Önceki ayet· 4:9Sonraki ayet· 4:11

Nisâ Suresi 10. Ayet· 4:10

↗ Nisâ suresi
Medeni
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَأۡكُلُونَ أَمۡوَٰلَ ٱلۡيَتَٰمَىٰ ظُلۡمًا إِنَّمَا يَأۡكُلُونَ فِي بُطُونِهِمۡ نَارٗاۖ وَسَيَصۡلَوۡنَ سَعِيرٗا
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Şunda kuşkunuz olmasın ki, zulme başvurarak yetimlerin mallarını yiyenler karınlarına doldurmak üzere bir ateş yemekten başka bir şey yapmazlar. Ve onlar yakın bir zamanda, korkunç acılar veren bir azaba dalacaklardır.
Süleyman Ateş
Zulüm ile öksüzlerin mallarını yiyenler, karınlarına sadece ateş koymaktadırlar ve çılgın bir ateşe gireceklerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
Indeed, those who devour the property of orphans unjustly are only consuming into their bellies fire. And they will be burned in a Blaze
Fransızca
Ceux qui mangent [disposent] injustement des biens des orphelins ne font que manger du feu dans leurs ventres. Ils brûleront bientôt dans les flammes de l'Enfer
İspanyolca
Quienes se apropien injustamente de los bienes de los huérfanos, estarán llenando sus entrañas con fuego y arderán en el Infierno
Rusça
Воистину, те, которые несправедливо пожирают имущество сирот, наполняют свои животы Огнем и будут гореть в Пламени
Endonezce
Sesungguhnya orang-orang yang memakan harta anak yatim secara zalim, sebenarnya mereka itu menelan api dalam perutnya dan mereka akan masuk ke dalam api yang menyala-nyala (neraka)
Bengalce
যারা এতীমদের অর্থ-সম্পদ অন্যায়ভাবে খায়, তারা নিজেদের পেটে আগুনই ভর্তি করেছে এবং সত্ত্বরই তারা অগ্নিতে প্রবেশ করবে।
Çince
侵吞孤儿财产的人,只是把火吞在自己的肚腹里,他们将入在烈火之中。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz yetimlerin mallarını alıp, bu mallarda haddi aşarak ve zulmederek tasarrufta bulunanlar, ancak karınlarını alevli ateşle doldururlar. Kıyamet gününde de onları cehennem ateşi yakacaktır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
9- Arkalarında, kendileri hakkında endişe edecekleri âciz ve küçük çocuklar bırakacak olanlar korksunlar da Allah’a karşı takvâlı olsunlar ve doğru söz söylesinler. 10- Şüphe yok ki yetimlerin mallarını zulümle yiyenlerin yiyip de karınlarına (doldurdukları şey) ancak ateştir. Onlar alevli bir ateşe de gireceklerdir. 9. Bir görüşe göre burada hitap, ölümü yaklaşmış ve vasiyetinde haksızlıkta bulunmuş kimselerin yanında hazır bulunan kimseleredir. Böyle bir kimsenin yanında hazır bulunanlar ölmek üzere olan kimseye vasiyetinde adaletli davranmasını ve bu konuda eşitliğe riâyet etmesini emretmelidirler. Buna delil ise Yüce Allah’ın:“doğru söz söylesinler” buyruğudur. Yâni adalete ve örfe uygun doğru söz söylesinler. Bunlar çocukları aleyhine vasiyette bulunmak isteyen kimseye kendilerinden sonra kendi çocuklarına yapılmasını istedikleri muameleye uygun şekilde vasiyet etmesini salık vermelidirler. Bir diğer görüşe göre bu buyruk ile kast edilenler deli, küçük ve zayıf gibi sefihlere velilik eden kimselerdir. Bu velilere, velâyetleri altında bulunan kimselere dini ve dünyevi maslahatları hakkında, geride bırakacakları kendi güçsüz evlatlarına yapılmasını arzuladıkları muamele ne ise öylece davranmaları emredilmektedir. O halde onlar başkalarının üzerindeki velayetlerinde “Allah’a karşı takvâlı olsunlar” yâni onları küçük düşürmemek, onların işlerini çekip çevirmek ve onları Allah’a karşı takvâlı davranmaya teşvik etmek şekilde takvâlı kimselere yakışan tarzda davransınlar. 