Önceki ayet· 34:34Sonraki ayet· 34:36

Sebe' Suresi 35. Ayet· 34:35

↗ Sebe' suresi
Mekki
وَقَالُواْ نَحۡنُ أَكۡثَرُ أَمۡوَٰلٗا وَأَوۡلَٰدٗا وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ
Ve dediler ki: "Malları ve çocukları en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ve dediler ki: "Malları ve çocukları en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ve yine dediler ki: "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da, bize azab edilmez."
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da söylemişlerdir: "Biz, malca da evlatça da çoğuz. Azaba uğratılacak olanlar, bizler değiliz."
Süleyman Ateş
Ve dediler ki: "Biz malca ve evladça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak değiliz."
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
And they said, "We are more [than the believers] in wealth and children, and we are not to be punished
Fransızca
Et ils dirent: «Nous avons davantage de richesses et d'enfants et nous ne serons pas châtiés»
İspanyolca
Decían también: "Nosotros tenemos más bienes materiales e hijos que tú, y no seremos castigados
Rusça
Они говорили: «У нас больше богатства и детей, и нас не подвергнут мучениям»
Endonezce
Dan mereka berkata, "Kami memiliki lebih banyak harta dan anak-anak (daripada kamu) dan kami tidak akan diazab
Bengalce
তারা আরও বলেছে, আমরা ধনে-জনে সমৃদ্ধ, সুতরাং আমরা শাস্তিপ্রাপ্ত হব না।
Çince
他们说:“我们财产更富,儿子更多,我们将来绝不会受惩罚。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu gösterişci, böbürlenen makam sahipleri şöyle dediler: "Biz, malca ve evlatça daha çoğuz. Sizin, bizim azap olunacağımıza dair iddianız da yalandır. Bizler, dünyada da ahirette de azap olunacak değiliz."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
34- Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın refah içinde şımarmış elebaşları:“Biz sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz” dediler. 35- Yine dediler ki:“Bizim malımız da evladımız da (sizden) daha çok. Biz azaba uğrayacak da değiliz.” 36- De ki:“Şüphesiz Rabbim, rızkı dilediğine bol verir (dilediğine de) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.” 37- Sizi bize yaklaştıracak olan şey, ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız. Aksine kim iman edip salih amel işlerse işte onlara amellerine karşılık olarak mükâfatları kat kat verilecektir ve onlar, yüksek köşklerde güven içinde olacaklardır. 38- Ayetlerimizi iptal etmek için yarışırcasına çalışanlara gelince işte onlar da azabın ortasına konacaklardır. 39- De ki: “Şüphesiz Rabbim, rızkı kullarından dilediğine genişletir (dilediğine de) daraltır. (Allah yolunda) her ne harcarsanız O, bu harcadığınızın yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. 34. Yüce Allah, peygamberleri yalanlayan önceki ümmetlerin durumunu haber vermektedir ki onların durumu, tıpkı hali hazırda peygamberleri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanların durumu gibiydi. Allah, herhangi bir ülkeye bir peygamber gönderdi mi oranın refah içinde olup şımaran, sahip oldukları nimetlerle azan ve onlardan ötürü böbürlenen elebaşları onları inkar etmişler ve küfre sapmışlardır. 35. Onlar:“Bizim malımız da evladımız da” hakka uyanlarınkinden “daha çok. Biz azaba uğrayacak da değiliz” demişlerdir. Yani bizler, öldürüldükten sonra diriltilecek değiliz. Diriltilecek olsak dahi bize dünya hayatında bunca mal ve evlat veren, âhirette bize bundan daha fazlasını verecek ve bize azap etmeyecektir. 36. Allah ise onlara şöylece cevap vermektedir: Yüce Allah’ın rızkı genişletip yayması, sizin ileri sürdüğünüz iddianın doğruluğuna delil değildir. Rızık vermek, Allah’ın meşîetine/dilemesine bağlıdır. O, isterse kulunun rızkını genişletir, dilerse daraltır. 37. “Sizi bize yaklaştıracak olan şey, ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız.” Onlarla bize yakın olamazsınız. Sizi bize asıl yakınlaştıran, peygamberlerin getirdiklerine iman etmek, bu imanın gereği olan salih amelleri işlemektir. İşte böylelerinin Allah nezdinde mükâfatları kat kat verilecektir. Bir iyilik, on misli ile, yedi yüz misli ile hatta Allah’tan başka kimsenin bilmediği kadar kat fazlası ile mükâfatlandırılacaktır. “ve onlar yüksek köşklerde güven içinde olacaklardır.” Alabildiğine yüksek konaklarda, huzur içerisinde, kederlerden, içinde bulundukları lezzet verici şeyleri ve arzu duyulan nimetleri bulandıracak şeylerden, rahatsız edici hususlardan, üzüntülerden yana güven içerisinde bulunacaklardır. Ordan çıkarılmak gibi bir korkuları da olmayacaktır. 38. “Ayetlerimizi iptal etmek için yarışırcasına çalışanlara” bizleri ve peygamberlerimizi âciz bırakmak maksadı ile çalışıp çabalayan ve yalanlayanlara “gelince işte onlar da azabın ortasına konacaklardır.” 39. Daha sonra Allah, tekrar rızkı genişletenin ve daraltanın kendisi olduğunu dile getirerek şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz Rabbim, rızkı kullarından dilediğine genişletir (dilediğine de) daraltır.” Bu buyruğu tekrarlamasının hikmeti, bundan sonraki buyrukları ona bağlamaktır:“(Allah yolunda) her ne harcarsanız” ister farz, ister müstehap olsun, ister akraba, ister komşu, ister yoksul, ister yetim, isterse de başkasına infak edilmiş olsun “O” yani Yüce Allah “bu harcadığınızın yerine başkasını verir.” O halde infakta bulunmanın rızkı eksilteceği vehmine kapılmayın. Zira bu, rızkı dilediğine genişletip yayan, dilediğininkini de kısan yüce Zatın, infak edene infak ettiğinin yerine başkasını vereceğine dair bir vaadidir. “O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” O bakımdan rızkı O’ndan isteyin ve size izlemenizi emrettiği sebepleri de yerine getirin.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Her toplumda görülen sefahata dalmış varlıklı şımarık kesimin ilâhî bildirimler karşısında ortaya koyduğu çarpık mantığın ve küstah tavrın tasvir edildiği bu âyetlerde, rızkın asıl sahibi Allah Teâlâ olduğu halde bazı insanların yine O’nun verdiği imkânlara dayanarak O’na karşı direnmeye ve baş kaldırmaya çalışmasının tutarsızlığına dikkat çekilmektedir. Şayet onların gerekçeleri sağlıklı olsaydı o zaman insanlığın bütün imkânların paylaşımını kendi tercihlerine göre düzenleyebilmesi gerekirdi. Oysa bu hiçbir zaman gerçekleştirilememiştir (bk. Rûm 30/37).
Sebe' Suresi 35. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu gösterişci, böbürlenen makam sahipleri şöyle dediler: "Biz, malca ve evlatça daha çoğuz. Sizin, bizim azap olunacağımıza dair iddianız da yalandır. Bizler, dünyada da ahirette de azap olunacak değiliz."