Önceki ayet· 29:36Sonraki ayet· 29:38

Ankebût Suresi 37. Ayet· 29:37

↗ Ankebût suresi
Mekki
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ
Ama onu yalanladılar. Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ama onu yalanladılar. Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Onu hemen yalanladılar. Bunun üzerine kendilerini o korkunç sarsıntı/korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında diz üstü çömelenler haline geldiler.
Süleyman Ateş
Onu yalanladılar, bu yüzden onları (o müthiş) deprem yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.4%
İngilizce
But they denied him, so the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone
Fransızca
Mais ils le traitèrent de menteur. Le cataclysme les saisit, et au matin, ils gisaient sans vie dans leurs demeures
İspanyolca
Pero lo desmintieron y fueron sorprendidos por un sismo estrepitoso, y amanecieron caídos de bruces [muertos] en sus propias casas
Rusça
Они сочли его лжецом, и тогда их постигло землетрясение, и они оказались повергнуты ниц в своих домах
Endonezce
Mereka mendustakannya (Syu'aib), maka mereka ditimpa gempa yang dahsyat, lalu jadilah mereka mayat-mayat yang bergelimpangan di tempat-tempat tinggal mereka
Bengalce
কিন্তু তারা তাঁকে মিথ্যাবাদী বলল; অতঃপর তারা ভূমিকম্প দ্বারা আক্রান্ত হল এবং নিজেদের গৃহে উপুড় হয়ে পড়ে রইল।
Çince
但他们否认他,地震就袭击了他们。顷刻之间,他们都僵卧在各人的家中。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ancak kavmi onu yalanladı ve bu yüzden deprem onları vurdu. Evlerinde yüzleri üzerine düşüverdiler ve topraklar yüzlerine yapıştı da hareket edemediler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
36- Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin ve (amellerinizle) âhiret gününe ümit besleyin. Fesatçı olup da yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” 37- Onu yalanladılar. Bunun üzerine onları o sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 36. Yani biz bilinen ve meşhur bir kabile olan “Medyen” ahalisine “de kardeşleri Şuayb’ı” peygamber olarak “gönderdik.” O da kendilerine yalnızca Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmelerini, öldükten sonra dirilişe iman edip bunun gerçekleşeceğine o gün için amel ederek ümit beslemeyi emretti. Yeryüzünde ölçü ve tartıları eksilterek ve yol kesiciliği yaparak da fesad çıkarmaktan vazgeçmelerini istedi. 37. “Onu yalanladılar. Bunun üzerine onları o sarsıntı” yani Allah’ın azabı “yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Şuayb aleyhisselâm Hz. Mûsâ’nın çağdaşı olan bir peygamberdir. Kitâb-ı Mukaddes’te bildirildiğine göre (Çıkış, 2/18-22; Resullerin İşleri, 7/29) uzun süre Mûsâ’yı hizmetinde çalıştırdıktan sonra onu kızıyla evlendirmiştir. Kur’an-ı Kerîm’de bu olay Hz. Şuayb’ın ismi zikredilmeden anlatılmakta (bk. Kasas 28/22-28), tefsirlerde ise Hz. Mûsâ’nın kayınpederinin Şuayb aleyhisselâm olduğu bildirilmektedir. Sînâ yarımadasının kuzeyindeki bölgenin adı olan Medyen’de peygamber olmuş; fakat onun bütün gayretlerine rağmen halkı, başka günahları yanında özellikle iş ve ticaret hayatında hukuk ve ahlâk kurallarını çiğnedikleri, insanların yolunu kesip hak dini öğrenmelerine engel oldukları için helâk olmuşlardır (bilgi için bk. A‘râf 7/85-93).
Ankebût Suresi 37. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ancak kavmi onu yalanladı ve bu yüzden deprem onları vurdu. Evlerinde yüzleri üzerine düşüverdiler ve topraklar yüzlerine yapıştı da hareket edemediler.