10. Şanı Yüce Allah velilere bu şekilde emir verdikten sonra yetimlerin mallarını yemelerini yasaklayarak tehditte bulunmakta ve bunun için en ağır azabın verileceğini haber vermektedir:“Şüphe yok ki yetimlerin mallarını zulümle yiyenler” yani haksız yolla onların mallarını yiyenler, demektir. Bu kayıt ile bundan önce geçen fakir kimsenin maruf bir şekilde yetimin malından yemesinin ve velilerin yiyeceklerini yetimlerinin yiyecekleri ile bir arada bulundurmalarının caiz olduğu hükmü dışarda kalmaktadır. Ancak haksız yere yetimlerin mallarını yiyen kimselere gelince onların “yiyip de karınlarına (doldurdukları şey) ancak ateştir” yâni onların yedikleri aslında bir ateştir ve bu ateş karınlarında alev alev yanmaktadır. Bu ateşi karınlarına sokanlar da onlardır. “Onlar alevli bir ateşe de gireceklerdir.” Yakıcı ve alev alev yanan bir ateşe gireceklerdir. Bu da günahlar hakkında varid olmuş en büyük tehdit olup yetimlerin mallarını yemenin ne kadar ağır bir vebal ve çirkin bir şey olduğuna ve bunun cehenneme girmeyi gerektirdiğine delildir. Bu da yetimlerin mallarını yemenin en büyük günahlardan olduğunun delilidir. Yüce Allah’tan âfiyet ve esenlik dileriz. [Mirasa Dair Hükümler ve Miras Hakkına Sahip Olanlar:] Buradan itibaren zikredilen âyetler ile Nisa sûresinin sonundaki âyeti kerime miras hükümlerini ihtiva eden âyetleri teşkil etmektedir. Bu âyet-i kerimeler -Buharî’nin Sahih’inde sabit olup Abdullah b. Abbas yolu ile gelen:“Farz hisseleri sahiplerine verin. Geriye bir şey artarsa bu, en yakın erkeğedir.” hadis-i şerifi ile birlikte- miras ahkamının çok büyük bir bölümünü hatta -ilerde görüleceği üzere- hepsini ihtiva etmektedirler. Sadece ninelerin mirası müstesnâdır; çünkü ninelerin mirası bu ayetlerde söz konusu edilmemektedir. Ancak Sünen kitaplarında Muğire b. Şu’be ile Muhammed b. Mesleme’den rivâyet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem nineye altıda bir hisse vermiştir. İlim adamlarının da bu hususta icmaları vardır. [Kız ve Erkek Çocukların Miras Hükümleri:]
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu vesileyle yetimler konusuna bir daha dönülmüştür. Çünkü yetimler hem miraslarını tam olarak alma hem de mallarının korunması ve reşîd olduklarında bu malların kendilerine teslim edilmesi konularında korunmaya, gözetilmeye muhtaçtırlar. Etkili olsun diye hitap, insanların vicdanlarına yöneltilmiş, “Yetimleri kendi çocuklarınız olarak düşünün” denilmek istenmiştir. Geride bıraktığı yetimlerinin haksızlığa uğrayıp perişan olmalarına kim razı olur? Veliler ve vasîler bugün başkasına olanın yarın kendilerine olacağını bilmeli, yeryüzünde haksızlık bulundukça ondan bir gün kendilerinin ve çocuklarının da zarar görebileceğini unutmamalıdırlar.
Nisâ Suresi 10. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz yetimlerin mallarını alıp, bu mallarda haddi aşarak ve zulmederek tasarrufta bulunanlar, ancak karınlarını alevli ateşle doldururlar. Kıyamet gününde de onları cehennem ateşi yakacaktır.