Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Onların dediklerine sabret! O kuvvet sahibi kulumuz Davûd'u an! O, tespih nağmeleri döktüren bir kul idi.
Süleyman Ateş
Onların dediklerine sabret de güçlü kulumuz Davud'u an; çünkü o (bize) çok başvururdu.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
Be patient over what they say and remember Our servant, David, the possessor of strength; indeed, he was one who repeatedly turned back [to Allah]
Fransızca
Endure ce qu'ils disent; et rappelle-toi David, Notre serviteur, doué de force [dans l'adoration] et plein de repentir [à Allah]
İspanyolca
Sé paciente [¡oh, Mujámmad!] ante lo que dicen, y recuerda a Mi siervo [el Profeta] David, quien fue dotado con una gran fuerza. Él siempre volvía a Dios en todos sus asuntos y se arrepentía con sinceridad
Rusça
Терпи то, что они говорят, и помяни Нашего могучего раба Давуда (Давида). Он всегда обращался к Аллаху
Endonezce
Bersabarlah atas apa yang mereka katakan; dan ingatlah akan hamba Kami Dawud yang mempunyai kekuatan; sungguh dia sangat taat (kepada Allah)
Bengalce
তারা যা বলে তাতে আপনি সবর করুন এবং আমার শক্তিশালী বান্দা দাউদকে স্মরণ করুন। সে ছিল আমার প্রতি প্রত্যাবর্তনশীল।
Ey Resul! Bu yalanlayanların razı olmadığın şeyler söylemelerine karşı sabret. Düşmanlarına karşı mücadele eden ve Allah'a itaatte sabırlı olan kuvvetli kulumuz Dâvûd'u hatırla. Şüphesiz o, Allah'a çokça tövbe ederek dönen ve O'nu razı eden amelleri işleyen bir kimseydi.
17- Onların söylediklerine sabret ve güçlü kulumuz Davud’u hatırla! Çünkü o, (Allah'a) çokça yönelen biri idi. 18- Biz dağları amade kıldık da onlar akşam ve kuşluk vakti onunla birlikte tesbih ederlerdi. 19- Toplu haldeki kuşları da… Her birisi yalnız ona yönelirdi. 20- Onun hükümranlığını pekiştirdik. Ona hikmeti ve hakkı batıldan ayıracak şekilde konuşup hükmetme kabiliyetini verdik.
17. Senden önceki peygamberlerin sabrettiği gibi sen de “onların söylediklerine sabret.” Çünkü sözlerinin hakka bir zararı yoktur. Sana da bir zarar veremezler. Onlar ancak kendilerine zarar vermektedirler. Allah, Rasûlüne kavminin yaptıklarına karşı sabretmeyi emretmekle birlikte sabredebilmek için yalnızca Yüce Allah’a ibadet etmekten ve gerçek ibadet edenlerin durumunu hatırlamaktan yardım almasını da emretmektedir. Nitekim bir başka âyet-i kerimede de şöyle buyurmaktadır:“O halde söylediklerine sabret, güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et.”(Tâhâ, 20/130) Allah’a ibadet edenlerin en büyüklerinden birisi de Allah’ın peygamberi Davud aleyhisselam’dır. O “güçlü” bedeni ve kalbi itibari ile Yüce Allah’a ibadet üzere büyük güç sahibi bir “kulumuz” idi. “Çünkü o” bütün işlerinde Allah’a “çokça yönelen biri idi.” Allah’ı severek, O’na bağlanarak, O’ndan korkarak, O’ndan umarak, O’na çokça yalvarıp yakararak, dua ederek Allah’a çokça yönelmekte idi. Aynı zamanda yaptığı bazı hatalardan vazgeçerek ve samimi olarak tevbe ederek de Allah’a çokça dönen birisi idi.
18-19. Onun, Rabbine çokça yönelişinin ve çokça ibadet edişinin bir sonucu olarak Yüce Allah, dağları onunla birlikte Rablerini hamd ile tesbih edecek şekilde amade kılmıştı. Ayrıca onunla birlikte “toplu haldeki kuşları da” amade kılmıştık. “Her birisi” dağlar da kuşlar da “yalnız ona” Yüce Allah’a “yönelirdi.” Çünkü bunlar Yüce Allah’ın: “Ey dağlar, siz de onunla tesbih edin ve ey kuşlar siz de!”(Sebe, 34/10) buyruğuna uyarak bu tesbihi yapıyorlardı. İşte bu, Yüce Allah’ın ona, kendisine ibadeti hususunda bir lütfu idi. Daha sonra Yüce Allah, ona ihsan etmiş olduğu pek büyük hükümdarlık lütfunu da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
20. “Onun hükümranlığını pekiştirdik.” Bu hususta ona vermiş olduğumuz sebepler ile Yüce Allah’ın kendileri vasıtası ile mülkünü sağlamlaştırdığı araç ve gereçlerin çokluğu ile ona güç verdik. Daha sonra Yüce Allah, ona ilmi de lütuf ve ihsan etmiş olduğunu belirterek “ona hikmeti” nübüvveti ve pek büyük bilgiyi “ve” insanlar arasındaki anlaşmazlıklarda/davalarda “hakkı batıldan ayıracak şekilde konuşup hükmetme kabiliyetini verdik.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an-ı Kerîm’de çeşitli vesilelerle bildirildiği üzere, Resûlullah inkâr ve kötülüklerinde ısrar edenleri uyarmak maksadıyla başlarına böyle felâketlerin geleceğini, dünyada ve âhirette cezalarını göreceklerini bildirdikçe putperestler, alay maksadıyla sık sık bu tür isteklerde bulunurlardı. 17. âyette, bu küstahça sözler karşısında son derece üzüldüğü anlaşılan Hz. Peygamber’e sabırlı olması öğütlenmekte; ayrıca İsrâil peygamberleri içinde özellikle dünyevî gücü ve iktidarıyla tanınan Hz. Dâvûd’u hatırlaması istenmektedir. Burada o gün putperest muhaliflerinin kendisini ciddiye almadıkları, mesajıyla alay ettikleri Hz. Muhammed’in de bir zaman sonra Dâvûd aleyhisselâm gibi muzaffer ve muktedir bir konuma ulaşacağına ima vardır. Nitekim tarih bunu göstermiştir.
Ey Resul! Bu yalanlayanların razı olmadığın şeyler söylemelerine karşı sabret. Düşmanlarına karşı mücadele eden ve Allah'a itaatte sabırlı olan kuvvetli kulumuz Dâvûd'u hatırla. Şüphesiz o, Allah'a çokça tövbe ederek dönen ve O'nu razı eden amelleri işleyen bir kimseydi.