Önceki ayet· 27:11Sonraki ayet· 27:13

Neml Suresi 12. Ayet· 27:12

↗ Neml suresi
Mekki
وَأَدۡخِلۡ يَدَكَ فِي جَيۡبِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٖۖ فِي تِسۡعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَقَوۡمِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمٗا فَٰسِقِينَ
Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (parıl parıl) çıksın. (Bu da) Fir'avn'a ve onun kavmine (göstereceğin) dokuz mu'cize içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkan bir kavimdir.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (parıl parıl) çıksın. (Bu da) Fir'avn'a ve onun kavmine (göstereceğin) dokuz mu'cize içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkan bir kavimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."
Yaşar Nuri Öztürk
"Elini koynuna sok; Firavun ve toplumuna yönelik dokuz mucizeden biri olarak pürüzsüz ve lekesiz, bembeyaz bir biçimde çıkacaktır. O Firavun ve yandaşları sapmış bir topluluk haline geldiler."
Süleyman Ateş
Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (parıl parıl) çıksın. (Bu da) Fir'avn'a ve onun kavmine (göstereceğin) dokuz mu'cize içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkan bir kavimdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.9%
İngilizce
And put your hand into the opening of your garment [at the breast]; it will come out white without disease. [These are] among the nine signs [you will take] to Pharaoh and his people. Indeed, they have been a people defiantly disobedient
Fransızca
Et introduis ta main dans l'ouverture de ta tunique. Elle sortira blanche et sans aucun mal - un des neuf prodiges à Pharaon et à son peuple, car ils sont vraiment des gens pervers»
İspanyolca
Introduce tu mano por el cuello de tu túnica y saldrá blanca, resplandeciente, sin tener ningún mal. Esto es parte de los nueve signos destinados al Faraón y a su pueblo. Ellos son un pueblo perverso
Rusça
Сунь свою руку за пазуху, и она выйдет белой (цвета молока, светящейся), без следов болезни. Вот некоторые из девяти знамений для Фараона и его народа. Воистину, они являются людьми нечестивыми»
Endonezce
(Dan masukkanlah tanganmu ke leher bajumu,592) niscaya ia akan ke luar menjadi putih (bersinar) tanpa cacat. (Kedua mukjizat ini) termasuk sembilan macam mukjizat (yang akan dikemukakan) kepada Fir'aun dan kaumnya. Mereka benar-benar orang-orang yang fasik
Bengalce
আপনার হাত আপনার বগলে ঢুকিয়ে দিন, সুশুভ্র হয়ে বের হবে নির্দোষ অবস্থায়। এগুলো ফেরাউন ও তার সম্প্রদায়ের কাছে আনীত নয়টি নিদর্শনের অন্যতম। নিশ্চয় তারা ছিল পাপাচারী সম্প্রদায়।
Çince
你把手插入你的怀中,然后,抽出来它将白亮亮的,确无恶疾。这是派你去昭示法老和他的百姓的九种迹象之一。他们确是有罪的民众。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Gömleğinin yakasından boyun tarafından elini koynuna sok ve çıkardığında alaca (abraş) hastalığı olmadan kar gibi bembeyaz çıksın. Bu sana verilen ve senin doğruluğunu ispat eden dokuz mucizeden birisidir. -Elinin bembeyaz çıkması mucizesi ile birlikte sana verilen dokuz mucize başlıca şöyledir: Âsa, başlarına gelen felaketler, tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan- Bunlar Firavun ve kavminin başına gelmiş olaylardır. Çünkü onlar Allah'a küfredip O'na itaatten çıkmış bir topluluktur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
