Diyanet İşleri
Bu nimet, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylesi bir beraberlik Allah'ın lütfudur. Herşeyi bilici olarak Allah yeter.
Süleyman Ateşen ayrışan
Bu ni'met, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu zikredilen sevap, Allah’ın kullarına bir ikramı ve lütfudur. Onların bu hallerini bilen olarak Allah yeter ve herkese, amellerine göre karşılığını verecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
69- Kim Allah’a ve Rasûle itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle birliktedirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar! 70- Bu lütuf, Allah’tandır. Her şeyi bilen olarak Allah yeter.
69. Yani erkek olsun, kadın olsun, küçük olsun, büyük olsun -kendi haline göre ve kendi yükümlülükleri oranında- Allah’a ve Rasûlüne itaat eden herkes “işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği” kemali, kurtuluşu ve mutluluğu gerektiren büyük nimeti ihsan ettiği “peygamberler”, ki Allah, vahyi ile kendilerine üstünlük vererek onları diğer insanlara elçi göndermiş, onları davet ile görevlendirmekle üstünlük ihsan etmiştir “sıddıklar”, bunlar peygamberlerin getirdiklerini tam anlamı ile tasdik eden, böylelikle hakkı bilen, onu yakin ile tasdik eden, gereğini söz, davranış ve halleri yerine getiren ve Yüce Allah’a da davet eden kimselerdir. “şehitler”, Allah’ın kelimesini yükseltmek için Allah yolunda çarpışarak öldürülenlerle, “salihlerle” zahirleri de batınları da ıslah olmuş, buna bağlı olarak amelleri de salih olan kimselerle “birliktedirler.” İşte Yüce Allah’a itaat eden herkes, bu kimselerle arkadaş olma nimetine kavuşacaktır. “Onlar ne iyi arkadaştırlar!” Nimetlerle dolu cennetlerde onlara yakın olacaklar, âlemlerin Rabbinin komşuluğunda onlarla ünsiyet ederek bir arada bulunacaklar.
70. Onların nail oldukları “bu lütuf Allah’tandır.” Buna onları muvaffak kılan ve onlara bu hususta yardımcı olan, kendilerine amelleri ile elde edemeyecekleri bu mükâfatları veren O’dur. “Her şeyi bilen olarak Allah yeter.” O kullarının hallerini, içlerinden kalp ve organlarının ittifakla yerine getirdiği salih ameller sebebi ile pek büyük mükâfatları kimin hak ettiğini çok iyi bilir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Şevkânî’nin Taberânî, Ziyâ el-Makdisî gibi hadisçilerden naklettiğine göre bir sahâbî Allah resulüne gelmiş ve dünyayı kendisine dar eden şu endişesini dile getirmiştir: “Ey Allah’ın elçisi! Ben seni kendimden ve çocuklarımdan daha çok seviyorum. Evimde iken seni hatırlıyor, hasretine dayanamadığım için hemen gelip görüyor, yüzüne bakıyorum. Senin ve benim ölümümü düşündüm. Anladım ki, sen öldüğünde ve cennete girdiğinde peygamberlere mahsus yüce makamlarda bulunacaksın. Ben ise cennete girdiğimde seni göremeyeceğimden korkuyorum!” Hz. Peygamber bu sözlere cevap vermeden Cebrâil gelmiş, Allah’a ve resulüne itaat edenlerin cennette kimlerle beraber olacaklarını bildiren âyeti getirmiştir (I, 545).