Önceki ayet· 39:53Sonraki ayet· 39:55

Zümer Suresi 54. Ayet· 39:54

↗ Zümer suresi
Mekki
وَأَنِيبُوٓاْ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَأَسۡلِمُواْ لَهُۥ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ
Rabbinize yönelin. Azap size gelmeden önce O'na teslim olun; sonra yardım görmezsiniz
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rabbinize yönelin. Azap size gelmeden önce O'na teslim olun; sonra yardım görmezsiniz
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azab gelmeden önce tevbe ile Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Sonra kurtulamazsınız.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Azap yakanıza yapışmadan Rabbinize dönüp O'na teslim olun! Sonra size yardım edilmez.
Süleyman Ateş
Size azab gelip çatmadan Rabbinize dönün, O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
And return [in repentance] to your Lord and submit to Him before the punishment comes upon you; then you will not be helped
Fransızca
Et revenez repentant à votre Seigneur, et soumettez-vous à Lui, avant que ne vous vienne le châtiment et vous ne recevez alors aucun secours
İspanyolca
Arrepiéntanse ante su Señor y sométanse a Él como musulmanes, antes de que los sorprenda el castigo, y entonces no sean socorridos
Rusça
Обратитесь к вашему Господу и покоритесь Ему до того, как мучения явятся к вам, ведь тогда вам уже не будет оказана помощь
Endonezce
Dan kembalilah kamu kepada Tuhanmu, dan berserah dirilah kepada-Nya sebelum datang azab kepadamu, kemudian kamu tidak dapat ditolong
Bengalce
তোমরা তোমাদের পালনকর্তার অভিমূখী হও এবং তাঁর আজ্ঞাবহ হও তোমাদের কাছে আযাব আসার পূর্বে। এরপর তোমরা সাহায্যপ্রাপ্ত হবে না
Çince
在刑罚来临你们,而你们不获援助以前,你们当归依你们的主。你们当顺从他。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Size kıyamet gününün azabı gelmeden önce tövbe ederek ve salih ameller işleyerek Rabbinize dönün ve O'na itaat edin. Sonra da sizi azaptan kurtarmak için, putlarınızdan ya da ailenizden yardımcı olmaya çalışan birilerini bulamazsınız.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
53- De ki:“Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Zira O, çok bağışlayıcıdır, pek merhamelidir.” 54- Size azap gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. 55- Siz hiç farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun! 56- Tâ ki hiç kimse:“Allah’ın hakkı konusunda işlediğim kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana! Gerçekten ben, alay edenlerdendim” demesin. 57- Yahut:“Eğer Allah bana hidâyet verseydi, elbette takvâ sahiplerinden olurdum” demesin. 58- Ya da azabı gördüğünde:“Keşke (dünyaya) geri dönme imkânım olsa da ihsan sahiplerinden olsam!” demesin. 59- “Hayır, sana âyetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştun.” 53. Yüce Allah, kulları arasından çokça günah işlemiş kimselere lütuf ve kereminin çokluğunu bildirmekte ve böyle bir imkân ellerinden gitmeden önce onları kendisine dönmeye teşvik ederek şöyle buyurmaktadır: Ey Peygamber ve ondan sonra Allah’ın dinine davet etmekte onun yerine geçenler! Kullara Rableri hakkında haber vererek “de ki:” Nefislerinin kendilerini çağırdığı günahları işlemek ve gaybleri bilen Allah’ı gazaplandıran yollarda yürümek sureti ile “nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!” O takdirde kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmış