Önceki ayet· 37:10Sonraki ayet· 37:12

Sâffât Suresi 11. Ayet· 37:11

↗ Sâffât suresi
Mekki
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينٖ لَّازِبِۭ
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Şimdi sor onlara: Yaratış ve yaratılış bakımından onlar mı daha güçlüdür, yoksa bizim yarattığımız şuurlular mı? Gerçek şu ki, biz onları bir cıvık çamurdan yarattık.
Süleyman Ateş
Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
Then inquire of them, [O Muhammad], "Are they a stronger [or more difficult] creation or those [others] We have created?" Indeed, We created men from sticky clay
Fransızca
Demande-leur s'ils sont plus difficiles à créer que ceux que Nous avons créés? Car Nous les avons créés de boue collante
İspanyolca
Pregúntales [a quienes desmienten la Resurrección]: "¿Acaso creen que la creación del ser humano fue más difícil que la del resto [del universo]?" Los creé de barro pegajoso
Rusça
Спроси их (людей), они созданы прочнее или то, что Мы сотворили? Воистину, Мы сотворили их из липкой глины
Endonezce
Maka tanyakanlah kepada mereka (musyrik Mekkah), "Apakah penciptaan mereka yang lebih sulit ataukah apa726) yang telah Kami ciptakan?" Sesungguhnya Kami telah menciptakan mereka dari tanah liat
Bengalce
আপনি তাদেরকে জিজ্ঞেস করুন, তাদেরকে সৃষ্টি করা কঠিনতর, না আমি অন্য যা সৃষ্টি করেছি? আমিই তাদেরকে সৃষ্টি করেছি এঁটেল মাটি থেকে।
Çince
你问他们吧!究竟是他们更难造呢?还是我所创造的更难造呢?我确已用粘泥创造了他们,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Muhammed! Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden kâfirlere bedenleri ve uzuvlarının, yarattığımız göklerden, yerden ve meleklerden daha büyük ve kuvvetli olduğunu kendilerine sor. Şüphesiz biz, onları yapışkan bir çamurdan yarattık. Nasıl olur da öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkâr ediyorlar? Hâlbuki kendileri zayıf yapışkan çamurdan yaratılmışlardır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Yemin olsun saf saf duranlara, 2- Sürüp sevkedenlere, 3- Zikir okuyanlara ki, 4- Sizin ilâhınız birdir. 5- O; göklerin, yerin ve iki arasında bulunanların Rabbidir. Doğuların da Rabbidir. 6- Şüphesiz Biz (dünyaya) en yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik. 7- Ve onu her azgın şeytandan koruduk. 8- Onlar Mele-i âlâ’yı dinleyemezler ve dört bir taraftan taşlanırlar da; 9- Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır. 10- Ancak (meleklerden) bir söz kapıp kaçıran olursa derhal parlak ve delici bir alev onun peşine düşer. 11- Şimdi sor onlara: Yaratılış yönünden kendileri mi daha zorludur yoksa bizim (şu) yarattıklarımız mı? Zira Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. (Mekke’de inmiştir. 182 âyettir) 1-4. Bu buyruklarda Yüce Allah, ulûhiyet ve rubûbiyetine dair, ibadet halinde bulunan ve Rablerinin izniyle işler gören şerefli meleklere yemin etmekte ve şöyle buyurmaktadır:“Yemin olsun saf saf duranlara,” Yani Rablerinin emirlerini yerine getirmek üzere saf saf dizilmiş meleklere; “Sürüp sevkedenlere,” Allah’ın emri ile bulutları ve başka şeyleri süren meleklere; “Zikir okuyanlara,” Allah’ın kelamını okuyan meleklere... Bu melekler, Rablerini ilah edinen, O’nun buyruklarını yerine getirerek O’na ibadet eden, bir göz açıp kapatacak süre kadar dahi O’na isyan etmeyen varlıklar olduklarından ötürü Allah, ilâh olduğuna dair onlara yemin ederek:“Sizin ilâhınız birdir” buyurmaktadır. Ulûhiyetinde O’nun hiçbir ortağı yoktur. O bakımdan ihlâsla yalnız O’nu sevin, yalnız O’ndan korkun. Yalnız O’nun rahmetini umut edin ve tüm ibadet çeşitlerini de yalnız O’na yapın. 