Önceki ayet· 27:68Sonraki ayet· 27:70

Neml Suresi 69. Ayet· 27:69

↗ Neml suresi
Mekki
قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
De ki: "Yeryüzünde gezin, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Yeryüzünde gezin, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!"
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bir bakın nice olmuştur günahkârların sonu!"
Süleyman Ateş
De ki: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
Say, [O Muhammad], "Travel through the land and observe how was the end of the criminals
Fransızca
Dis: «Parcourez la terre et voyez ce qu'il est advenu des criminels»
İspanyolca
Di: "Viajen por el mundo y observen cuál fue el final de los que han hecho el mal
Rusça
Скажи: «Постранствуйте по земле и посмотрите, каким был конец грешников»
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Berjalanlah kamu di bumi, lalu perhatikanlah bagaimana kesudahan orang-orang yang berdosa
Bengalce
বলুন, পৃথিবী পরিভ্রমণ কর এবং দেখ অপরাধীদের পরিণতি কি হয়েছে।
Çince
你说:“你应当在地面上旅行,去观察犯罪者的结局是怎样的。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Öldükten sonra yeniden dirilişi inkâr edenlere de ki: “Yeryüzünün her tarafına gidin ve yeniden dirilişi yalanlayan mücrimlerin sonlarının nasıl olduğuna dikkatlice bir bakın. Bunu yalanlamaları sebebiyle onları helak ettik.''
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
65- De ki:“Göklerde ve yerde olan hiç kimse gaybı bilemez, onu ancak Allah bilir. Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” 66- Doğrusu onların âhiret hakkındaki bilgileri zayıftır. Dahası onlar âhiretten yana şüphe içindedirler. Hatta onlar ona karşı kördürler. 67- Kâfirler dediler ki:“Biz ve babalarımız toprak olduktan sonra mı, evet biz (bu haldeyken) mi (diriltilip kabirden) çıkartılacağız?!” 68- “Andolsun ki bu tehdit, hem bize hem de daha önce atalarımıza yapılmıştı (Ama biz böyle bir şey görmedik). Bu, eskilerin efsanlerinden başka bir şey değil!” 69- De ki:“Yeryüzünde gezin de günahkârların akıbetinin nasıl olduğuna bir bakın!” 65. Yüce Allah, göklerin ve yerin gaybını tek başına kendisinin bildiğini haber vermektedir. Nitekim Yüce Allah’ın şu buyrukları da bunu ifade etmektedir:“Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Ondan başkası bunları bilmez. Karada ve denizde ne varsa O bilir. Bir yaprak düşmeyegörsün mutlaka O onu bilir. Yeryüzünün karanlıklarında tek bir tane (bile olsa) onu bilir; yaş ve kuru müstesnâ olmamak üzere hepsi apaçık bir Kitaptadır.”(el-En’am, 6/59); “Kıyametin bilgisi muhakkak Allah’ın nezdindedir. Yağmuru O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiçbir nefis de hangi yerde öleceğini bilmez. Muhakkak Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.”(Lokman, 31/34) İşte bu ve diğer tüm gaybi hususların bilgisi Allah’a mahsustur. Bunları ne mukarreb bir melek, ne de mürsel bir nebi bilir. Bunları tek başına O bildiğine, bilgisiyle bütün sırları, bütün gizli saklıları kuşattığına göre ibadet de yalnızca O’na yapılmalıdır. aha sonra Yüce Allah, âhireti yalanlayanların bilgilerinin ne kadar kıt olduğunu haber vermekte ve bu hususta bir noktadan, daha da açık olan bir başka noktaya geçerek şöyle buyurmaktadır:“Onlar, ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” Yani öldükten sonra dirilişin, kabirlerden kalkışın ne zaman olacağını da bilmezler. Bundan dolayı bu diriliş için gerekli hazırlıkları yapmıyorlar. 