olur, “Günahlarımız artık çoğaldı, kusurlarımız üst üste birikti, bunları ortadan kaldırmaya imkan yok, bunları silmenin yolu yok”, diyerek isyan üzere ısrara devam eder, Rahman olan Allah’ın size gazaplanmasına sebep olacak hususları işlemeye devam edersiniz. Fakat siz Rabbinizi O’nun keremine, cömertliğine delâlet eden isimleri ile tanıyın ve bilin ki “Allah bütün günahları bağışlar.” Şirki, öldürmeyi, zinayı, faizi, zulmü ve bunların dışında kalan küçük büyük tüm günahları bağışlar. “Zira O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Yani mağfiret etmek ve rahmet buyurmak, O’nun kendisinden ayrılmaz zatî sıfatlarıdır. Hiçbir zaman bu sıfatlar O’nun zatından ayrı düşmez, bu sıfatların etkileri kesilmez. Varlık aleminde orayı dolduracak şekilde bunların etkileri tecelli edip durur. O’nun iki eli de gece ve gündüz cömertçe hayırlar ihsan etmektedir. Kullara yönelik nimet ve lütufları, gizli ve açık bütün hallerde ardı arkasına gelmektedir. O; bağışlamayı, alıkoymaktan daha çok sever. O’nun rahmeti gazabını geçmiş, geride bırakmıştır. 54. Ancak mağfiret ve rahmetinin bunlara ulaşmasının birtakım sebepleri vardır. Kul bu sebepleri yerine getirmeyecek olursa mağfiret ve rahmet kapılarını kendi yüzüne kapatmış olur. Bu sebeplerin en üstünü ve en değerlisi ise -dahası mağfiret ve rahmetin ondan başka bir sebebi de yoktur- şudur: samimi tevbe ile, dua ile, yalvarıp yakarmakla, Allah’ı mutlak ilâh bilip O’na boyun eğerek ibadet etmek sureti ile Allah’a yönelmek. Hep beraber bu en değerli sebebe sarılalım, bu en büyük yolu izleyelim. Bundan dolayı Yüce Allah, kendisine yönelmeyi ve bu hususta eli çabuk tutmayı emrederek şöyle buyurmaktadır:“Size azap gelmeden önce” kalplerinizle “Rabbinize yönelin ve” azalarınızla da “O’na teslim olun.” Allah’a yönelme, yalnız başına zikredildiği takdirde azaların amelleri de onun kapsamına girer. Eğer -burada olduğu gibi- teslim olmakla bir arada zikredilecek olurlarsa manası, yukarda açıkladığımız şekilde olur. Yüce Allah’ın:“Ve O’na teslim olun” buyruğunda ihlâsın gereğine ve ihlâs olmaksızın zahirî ve batınî amellerin hiçbir faydasının olmadığına delil vardır. Sizin bu dönüşünüz de “size azap” geri çevrilemeyecek bir şekilde “gelmeden önce” olmalıdır. Çünkü aksi takdirde “size yardım edilmez.” Sanki: Allah’a yönelme ve teslim oluş ne demektir? Bunların kapsamına ne girer? Bunların amelleri nelerdir? diye bir soru sorulmuş gibi Yüce Allah, bunu şu şekilde cevaplandırmaktadır: 55. Allah’ı sevmek, O’ndan korkmak, saygı ile O’na boyun eğmek, rahmetini ummak, samimi olarak kullarının iyiliğini istemek, onlara öğüt vermek, onlar için iyi şeyleri istemek, bunların zıddını terk etmek gibi size emretmiş olduğu bâtınî ameller ile namaz, oruç, zekât, hac, sadaka, çeşitli türden iyilikler vb. gibi Allah’ın emretmiş olduğu zâhirî ameller... İşte bunlar, Rabbimizden bize indirilenlerin en güzelleridir. İşte bu ve benzeri hususlarda Rabbinin emirlerine uyan bir kimse, Allah’a yönelen ve O’na teslim olan kimse demektir. “Siz hiç farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce…” Bütün bu buyruklarla Allah’a yönelip teslim olmakta eli çabuk tutmak ve fırsatları değerlendirmek teşvik edilmektedir. 