Diyanet İşleri
Ey insanlar! Sizi Bana yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de çocuklarınızdır; yalnız, inanıp yararlı iş işleyen kimselerin, işte onların yaptıklarına karşılık mükafatları kat kattır; işte onlar, yüksek derecelerde, güven içindedirler
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. Ancak iman edip de salih amel işleyenlere gelince, işte onların amellerine karşı kendilerine kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sizi bize yaklaştırıp, katımızda size yakınlık sağlayacak olan, ne mallarınızdır ne de çocuklarınız. İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapanlar müstesna. Onlara, yaptıklarının kat kat fazlası ödül vardır. Onlar, seçkin odalarda güven içindedirler.
Süleyman Ateş
Ne mallarınız, ne de evladlarınız size katımızda bir yakınlık sağlar. Ancak inanıp faydalı iş yapanlar başka. Onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükafat vardır ve onlar saraylarda güven (ve huzur) içindedirler.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sizi Allah'ın rızasına götürecek olan kendisi ile övünüp durduğunuz mallarınız ve evlatlarınız değildir. Fakat kim Allah'a iman eder ve salih ameller işlerse, işte kat kat ecirleri elde edecek olan odur. Mallar; ancak Allah yolunda harcanılarak Allah'a yakınlaştırır. Evlatlar ise duaları ile yakınlaştırır. İşte salih ameller işleyen bu Müminler için işledikleri salih ameller sebebi ile kat kat sevaplar vardır ve onlar cennette en yüksek makamlardadırlar. Orada azap, ölüm ve nimetlerin kesilme korkusundan güvendedirler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
34- Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın refah içinde şımarmış elebaşları:“Biz sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz” dediler. 35- Yine dediler ki:“Bizim malımız da evladımız da (sizden) daha çok. Biz azaba uğrayacak da değiliz.” 36- De ki:“Şüphesiz Rabbim, rızkı dilediğine bol verir (dilediğine de) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.” 37- Sizi bize yaklaştıracak olan şey, ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız. Aksine kim iman edip salih amel işlerse işte onlara amellerine karşılık olarak mükâfatları kat kat verilecektir ve onlar, yüksek köşklerde güven içinde olacaklardır. 38- Ayetlerimizi iptal etmek için yarışırcasına çalışanlara gelince işte onlar da azabın ortasına konacaklardır. 39- De ki: “Şüphesiz Rabbim, rızkı kullarından dilediğine genişletir (dilediğine de) daraltır. (Allah yolunda) her ne harcarsanız O, bu harcadığınızın yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
34. Yüce Allah, peygamberleri yalanlayan önceki ümmetlerin durumunu haber vermektedir ki onların durumu, tıpkı hali hazırda peygamberleri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanların durumu gibiydi. Allah, herhangi bir ülkeye bir peygamber gönderdi mi oranın refah içinde olup şımaran, sahip oldukları nimetlerle azan ve onlardan ötürü böbürlenen elebaşları onları inkar etmişler ve küfre sapmışlardır.
35. Onlar:“Bizim malımız da evladımız da” hakka uyanlarınkinden “daha çok. Biz azaba uğrayacak da değiliz” demişlerdir. Yani bizler, öldürüldükten sonra diriltilecek değiliz. Diriltilecek olsak dahi bize dünya hayatında bunca mal ve evlat veren, âhirette bize bundan daha fazlasını verecek ve bize azap etmeyecektir.
36. Allah ise onlara şöylece cevap vermektedir: Yüce Allah’ın rızkı genişletip yayması, sizin ileri sürdüğünüz iddianın doğruluğuna delil değildir. Rızık vermek, Allah’ın meşîetine/dilemesine bağlıdır. O, isterse kulunun rızkını genişletir, dilerse daraltır.
37. “Sizi bize yaklaştıracak olan şey, ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız.” Onlarla bize yakın olamazsınız. Sizi bize asıl yakınlaştıran, peygamberlerin getirdiklerine iman etmek, bu imanın gereği olan salih amelleri işlemektir. İşte böylelerinin Allah nezdinde mükâfatları kat kat verilecektir. Bir iyilik, on misli ile, yedi yüz misli ile hatta Allah’tan başka kimsenin bilmediği kadar kat fazlası ile mükâfatlandırılacaktır. “ve onlar yüksek köşklerde güven içinde olacaklardır.” Alabildiğine yüksek konaklarda, huzur içerisinde, kederlerden, içinde bulundukları lezzet verici şeyleri ve arzu duyulan nimetleri bulandıracak şeylerden, rahatsız edici hususlardan, üzüntülerden yana güven içerisinde bulunacaklardır. Ordan çıkarılmak gibi bir korkuları da olmayacaktır.
38. “Ayetlerimizi iptal etmek için yarışırcasına çalışanlara” bizleri ve peygamberlerimizi âciz bırakmak maksadı ile çalışıp çabalayan ve yalanlayanlara “gelince işte onlar da azabın ortasına konacaklardır.”
39. Daha sonra Allah, tekrar rızkı genişletenin ve daraltanın kendisi olduğunu dile getirerek şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz Rabbim, rızkı kullarından dilediğine genişletir (dilediğine de) daraltır.” Bu buyruğu tekrarlamasının hikmeti, bundan sonraki buyrukları ona bağlamaktır:“(Allah yolunda) her ne harcarsanız” ister farz, ister müstehap olsun, ister akraba, ister komşu, ister yoksul, ister yetim, isterse de başkasına infak edilmiş olsun “O” yani Yüce Allah “bu harcadığınızın yerine başkasını verir.” O halde infakta bulunmanın rızkı eksilteceği vehmine kapılmayın. Zira bu, rızkı dilediğine genişletip yayan, dilediğininkini de kısan yüce Zatın, infak edene infak ettiğinin yerine başkasını vereceğine dair bir vaadidir. “O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” O bakımdan rızkı O’ndan isteyin ve size izlemenizi emrettiği sebepleri de yerine getirin.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Önceki âyetlerde servet ve nüfuzunu her türlü kurtuluşun teminatı gibi görenlerin bu yanlış düşünceleri, rızkı sağlayanın yüce Allah olduğunu unutmaları açısından eleştirilmişti; burada ise bu imkânların kişiyi Allah’a yaklaştırma, O’nun rızasını elde etme ölçüsü olamayacağı; ancak bu imkânlar sağlam bir imana dayalı olarak ortaya konan iyi davranışlara dönüştürüldüğünde Allah katında değer bulacağı ifade edilmektedir.