7- Hani Mûsâ ailesine şöyle demişti:“Benim gözüme bir ateş ilişti. (Gideyim de belki) oradan size bir bilgi yahut da ısınmanız için bir parça ateş getiririm.” 8- O (ateşin) yanına gelince ona şöyle nida edildi: “O ateşin yanında ve onun çevresinde olanlar mübarek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi Allah (tüm eksikliklerden) münezzehtir.” 9- “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, Aziz ve Hakim olan Allah’ım!” 10- “Asanı at!” Onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bile bakmadan dönüp kaçmaya başladı. “Ey Mûsâ, korkma! Çünkü benim huzurumda rasûller korkmaz.” 11- “Ancak zulmeden hariç (o korkmalıdır). Ama o da kötülüğünün ardından onu güzel amelle değiştirirse (bilsin ki) Ben gerçekten çok bağışlayıcı ve pek merhametliyimdir.” 12- “Elini yakandan içeri sok da hiçbir kusur ve hastalık olmadan bembeyaz çıksın. (İşte bunlar) Firavun’a ve kavmine (karşı sunacağın) dokuz mucize arasındadır. Şüphesiz onlar, fâsık bir toplumdur. 13- Mucizelerimiz onlara açık seçik geldiğinde onlar: “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler. 14- İçten içe onlara inandıkları halde zulüm ve kibirleri sebebiyle onları inkâr ettiler. Bozguncuların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak! 7. Yani İmran oğlu Mûsâ’nın hallerinden biri olan, o şerefli ve üstün hali, yani ona vahyin ilk olarak verilişini, ilâhi risalet için Allah tarafından seçilişini ve Yüce Allah’ın onunla konuşmasını hatırla. Şöyle ki o, Medyenliler arasında bir kaç yıl kaldıktan sonra ailesi ile birlikte Medyen’den ayrılıp Mısır’a doğru yola koyulmuştu. Giderken yolunu kaybetti. Oldukça karanlık ve soğuk bir gece idi. Ailesine:“Benim gözüme bir ateş ilişti. (Gideyim de belki) oradan size” yola dair “bir bilgi yahut da ısınmanız için bir parça ateş getiririm.” Bu ifadeler, onun yolunu kaybetmiş olduğuna, hem kendisinin hem de ailesinin çokça üşümüş olduğunu göstermektedir. 8. Yani şanı Yüce Allah ona: Burası mukaddes ve mübarek bir yerdir, diye seslendi. Yüce Allah’ın burayı Kelimullah Mûsâ ile konuştuğu ve ona risalet görevini verdiği yer olarak seçmiş olması da buranın mübarek oluşundandır. “Âlemlerin Rabbi Allah (tüm eksikliklerden) münezzehtir.” Hakkında eksiklik veya şer düşünülemeyecek kadar yücedir. Aksine O, sıfatlarıyla da fiilleriyle de kâmildir, eksiksizdir. 9. Cenab-ı Allah Mûsâ’ya, ibadete yalnızca kendisinin hak sahibi olduğunu, O’na hiçbir şekilde ortak koşulmaması gerektiğini haber vermektedir. Nitekim başka bir âyet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:“Hiç şüphesiz ben, Allah’ım; benden başka (hak) ilâh yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namazı dosdoğru kıl”(Tâ-Hâ, 20/14)“Aziz” gücü her şeyi hakimiyeti altına alan, bütün mahlukatın kendisine zillet ve itaatle boyun eğdiği zat demektir. “Hakim” ise emrinde de yaratmasında da hikmeti sonsuz olan demektir. Kulu imran oğlu Mûsâ’yı peygamber olarak göndermesi de O’nun hikmetinin bir tecellisidir. Çünkü Yüce Allah onun, risaletine, vahyine ve kendisiyle konuşmasına layık olduğunu bilmiştir. Yalnızca O’na güvenip dayanman, yalnızlığından kurtulman için O’na sığınman, düşmanların çokluğuna ve baskılarına karşı O’nun himayesine girmen de Allah’ın izzetinin bir gereğidir. Çünkü onların hepsinin idaresi, Allah’ın elindedir. Bütün hareketleri ve sükünları O’nun yönetimi iledir. 