56. Yüce Allah, kullarını gafletlerini sürdürme konusunda uyarmakta ve pişmanlık duyacakları ama pişmanlığın fayda vermeyeceği bir gün gelip çatmadan önce dönmelerini öğüt vermektedir. Zira o vakit geldiğinde kişi:“Allah’ın hakkı konusunda işlediğim kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana! Gerçekten ben” dünya hayatında, azabın gelişi hususunda onunla “alay edenlerdendim.” Şimdi ise onu gözlerimle gördüm!, der. 57. “Yahut: Eğer Allah bana hidâyet verseydi, elbette takvâ sahiplerinden olurdum, demesin.” Bu buyruk, temenni ifade etmekte ve şu anlama gelmektedir:“Keşke Allah bana hidâyet vermiş olsaydı da ben de O’ndan sakınan takvâlı bir kişi olsaydım ve azaptan kurtularak mükâfatı hak etse idim.” Yoksa bu buyruk, şart manasına değildir. Zira şart manasını ifade etseydi, onlar sapıklıklarına kaza ve kaderi gerekçe göstermiş olurlardı. Bu ise batıl bir gerekçedir, kıyamet gününde ise batıl bütün deliller boşa gidecektir. 58. “Ya da azabı gördüğünde” ve artık azabın geleceğini kesin olarak anladığında: “Keşke (dünyaya) geri dönme imkânım olsa da ihsan sahiplerinden olsam!” demesin” Yüce Allah, bunun imkânsız ve faydasız olduğunu, bu gibi temennilerin batıl ve gerçekle bir ilişkilerinin bulunmadığını ifade etmektedir. Çünkü kul, eğer geri döndürülecek olursa kendisine daha önce yapılan açıklamadan farklı, yeni bir açıklama yapılmayacaktır. 59. “Hayır, sana” en ufak bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmayacak şekilde hakka delil olan “âyetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış” onlara uymayıp “büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştun.” Dolayısı ile tekrar dünyaya geri döndürülmeyi istemek, boş bir şeydir. Zaten “geri döndürülürlerse de yine kendilerine yasaklanan şeylere geri dönerler.”(el-En’âm, 6/28)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah’ın yardımını kazanarak affına ve rahmetine nâil olmanın, böylece ebedî kurtuluşa ermenin temel şartı, Allah’a yönelip teslim olmak yani O’na gerektiği şekilde iman edip hükümlerine boyun eğmektir. Her ne kadar Ehl-i sünnet âlimleri, 53. âyette belirtilen ilâhî af ve mağfiretin tövbe etme şartına bağlı olmadığını belirtmişlerse de buradaki, “Allah’a yönelme ve O’na teslim olma” buyruğunun anlam olarak tövbeden farkı yoktur. Zira tövbe de sonuç itibariyle kulun günahlarından pişmanlık duyup vazgeçerek Allah’a yönelip teslim olmaya karar vermesi ve bu kararını eyleme dönüştürmesidir. 55. âyetteki “Rabbinizden size indirilen en güzel hükümlere uyun” buyruğu da bunu göstermektedir. Müfessirlerin ağırlıklı görüşlerine göre bu âyetteki “azap”la dünyevî ceza, yani müşriklerin müslümanlar karşısındaki yenilgileri kastedilmiştir; “indirilen”den maksat ise Kur’an-ı Kerîm’dir. Bu kelimenin geçtiği cümleyi, “Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun” diye çevirmek mümkünse de bu çeviri, Kur’an’ın bir bölümünün diğerinden daha güzel olduğu yönünde bir anlamaya yol açacağından isabetli görülmemiştir. Bu durumda âyetteki ahsen kelimesini, “daha güzel olan” değil, Kur’an’ın bütün hükümlerini kapsamak üzere “kusursuz güzel olan” şeklinde anlamak gerekmektedir (İbn Âşûr, XXIV, 44).
Zümer Suresi 54. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Size kıyamet gününün azabı gelmeden önce tövbe ederek ve salih ameller işleyerek Rabbinize dönün ve O'na itaat edin. Sonra da sizi azaptan kurtarmak için, putlarınızdan ya da ailenizden yardımcı olmaya çalışan birilerini bulamazsınız.