahı da içerir. Mârifetullahın bir ifadesi olan “Rabbim Allah’tır” ikrarı gönüllere her türlü şekten şüpheden uzak bir şekilde işleyince bu ikrar, insanın duygu, düşünce ve eylem dünyasına da yansıyarak onu doğru, iyi ve adaletli çizgiye yöneltir. Âyette bu yöneliş, “dosdoğru çizgide yaşamak” diye çevirdiğimiz istikamet kavramıyla ifade edilmiştir. Râzî, buradaki istikametin din, tevhid ve bilgiyle (mârifet) veya erdemli işlerle ilgili olduğu yönünde iki farklı görüş bulunduğunu belirtir (XXVII, 121). Ancak bize göre her iki görüş de isabetlidir. Yorumlarında Kur’an’ın ilk muhatapları olan putperest Araplar’ın dinî telakkilerini, psikolojik, sosyal ve siyasal yapılarını ve davranışlarını dikkate almaya özen gösteren Taberî de kelimeyi bu geniş kapsamına göre yorumlamıştır (XXIV, 114). Müminlerin üzerine meleklerin inmesi ne zaman gerçekleşir? Bu soruya başlıca şu cevaplar verilmiştir: a) Sadec ölüm sırasında; b) Sadece insanlar yeniden diriltilip kabirlerinden çıkartıldıkları sırada; c) Ölüm sırasında, kabirdeyken ve yeniden dirilme sırasında olmak üzere üç defa (Râzî, XXVII, 123; Şevkânî, IV, 589). 25. âyette inkârcılara sapkınlıklarını arttıran kötü dostların musallat edildiği bildirilmişti. Burada ise müminlerin üzerine, onlara müjdeler getiren meleklerin inmesinden söz edilmekte; bu meleklerin, sadece âhirette değil, dünya hayatında da müminlerin dostu oldukları belirtilmektedir. Bundan anlaşıldığına göre bazı melekler, “Rabbimiz Allah’tır” dedikten sonra bu inanç çizgisini sürdüren ve hayatını bu inanca uygun eylemlerle bezeyen insanların iyiliklerini arttırmalarına yardımcı olmakta; bu suretle ilâhî inâyetin melekler vasıtasıyla müminler üzerine inmesi süreklilik kazanmaktadır (benzer görüşler için bk. İbn Âşûr, XXIV, 286). Râzî’ye göre 31. âyetteki “canınızın çektiği her şey” ifadesiyle cennetteki maddî nimetler, “umduğunuz her şey” ifadesiyle de mânevî nimetler kastedilmiştir (XXVII, 123). Aynı müfessir, “ikram” diye çevirdiğimiz metindeki “nüzül” kelimesinin özellikle misafire yapılan ikram için kullanıldığını hatırlatarak, bu kelimeden, nasıl ki cömert bir ev sahibi misafirine, sahip olduğu şeylerin en değerli olanlarını ikram ederse Allah Teâlâ’nın da cennetine kabul buyurduğu mümin kullarına en güzel nimetlerini ikram edeceği anlamının çıktığını belirtmektedir.
Fussilet Suresi 32. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kullarından kendisine tövbe edenin günahlarını bağışlayan, onlara karşı rahmetli olan Rableri tarafından ikram olarak hazırlanmış rızıktır.