10. “Asanı at” emri üzerine o da asasını bıraktı. “Onun” çabucak hareket eden “çevik” erkek “bir yılan gibi hareket ettiğini görünce” beşer tabiatının bir gereği olarak gördüğü o yılandan dehşete kapılıp “arkasına bile bakmadan dönüp kaçmaya başladı.” Yüce Allah da ona: “Ey Mûsâ, korkma” diye seslendi. Bir başka âyet-i kerimede de:“Ey Mûsâ, geri gel ve korkma! Çünkü sen güven içinde olanlardansın”(el-Kasas 28/31)“Çünkü benim huzurumda rasûller korkmaz.” Zira bütün korkulacak şeyler O’nun kaza ve kaderi, O’nun emir ve idaresi kapsamı içerisindedir. Allah’ın kendilerini özellikle risaletine mazhar kıldığı ve vahyi için seçtiği kimselerin, özellikle de Yüce Allah’a daha yakın oldukları ve O’nla konuşma lütfuna mazhar oldukları bir konumda Allah’tan başkasından korkmaları onlara yakışmaz. 11. “Ancak zulmeden hariç (o korkmalıdır)” İşte korkulacak ve yalnızlığın sıkıntısının duyulacağı durum budur. Buna sebep de önceden işlenen zulümler ve suçlardır. Peygamberlere gelince onlar ne diye yalnızlıktan çekinsinler ve korksunlar ki? Bununla birlikte Allah’a isyan ile nefsine zulmedip sonra da tevbe edip Rabbine yönelen ve “kötülüğünün ardından onu güzel amelle” değiştiren, yani kötülüklerin yerine iyiliklere, masiyetlerin yerine itaatlere yönelen kimseye karşı Allah çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir. O nedenle hiç kimse Yüce Allah’ın rahmetinden ve mağfiretinden ümit kesmesin. Elbetteki O, bütün günahları bağışlar. O, kullarına annenin çocuğuna olan merhametinden daha çok merhametlidir. 12. “Elini yakandan içeri sok da hiçbir kusur ve hastalık olmadan” görenlerin gözlerini parıltısı ile kamaştıracak şekilde göz alıcı ve “bembeyaz çıksın.” Asanın yürüyen bir yılana dönüşmesi ile yakandan bembeyaz olarak elini çıkarman, Firavun ve kavmini davet esnasında göstereceğin “dokuz mucize”den iki tanesidir. “Şüphesiz onlar fasık bir toplumdur.” Şirkleriyle, azgınlıklarıyla, Allah’ın kullarına büyüklük taslamalarıyla ve yeryüzünde haksız yere büyüklenmeleri dolayısıyla onlar haddi aşmış kimselerdir. 13. Mûsâ aleyhisselam, Firavun ve çevresindeki ileri gelenleri Yüce Allah’ın yoluna davet etti ve kendilerine mucizelerini gösterdi. Ama “Mucizelerimiz onlara açık seçik” hakka delâlet edecek şekilde, aydınlık saçıcı ve gözlerin güneş aydınlığı sayesinde görmesi gibi onlar sayesinde de basiretin aydılandığı bir halde “geldiğinde onlar: Bu apaçık bir sihirdir, dediler” Bu bir sihirdir, demekle de yetinmeyip onu apaçık olmakla, herkes tarafından açıkça görülmekle de nitelendirdiler. Bu ise çok şaşılacak bir husustur. Çünkü açık seçik mucizeler ve göz kamaştırıcı nurlar, aldatmacalar ve açıkça büyü olduğu görülen şeyler arasına katılmaktadır. Acaba bu, hakka karşı bile bile direnmenin ve yüzsüzce ileri sürülen safsataların bir örneği değil midir? 14. “İçten içe onlara inandıkları halde” yani onların bu inkârları şüphe veya tereddüte dayalı değildi, aksine “zulüm ve kibirleri sebebiyle onları” Allah’ın âyet ve mucizelerini bile bile “inkâr ettiler.” Onların bu âyet ve mucizeleri -doğru olduklarına kesin olarak inanmalarına rağmen- bile bile inkâr etmeleri, Rablerinden gelen hakka ve bizzat kendi kendilerine karşı zalimlik etmelerinden ve hem hakka karşı, hem kullara karşı, hem de peygamberlere itaate karşı kibirlenmelerinden ve üstünlük taslamalarından kaynaklanıyordu. “Bozguncuların âkıbetinin nasıl” en kötü akibet “olduğuna bir bak!” Yüce Allah, onları darmadağın etti, denizde boğdu, onları rezil ve rüsvay etti. Onların kaldıkları yerleri de onların ezdiği zayıf kullara miras olarak verdi.