5. Yani bunca mahlukatı yaratan, onların rızıklarını veren ve emri altına alan O’dur. Allah'ın bunlar üzerindeki rubûbiyetinde hiçbir ortağı olmadığı gibi ulûhiyetinde de hiçbir ortağı yoktur. Yüce Allah, ulûhiyet tevhidini çoğu zaman rubûbiyet tevhidi ile bir arada söz konusu ederek delillendirmektedir. Çünkü rubûbiyet tevhidi, uluhiyet tevhidine delildir. İbadetlerinde Allah’a ortak koşan müşrikler dahi rubûbiyet tevhidini kabul ve itiraf etmişlerdir. O halde bu kabul ettikleri dolayısı ile inkâr ettiklerini de kabul ve itiraf etmeleri gerekir. Yüce Allah’ın özellikle “doğrular”ı söz konusu etmesi “batılar”a da delalet etmesinden yahut da biraz sonra sözü edilecek yıldızların doğdukları yere delalet etmesinden dolayı olabilir. Bu sebeple Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 6-7. Yüce Allah yıldızlardaki oldukça büyük şu iki faydayı söz konusu etmektedir: 1. Yıldızların sema için bir süs olmaları. Yıldızlar olmasa idi sema ışıksız ve kapkaranlık olurdu. Ancak Yüce Allah, göğün dört bir yanı aydınlansın, güzel bir görünüşü olsun, kara ve denizin karanlıklarında onlarla yol bulunsun ve böylelikle bu yıldızların pek çok menfaati husule gelsin diye göğü bu yıldızlarla süslemiştir. 2. İtaatten çıkan ve azgınlığı sebebiyle mele-i âlâ’yı -ki bunlardan kasıt meleklerdir- dinlemeye kadar ulaşan her bir azgın şeytana karşı semanın korunması. 8-9. Eğer şeytalar meleklere kulak verecek olurlarsa “dört bir taraftan” delip geçen alevli ateşlerle kovulmak ve mele-i âlâ’da söylenenleri dinlemekten uzaklaştırılmak üzere “taşlanırlar.”“Onlar için sürekli bir azap da vardır.” Rablerine itaat etmemeleri ve azgınlıkları dolayısı ile onlar için hazırlanmış ve daimi olan bir azap da vardır. 10. Yüce Allah, burada böyle bir istisnada bulunmamış olsa idi, bu buyruklar şeytanların semadan kesinlikle hiçbir şey işitmediğine delil olacaktı. Ancak Yüce Allah:“Ancak (meleklerden) bir söz kapıp kaçıran olursa…” buyurmaktadır. Yani bu azgın şeytanlar arasından gizlice ve hırsızlama sureti ile tek bir söz kapanlara gelince “derhal parlak ve delici bir alev onun peşine düşer.” Bu alev, bazen ona hırsızlama kaptığı bu sözü dostlarına ulaştırmadan önce yetişir ve böylelikle semadan çaldığı o haber orada kesilir. Bazen de o delici alev ona kavuşmadan önce o, bu haberi onlara ulaştırabilir. Onların dostları da bu tek bir hak söze yüz tane yalan katar ve semadan işitilen o söz aracılığıyla o yalanları insanlara kabul ettirirler. 11. Yüce Allah, bu muaazam varlıklara dair açıklamalardan sonra şöyle buyurmaktadır:“Şimdi sor onlara” öldükten sonra tekrar yaratılacaklarını inkâr edenlere: “Yaratılış yönünden kendileri mi daha zorludur” öldükten sonra onların yeniden yaratılmaları daha mı zordur; “Yoksa bizim (şu) yarattıklarımız mı?” Diğer mahlukat mı? Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışının, insanların yaratılışından daha büyük olduğunu kabul edeceklerdir. Onların bunu kabul edişleri, öldükten sonra dirilişi de kabul etmelerini gerektirir. Hatta onlar kendi nefislerine dönüp onlar üzerinde düşünecek olsalar, kendilerinin yapışkan bir çamurdan yaratılmış olmalarının, ölümden sonra tekrar yaratılışlarından daha zor olduğunu anlayacaklardır. İşte bundan dolayı:“Zira Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.” Yani onlar, birbirine kenetlenmiş, sağlam bir çamurdan yaratıldılar, buyurmaktadır. Yüce Allah’ın şu buyruğu da bunun gibidir:“Andolsun ki Biz insanı kuru bir çamurdan, değişmiş, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.”(el-Hicr, 15/26)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıdaki âyetlerde bazılarına değinilen melekler, yer ve göklerle bunlarda bulunanlar, semayı bezeyen yıldızlar da dahil olmak üzere görünen ve görünmeyen varlıklarıyla bütün evrenin yaratılışı ile evrenin son derece karmaşık yapısı içinde kozmik bakımdan anılmaya bile değmeyecek kadar önemsiz bir yer tutan insanın yaratılışı arasında bir karşılaştırma yapılması, bu suretle ilâhî kudretin mükemmellik ve ihtişamına dair bir fikre varılması istenmektedir. Bu karşılaştırmanın bir amacı da böylesine yüce bir kudretin insanları yeniden diriltip hesaba çekmekten âciz olmadığını anlatmak, dolayısıyla putperest muhatapların bu konuyla ilgili 16-17. âyetlerde özetlenen inkârcı yaklaşımlarının temelsizliğini ortaya koymaktır. İnsanların atası olan Hz. Âdem “yapışkan çamurdan”, dolayısıyla toprak ve su unsurlarından yaratıldığı için âyet, Âdem’in bu aslî yaratılışını, soyundan gelenlere de genellemiştir. Râzî, bu yorumun yanında özetle şöyle bir yorum da getirmektedir: “Yapışkan çamur” toprak ve suyu ifade eder. Aslında her insan, sperm halinden dünyaya gelmesine, büyüyüp gelişmesine kadar hayatının her aşamasında toprak ve suya bağımlıdır; besinler, bu iki hayat kaynağına dayanır, diğer canlılar gibi insanlar da onlarla beslenir. Şu halde âyet, sadece Hz. Âdem’in değil, bütün insanların yaratılışının ve fizikî varlığının özünü dile getirmektedir (XXVI, 124). 12. âyette varlığın yaratılışı üzerine bu şekilde derinden düşünen ve oradaki ilâhî kudretin tecellilerini gören Hz. Peygamber’in hissettiği, şaşkınlık derecesine varan hayranlık duygusu; buna karşılık tefekkür derinliğinden yoksun oldukları için varlığa derinden bakmaktan âciz bulunan, üstelik uyarı ve aydınlatmalardan yararlanmaya da yanaşmayan müşriklerin alaycı tavırları bağlamında bir zihniyet ve fikir düzeyi mukayesesi yapılmaktadır (12. âyetle ilgili değişik yorumlar için bk. İbn Atıyye, IV, 467; Râzî, XXVI, 126-127; Kurtubî, XV, 69-71; İbn Âşûr, XXIII, 96).
Sâffât Suresi 11. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Muhammed! Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden kâfirlere bedenleri ve uzuvlarının, yarattığımız göklerden, yerden ve meleklerden daha büyük ve kuvvetli olduğunu kendilerine sor. Şüphesiz biz, onları yapışkan bir çamurdan yarattık. Nasıl olur da öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkâr ediyorlar? Hâlbuki kendileri zayıf yapışkan çamurdan yaratılmışlardır.