66. “Doğrusu onların âhiret hakkındaki bilgileri zayıftır.” Onların âhirete dair bilgileri yakîn/kesin değildir. Kalbe ulaşan bir bilgi de değildir. İlmin en az ve en asgari derecesi ise zayıf ve güçsüz olmasıdır. Ama onların ne güçlü, ne zayıf bir bilgileri dahi yoktur. Zira “onlar âhiretten yana şüphe içindedirler.” Şüphe ise ilmi ortadan kaldırır. Çünkü ilmin hiçbir mertebesi, şüphe ile bir arada bulunmaz. “Hatta onlar ona” âhirete “karşı kördürler.” Basiretleri âhirete karşı körelmiştir. Kalplerinde âhiretin vukuuna dair ne bir bilgi, ne de bir ihtimale yer vardır. Aksine onlar, âhireti inkâr etmiş ve uzak bir ihtimal olarak kabul etmişlerdir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 67. “Kâfirler dediler ki: Biz ve babalarımız toprak olduktan sonra mı, evet biz (bu haldeyken) mi (diriltilip kabirden) çıkartılacağız?!” Yani bu, imkânsız bir şeydir, çok uzak bir ihtimaldir. Onlar, kudreti kamil olanın kudretini, kendilerinin oldukça zayıf kudretlerine kıyas ederek bu sonuca varmışlardı. 68. “Andolsun ki bu tehdit” yani öldükten sonra diriliş “hem bize hem de daha önce atalarımıza yapılmıştı.” Ancak başımıza böyle bir şey gelmedi ve buna dair bir örnek de görmedik. “Bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değil!” Bunlar, kendileriyle oyalanılan, vakit geçirilen, aslı-astarı olmayan, doğru olma ihtimali de bulunmayan geçmişlere ait haberler ve hikayelerdir. u buyruklarla Allah, yalanlayanların hallerine dair verdiği haberlerde önce onların, âhiretin ne zaman gerçekleşeceğini bilemediklerini, daha sonra onların âhiret hakkındaki bilgilerinin zayıf olduğunu, daha sonra bu bilgilerinin şüpheden ibaret olduğunu, daha sonra ise onların bu hususta kör ve basiretsiz olduklarını, en sonda da onların âhireti büsbütün inkâr ederek bunun gerçekleşmesinin çok uzak bir ihtimal olduğunu ileri sürdüklerini haber vermektedir. Yani bu sebeplerden ötürü kalplerinden âhiret korkusu çıkıp gitmiştir. Bundan dolayı da Allah’a isyanı gerektiren işleri yapmaya kalkışmışlar, kolaylıkla hakkı yalanlamış, batılı tasdik etmişlerdir. Arzu ve isteklerini yerine getirmeyi ibadetleri ifa etmeye tercih etmişler, bunun sonucunda da dünya ve âhiretlerini kaybetmişlerdir. 69. Daha sonra Yüce Allah, Peygamberlerin verdikleri haberlerin doğruluğuna dikkatleri çekerek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Yeryüzünde gezin de günahkârların akıbetinin nasıl olduğuna bir bakın!” Siz, isyanlarını sürdürdüğü halde âkıbeti pek feci olmayan tek bir günahkâr kavim bulamayacaksınız. Zira Allah onları hallerine uygun bir şekilde felaketlere ve cezalara çarptırmıştır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Âhiretin inkârı ve inkârcıların çeşitli oyunları son peygamberin muhataplarına özgü değildir; bütün peygamberler bu inkârla karşılaşmış, her şeye rağmen görevlerini yapmış, ilâhî adalet ve irade yerini bulmuştur. Şu halde son mesajın tebliğcisi de gördüğü tepkilere fazla üzülmemeli, canını sıkmamalıdır. Kur’an’ın ve Hz. Peygamber’in uyarılarına rağmen müşrikler âhiret hayatını inkâr etmekle yetinmeyip alaylı ifadelerle o hayatın ne zaman geleceğini sormaktadırlar. 72. âyette Hz. Peygamber’in bu soruya nasıl cevap vermesi gerektiği bildiriliyor. Genellikle müfessirler bu âyette müşriklerin tepesine inmek üzere olduğu bildirilen azabı Bedir Savaşı’nda başlarına gelen ölüm ve esaret olarak yorumlamışlardır (Râzî, XXIV, 214; Şevkânî, IV, 145).
Neml Suresi 69. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Öldükten sonra yeniden dirilişi inkâr edenlere de ki: “Yeryüzünün her tarafına gidin ve yeniden dirilişi yalanlayan mücrimlerin sonlarının nasıl olduğuna dikkatlice bir bakın. Bunu yalanlamaları sebebiyle onları helak ettik.''