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Mûsâ’nın kıssası çeşitli yerlerde çeşitli vesilelerle anlatıl­maktadır. Burada anlatılanlar biraz daha genişçe ve farklı üslûplarla A‘râf (7/104-136), Tâhâ (20/9-98) ve Kasas (28/2-46) sûrelerinde de yer almıştır. Bu âyetlerin bağlamından ve bunlar üzerine yapılan yorumlardan anlaşıldığına göre bu olay Hz. Mûsâ’nın ailesiyle birlikte Medyen’den Mısır’a yaptığı yolculuk esnasında soğuk bir gecede meydana gelmiştir. Müfessirler, Hz. Mûsâ’nın ateş sandığı ışığın gerçekte ilâhî bir nur olduğunu belirtirler (bilgi için bk. Tâhâ 20/10; Taberî, XIX, 132-133; Şevkânî, IV, 122). Ateşin, yani nurun bulunduğu yerde mübarek kılınandan maksat Hz. Mûsâ, çevresindekiler ise Cebrâil ve o yeri aydınlatmakla görevli meleklerdir (İbn Âşûr, XIX, 226). Mecazi anlamda ateş peygamberlere mahsus mânevî aydınlanma olarak da yorumlanmıştır (Esed, II, 763). Buna göre ateşin içinde olan Mûsâ, çevresinde olanlar da ona iman edenlerdir. Zemahşerî’ye göre ateşten maksat onun bulunduğu yerdir. Burada mübarek kılınanlar ise Mûsâ ile o yerin çevresinde bulunan kutsal topraklardır (III, 137). 8. âyetin son bölümünde Allah’ın, sadece İsrâiloğulları’nın değil, âlemlerin, bütün insanlığın rabbi olduğu vurgulanmakta, 9. âyette ise Allah’ın mutlak galip ve hikmet sahibi olduğu belirtilerek tevhid mücadelesinde ancak O’na güvenip dayanmak gerektiğine işaret edilmektedir (asâ mûcizesi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/107; Tâhâ 20/17-21). 11. âyet genel olarak, haksızlık ettikten sonra pişman olup tövbe eden kimselerin günahlarının bağışlanacağına, özel olarak da gençliğinde bir Mısırlı’yı kasıtsız olarak öldürmüş olan Hz. Mûsâ’nın bağışlanacağına işaret etmektedir (Şevkânî, IV, 123; İbn Âşûr, XIX, 230; Mûsâ hakkında ayrıca bk. Kasas 28/15-16). İlâhî mesajı Firavun’a tebliğ etmekle görevlendirilen Hz. Mûsâ dokuz mûcize ile desteklenmiştir. Bunlardan sadece ikisi yani asâsının yılana dönüşmesi ve elini koynuna sokunca –sapasağlam olduğu halde– bembeyaz çıkması şeklindeki mûcizeleri burada zikredilmiş, diğerleri ise başka sûrelerde anlatılmıştır (meselâ bk. A‘râf 7/103-108, 130-136; İsrâ 17/101). Firavun ve onun ileri gelen adamları, Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mûcizelerin insanları ikna ettiğini görüp kendileri bile bundan etkilenince şaşırıp kalmışlar; ancak iman etmeyi gurur ve kibirlerine yediremedikleri için inkâr yolunu tutup, mûcizelerin düpedüz sihir olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Neml Suresi 12. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Gömleğinin yakasından boyun tarafından elini koynuna sok ve çıkardığında alaca (abraş) hastalığı olmadan kar gibi bembeyaz çıksın. Bu sana verilen ve senin doğruluğunu ispat eden dokuz mucizeden birisidir. -Elinin bembeyaz çıkması mucizesi ile birlikte sana verilen dokuz mucize başlıca şöyledir: Âsa, başlarına gelen felaketler, tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan- Bunlar Firavun ve kavminin başına gelmiş olaylardır. Çünkü onlar Allah'a küfredip O'na itaatten çıkmış bir topluluktur.