Önceki ayet· 29:31Sonraki ayet· 29:33

Ankebût Suresi 32. Ayet· 29:32

↗ Ankebût suresi
Mekki
قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطٗاۚ قَالُواْ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَن فِيهَاۖ لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ كَانَتۡ مِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ
İbrahim: "Ama Lut oradadır" dedi, elçiler: "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız" dediler
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İbrahim: "Ama Lut oradadır" dedi, elçiler: "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız" dediler
Elmalılı Hamdi Yazır
(İbrahim) dedi ki: "Ama orada Lut var!" Şöyle cevap verdiler: "Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o geride (azabda) kalacaklar arasındadır. "
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İbrahim dedi: "Ama orada Lût var." Dediler: "Orada kim olduğunu biz daha iyi biliyoruz. Elbette ki onu ve ailesini kurtaracağız. Karısı hariç. O, geride kalanlardan olacak."
Süleyman Ateş
(İbrahim) dedi: "Ama orada Lut var?" dediler: "Biz orada kimin bulunduğunu daha iyi biliriz. Onu ve ailesini kurtaracağız. Yalnız karısı (azabda) kalacaklardandır."
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.5%
İngilizce
[Abraham] said, "Indeed, within it is Lot." They said, "We are more knowing of who is within it. We will surely save him and his family, except his wife. She is to be of those who remain behind
Fransızca
Il dit: «Mais Lot s'y trouve!» Ils dirent: «Nous savons parfaitement qui y habite: nous le sauverons certainement, lui et sa famille, excepté sa femme qui sera parmi ceux qui périront»
İspanyolca
Dijo [Abraham]: "Pero Lot está allí". Respondieron [los ángeles]: "Nosotros conocemos mejor [que tú] quién está en ella. Lo salvaremos a él y a su familia, excepto a su mujer, que se contará entre los condenados
Rusça
Он сказал: «Но ведь там Лут (Лот)!». Они сказали: «Нам лучше знать, кто там! Мы непременно спасем его и его семью, кроме его жены, которая будет в числе оставшихся позади»
Endonezce
Ibrahim berkata, "Sesungguhnya di kota itu ada Luṭ." Mereka (para malaikat) berkata, "Kami lebih mengetahui siapa yang ada di kota itu. Kami pasti akan menyelamatkan dia dan pengikut-pengikutnya kecuali istrinya. Dia termasuk orang-orang yang tertinggal (dibinasakan)
Bengalce
সে বলল, এই জনপদে তো লূতও রয়েছে। তারা বলল, সেখানে কে আছে, তা আমরা ভাল জানি। আমরা অবশ্যই তাকে ও তাঁর পরিবারবর্গকে রক্ষা করব তাঁর স্ত্রী ব্যতীত; সে ধ্বংসপ্রাপ্তদের অন্তর্ভূক্ত থাকবে।
Çince
他说:“鲁特的确在这个城市里。”他们说:“我们知道在这个城市里的人。我们必定要拯救他和他的信徒,他的妻子除外,她是和其余的人同受刑罚的。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İbrahim -aleyhisselam- meleklere, "Sizin halkını helak etmek istediğiniz bu şehirde Lût da var ve o zalimlerden birisi değildir.” dedi. Melekler de şöyle yanıt verdiler: "Biz orada kimlerin olduğunu senden daha iyi biliyoruz. Biz onu ve bütün ailesini şehir halkının üzerine inecek olan azapla helak olmaktan kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o ise, helak olanlarla beraber kalacak ve onu da onlarla beraber helak edeceğiz."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
28. Lût’u da (göndermiştik). Hani o, kavmine şöyle demişti:“Sizler, gerçekten sizden önce hiç kimsenin yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz.” 29. “Sizler erkeklere yaklaşıyor, yol kesiyor ve meclislerinizde çirkin işler yapıyorsunuz, öyle mi?” Kavminin cevabı: “Eğer doğru söylüyorsan haydi Allah’ın azabını getir (de görelim)!” demekten başka bir şey olmadı. 30. O da dedi ki:“Rabbim! Bu fesatçı topluma karşı bana yardım et!” dedi. 31. Elçilerimiz İbrahim’e müjde getirdiklerinde dediler ki:“Biz şu şehrin halkını helâk edeceğiz. Çünkü oranın halkı, zalim kimselerdir.” 32. “Ama orada Lût da var” dedi. Onlar da:“Biz orada olanları pek iyi biliyoruz. Biz onu ve aile halkını elbette kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o, geride kalacaklardandır” dediler. 33. Elçilerimiz Lût’a gelince o, onlar sebebiyle üzüldü ve içi daraldı. Dediler ki:“Korkma ve üzülme! Çünkü biz, seni ve aile halkını kurtaracağız. Ancak karın hariç; o, geride kalacaklardandır.” 34. “Biz, bu şehir halkı üzerine fâsıklıkları sebebiyle gökten feci bir azap indireceğiz.” 