Onlar Allah'ın yaratmış olduğu bazı canlılara ibadet ederek Yüce Allah'ı hakkıyla tazim edemediler. Şüphesiz Yüce Allah güçlüdür, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri yaratması güç ve kudretindendir. Müşriklerin ibadet ettiği hiçbir şeyi yaratamayan, zelil ve zayıf putların aksine Yüce Allah hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği mutlak güç sahibidir.
73- Ey insanlar! Bir misal verildi, ona kulak verin. Allah’ın dışında kendilerine yalvardıklarınız, hepsi bir araya toplansalar bile, asla bir sinek dahi yaratamazlar. Hatta bir sinek onlardan bir şey kapsa onu bile ondan geri alamazlar. İsteyen de âciz, istenen de. 74- Allah’ı gereği gibi tanıyamadılar. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, Azîzdir.
73. Bu, Yüce Allah’ın putlara tapmanın ne kadar çirkin olduğuna, putlara tapanların akıllarının ne derece eksik olduğuna, tapanların da kendilerine tapınılanların da ne kadar zayıf olduğuna dair verdiği bir misaldir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey insanlar!” Bu, mü’minlere de kâfirlere de yönelik bir hitaptır. Bu hitap ile mü’minlerin ilmi ve basireti artarken kâfirlere karşı da delil ortaya konmaktadır. “Bir misal verildi, ona kulak verin.” Bu misali iyi dinleyin, muhtevasını iyi kavrayın. Sakın ha bu misali gafil kalplerle, ilgisiz kulaklarla dinlemeyin. Kalbinizle ve kulaklarınızla bunu iyice bellemeye çalışın. İşte o misal:“Allah’ın dışında kendilerine yalvardıklarınız” bu, Allah’ın dışında dua edilen ve tapınılan bütün varlıkları kapsar “hepsi bir araya toplansalar bile asla” sizin nazarınızda mahlukatın en basiti, en değersizi olan “bir sinek dahi yaratamazlar.” Bu tapındığınız varlıklar, bu zayıf yaratığı var edemeyeceklerine göre ondan daha büyük ve güçlü bir varlığı asla var edemezler. Bu durumun daha da ötesi ise şudur:“Hatta bir sinek onlardan bir şey kapsa onu bile ondan geri alamazlar.” Bu da acizliğin en ileri derecesidir. Allah’tan başka kendisine tapınılan “isteyen de âciz” bu örnekte sinek olarak anılan “istenen de.” Yani her ikisi de acizdir, güçsüzdür. Bu güçsüz, aciz ve sahte ilahlara bağlanarak onları alemlerin Rabbi konumunda görenler ise hepsinden de daha güçsüz ve daha acizdir. 74. İşte böylesi kimseler “Allah’ı gereği gibi tanıyamadılar.” Çünkü bütün yönleri ile aciz ve muhtaç olan bir varlığı, bütün yönleri ile güçlü ve hiçbir şeye muhtaç olmayan varlık ile denk tuttular. Kendisine de başkasına da bir fayda sağlayamayan, gelecek bir zararı önleyemeyen, öldüremeyen, hayat veremeyen, ölümden sonra diriltemeyen bir yaratığı; fayda veren, zarar veren, istediğini bağışlayan, istemediğini engelleyen, mülkün mutlak sahibi, mutlak hükümranı ve mülkünde bütün türleri ile tasarrufta bulunan mutlak tasarruf sahibi ile eşit kabul ettiler. “Şüphesiz Allah çok güçlüdür, Azizdir.” Gücü de kemal derecesindedir, izzeti de kemal derecesindedir. Bütün yaratıkların mukadderatının O’nun elinde olması, hiçbir kimsenin O’nun irade ve meşîeti olmaksızın harekete geçememesi, hareket halinde iken duramaması, O’nun gücünün ve izzetinin kemalindendir. Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz. Gökleri ve yeri yok olmasınlar diye tutması, ilkinden sonuna kadar bütün yaratıkları tek bir çığlık ile ölümlerinden sonra diriltecek olması, zorbaları ve azgın ümmetleri pek önemsiz bir şeyle ve sadece azabından bir kamçı ile helâk etmiş olması… hep O’nun kuvvetinin kemalinin bir tecellisidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnsanların tek bir tanrısı bulunduğunu ikna edici biçimde ortaya koyan ve Allah’tan başkasına ibadet etmenin boş bir davranış olduğunu hatırlatan delillerden, öğüt ve uyarılardan sonra burada da, sahte tanrıların ve onlara tapanların durumunu özlü biçimde anlatan bir misal getirilmiştir. Bu temsilî anlatımda, öncelikle muhataplar bir an için, aklî muhâkemelerini kısıtlayan önyargılardan ve esiri oldukları alışkanlıklardan sıyrılıp akıllarını kullanmaya, verilen örneği can kulağıyla dinlemeye davet edilmektedir. Örnek şudur: Allah’tan başka kendilerine tapılan, yalvarılan bütün varlıklar birleşseler yine de bir sinek dahi yaratamazlar, hatta onlar sineğin kapıp götürdüğünü bile geri alma kudretine sahip değildirler. Kendinden istenen âcizdir, çünkü temizliği ve bakımı için dahi başkasına muhtaçtır; isteyen de âcizdir, çünkü yalvardığı varlığın kendisine bile hayrı yoktur, o halde isteyen de eli boş kalmaya mahkûmdur.
Buradaki misalin kimin tarafından verildiğine dair değişik yorumlar yapılmış olmakla beraber (bk. Taberî, XVII, 202-203; Şevkânî, III, 529), genellikle bunun Allah tarafından getirilmiş bir misal olduğu kabul edilir. Yine, müfessirler arasındaki genel kanaate göre, “Allah’tan başka kendilerine yalvarılıp yakarılanlar”dan maksat, müşriklerin tapındıkları putlardır. Bazılarına göre burada, insanları Allah’a itaatten alıkoyan lider kesimi kastedilmiştir; bazılarına göre ise maksat, Allah’a âsi olmaya teşvik eden şeytanlardır (Şevkânî, III, 529). “İsteyen” (tâlip) ve “kendisinden istenen” (matlûp) kelimeleriyle kastedilenler hakkında da değişik yorumlar yapılmıştır: Bir görüşe göre sineği yaratmak veya onun kaptığını kurtarmak isteyen konumunda olduğu için tâlipten maksat putlar, matlûptan maksat sinektir; diğer bir yoruma göre tâlipten maksat putlara tapanlar, matlûptan maksat putlardır (Taberî, XVII, 203; Şevkânî, III, 529).
“Allah’ı gereği gibi tanımamaları”, O’na gereğince kulluk etmemeleri ve O’na lâyık olduğu biçimde tâzimde bulunmamaları, Allah’ın verdiği nimetlerin kıymetini bilmemeleri, putlara ve süflî arzulara kulluk etmeleri gibi anlamlarla açıklanmıştır (ayrıca bk. En‘âm 6/91).
Onlar Allah'ın yaratmış olduğu bazı canlılara ibadet ederek Yüce Allah'ı hakkıyla tazim edemediler. Şüphesiz Yüce Allah güçlüdür, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri yaratması güç ve kudretindendir. Müşriklerin ibadet ettiği hiçbir şeyi yaratamayan, zelil ve zayıf putların aksine Yüce Allah hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği mutlak güç sahibidir.