Önceki ayet· 3:10Sonraki ayet· 3:12

Âl-i İmrân Suresi 11. Ayet· 3:11

↗ Âl-i İmrân suresi
Medeni
كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları günahlarından dolayı yok (helak) etti. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları günahlarından dolayı yok (helak) etti. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandır.
Yaşar Nuri Öztürk
Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanlamışlardı da Allah, onları günahları yüzünden yakalamıştı. Allah, cezayı çok şiddetli vermektedir.
Süleyman Ateş
Fir'avn ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Onlar da ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah'ın cezası çetindir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
[Theirs is] like the custom of the people of Pharaoh and those before them. They denied Our signs, so Allah seized them for their sins. And Allah is severe in penalty
Fransızca
comme les gens de Pharaon et ceux qui vécurent avant eux. Ils avaient traité de mensonges Nos preuves. Allah les saisit donc, pour leurs péchés. Et Allah est dur en punition
İspanyolca
Les sucederá lo mismo que a la gente del Faraón y quienes les precedieron. Ellos desmintieron Mis signos. Pero Dios los castigó por sus pecados. Dios es severo en el castigo
Rusça
Таким же образом вели себя сородичи Фараона и те, которые жили до них. Они сочли ложью Наши знамения, и Аллах схватил их за грехи, ведь Аллах суров в наказании
Endonezce
(Keadaan mereka) seperti keadaan pengikut Fir'aun dan orang-orang yang sebelum mereka. Mereka mendustakan ayat-ayat Kami, maka Allah menyiksa mereka disebabkan dosa-dosanya. Allah sangat berat hukuman-Nya
Bengalce
ফেরআউনের সম্প্রদায় এবং তাদের পূর্ববর্তীদের ধারা অনুযায়ীই তারা আমার আয়াতসমূহকে মিথ্যা প্রতিপন্ন করেছে। ফলে তাদের পাপের কারণে আল্লাহ তাদেরকে পাকড়াও করেছেন আর আল্লাহর আযাব অতি কঠিন।
Çince
(他们的情状),犹如法老的百姓和他们以前的各民族的情状一样;他们否认安拉的迹象,故安拉因他们的罪恶而惩治他们。安拉的刑罚是严厉的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İşte bu kafirlerin hali, Allah'ı inkâr edip O'nun ayetlerini yalanlayan firavun ailesi ve ondan öncekilerin hali gibidir. Allah, günahları sebebi ile onlara azap edecektir. Onlara malları ve evlatları fayda vermeyecektir. Kendisini inkâr edenler ve ayetlerini yalanlayanlar için Allah'ın azabı şiddetlidir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
10- Kâfirlere ne mallarının, ne de evlatlarının Allah’a karşı hiçbir faydası olmayacaktır. İşte ateşin yakacağı da onlardır. 11- Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan önce gelenlerin yaptıkları gibi. Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarından dolayı yakalayıverdi. Allah cezası pek şiddetli olandır. 10-11. Yüce Allah Kıyamet gününü söz konusu ettikten sonra Allah’a küfredenlerin, peygamberlerini yalanlayanların cehenneme girmelerinin ve orayı boylamalarının kaçınılmaz olduğunu zikretmektedir. Bunların malları ve evlatları Allah’ın azabına karşı kendilerine herhangi bir fayda sağlamayacaktır. Dünya hayatında da başlarına, Firavun’un ve Allah’ın âyetlerini yalanlayan diğer ümmetlerin başına gelen ceza ve azapların benzerinin geleceğini bildirmektedir ki “Allah onları günahlarından dolayı yakalayıverdi” ve onlara uhrevi cezalar ile birleştirilecek şekilde dünyevi cezaları da derhal verdi. “Allah cezası pek şiddetli olandır.” Sakın O’nun cezasını küçümsemeye kalkışmayın, böyle yaparsanız küfür ve yalanlamayı sürdürmek size kolay gelir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyette Firavun hânedanı ve onlardan önceki inkârcılarla 10. âyette belirtilen (Kur’an’ın muhatabı olan) inkârcılar arasında kurulan benzerlik ilişkisinin hangi açıdan olduğu hususunda farklı yorumlar yapılmıştır. Âyette geçen de’b kelimesinin “çaba sarfetme, devamlılık, âdet, durum” gibi anlamlarının bulunması bu yorumlarda etkili olmuştur. Buna göre her iki gruptaki inkârcıların: a) Peygamberleri yalanlamada çok büyük çaba harcadıkları, b) bu tavır ve tutumda farklılık göstermedikleri, c) mal ve evlâtlarının Allah’ın azabına karşı kendilerini koruyamayacağı, d) cehennemde sürekli kalacakları ve cehennem ateşine yakıt olacakları, e) Allah tarafından aynı muameleye tâbi tutulacakları, f) dünyada da birtakım benzer cezalara çarptırılacakları şeklinde anlamlar verilmiştir (Râzî, VII, 185-187; Şevkânî, I, 356-357). Söz konusu kelimenin sözlük mânası ve cümle yapısı içindeki yerinden hareketle verilen bu farklı anlamların özü ve ortak noktası şudur: Kur’an’ın muhatabı olan inkârcılar, Firavun ve yandaşlarıyla örneklendirilen önceki inkârcıların durumlarından ders çıkarmalı ve kendi âkıbetlerinin de onlarınkine benzer olacağına dikkat etmelidirler.
Âl-i İmrân Suresi 11. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İşte bu kafirlerin hali, Allah'ı inkâr edip O'nun ayetlerini yalanlayan firavun ailesi ve ondan öncekilerin hali gibidir. Allah, günahları sebebi ile onlara azap edecektir. Onlara malları ve evlatları fayda vermeyecektir. Kendisini inkâr edenler ve ayetlerini yalanlayanlar için Allah'ın azabı şiddetlidir.