35. Andolsun Biz, aklını kullanan bir toplum için o şehirden apaçık bir alamet bıraktık. 28-30. Yüce Allah Lût aleyhisselam’ı kavmine peygamber olarak göndermişti. Kavmi müşrik olmakla birlikte erkekler ile hayasızca işler yapıyor, yol kesiyor ve meclislerinde yaygın bir şekilde çirkin işler yapıyorlardı. Lût aleyhisselam onlara bütün bu hususlara dair öğütler verdi. Onlara bu işlerin bizzat çirkin şeyler olduğunu ve bunların çetin cezalara sebep olacaklarını açıkladı. Ancak akıllarını başlarına almadılar ve öğüt tutmadılar. “Kavminin cevabı: “Eğer doğru söylüyorsan haydi Allah’ın azabını getir (de görelim)!” demekten başka bir şey olmadı.” Peygamberleri de iman edeceklerinden yana ümidini kesti. Azabı hak ettiklerini anladı. Kendisinin aşırı derecedeki yalanlamalarına karşı tahammülü tükendi. O bakımdan beddua ederek:“Rabbim! Bu fesatçı topluma karşı bana yardım et, dedi.” Allah onun yaptığı bu duayı kabul etti ve onları helâk etmek üzere melekleri gönderdi. 31. Lût kavmini helâk etmek üzere gönderilen melekler, önce İbrahim aleyhisselam’a uğradılar ve ona İshak’ın doğacağı müjdesini verdiler. İshak’tan sonra da (onun oğlu olan) Yakub’un doğacağını müjdelediler. Daha sonra İbrahim aleyhisselam onlara nereye gitmek istediklerini sorunca Lût kavmini helâk etmek üzere gönderildiklerini bildirdiler. İbrahim aleyhisselam da onlarla tartışmaya koyuldu: 32. İbrahim aleyhisselam onlara:“Ama orada Lût da var” deyince onlar da kendisine: “Biz orada olanları pek iyi biliyoruz. Biz onu ve aile halkını elbette kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o, geride kalacaklardandır” dediler.” Sonra da Lût aleyhisselam’ın yanına gittiler: 33-34. Lût aleyhisselam meleklerin gelişinden tedirgin olmuş ve üzülmüştü. Onları tanımadığı için tasalanmış ve içi daralmıştı. Zira bu gelenleri yoldan geçen misâfirlerden zannetmişti. O bakımdan kavminin bunlara kötülük yapacağından korkmuştu. Melekler de ona:“Korkma ve üzülme” diyerek kendilerinin Allah’ın elçileri olduklarını bildirdiler. “Çünkü biz, seni ve aile halkını kurtaracağız. Ancak karın hariç; o, geride kalacaklardandır. Biz, bu şehir halkı üzerine fâsıklıkları sebebiyle gökten feci bir azap indireceğiz.” diyerek geceleyin aile halkı ile birlikte yola çıkıp gitmesini emrettiler. Sabah olunca Allah, diyarlarını ters çevirip başlarının üzerine yıktı ve ülkelerinin altını üstüne getirdi. Onlara pişmiş çamurdan ardı arkasına taş yağdırdı ve nihâyet bu taş yağmuru onların hepsini helak etti. Böylelikle onlar, sohbet konularından bir konu ve ibretlerden bir ibret oluverdiler. 35. Yani Lût kavminin diyarından, kalpleri ile ibretleri düşünecek ve onlardan gereği gibi faydalanacak bir topluluk için apaçık deliller/aşikar kalıntılar bırakmış bulunuyoruz. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Siz onların (yurtlarından) sabahleyin de geçip gidiyorsunuz, geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?”(es-Saffat, 37/137-138)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetlerde aktarılan Lût aleyhisselâm ve kavmiyle ilgili bilgiler, önemli ölçüde önceki bazı sûrelerde de yeri geldikçe birbirine yakın ifadelerle verilmiştir; ayrıca oralarda konuyla ilgili gerekli açıklama ve yorumları da sunmuş bulunuyoruz (bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/69-83; Hicr 14/58-77). Şu kadarını bir defa daha hatırlatalım ki, Allah Teâlâ varlık düzeni içinde doğal üremeyi ve cinsel hayatı erkekle dişi arasındaki birleşmeye bağlamıştır. Gerek burada gerekse diğer sûrelerin ilgili bölümlerinde Hz. Lût, erkekler için tek meşrû ilişki yolunun kadınlarla evlenme olduğunu açıkça belirtmiş; aynı yerlerde eşcinsellik kesin bir dille yasaklanmış; bu ahlâksızlığın yaygınlık kazandığı toplumu bekleyen âkıbetin ağır bir felâket olduğu bildirilmiştir.
Ankebût Suresi 32. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İbrahim -aleyhisselam- meleklere, "Sizin halkını helak etmek istediğiniz bu şehirde Lût da var ve o zalimlerden birisi değildir.” dedi. Melekler de şöyle yanıt verdiler: "Biz orada kimlerin olduğunu senden daha iyi biliyoruz. Biz onu ve bütün ailesini şehir halkının üzerine inecek olan azapla helak olmaktan kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o ise, helak olanlarla beraber kalacak ve onu da onlarla beraber helak edeceğiz."