Önceki ayet· 23:91Sonraki ayet· 23:93

Mü'minûn Suresi 92. Ayet· 23:92

↗ Mü'minûn suresi
Mekki
عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.
Yaşar Nuri Öztürk
Gözle görülmeyeni de görüleni de bilendir O. Uzaktır onların ortak koştuklarından.
Süleyman Ateş
(O), görünmeyeni ve görüneni bilir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.5%
İngilizce
[He is] Knower of the unseen and the witnessed, so high is He above what they associate [with Him]
Fransızca
[Il est] Connaisseur de toute chose visible et invisible! Il est bien au-dessus de ce qu'ils [Lui] associent
İspanyolca
Él es el Conocedor de lo oculto y lo manifiesto, Él está por encima de cuanto Le asocian
Rusça
Ведающий сокровенное и явное! Он превыше тех, кого они приобщают в сотоварищи
Endonezce
(Dialah Tuhan) yang mengetahui semua yang gaib dan semua yang tampak. Mahatinggi (Allah) dari apa yang mereka persekutukan
Bengalce
তিনি দৃশ্য ও অদৃশ্যের জ্ঞানী। তারা শরীক করে, তিনি তা থেকে উর্ধ্বে।
Çince
赞颂全知幽明的主,他超乎他们所用来配他的(一切东西)。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O (Allah); yaratmış olduklarından tüm gözükmeyen varlıkları, duyu organları ile algılanan ve müşahede edilen her şeyi hakkıyla bilendir. Bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Allah; bir ortağı olmasından münezzehtir, yücedir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
90- Hayır, biz onlara hakkı getirdik. Ne var ki onlar, yalancıdırlar. 91- Allah, hiç evlât edinmemiştir ve O’nunla birlikte herhangi bir ilâh da yoktur. Eğer olsaydı her bir ilâh kendi yarattığını yanına alır ve kimisi kimisine üstünlük sağlardı. Allah onların nitelendirmelerinden münezzehtir. 92- O, gaybı/görülmeyeni de görüleni de bilendir. O, ortak koştuklarından çok yücedir. 90. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Hayır, biz o yalancılara verdiği haberlerde doğruluk, emir ve yasaklarında adalet içeren hakkı getirdik. Ne diye bu hakkı ikrar ve kabul etmiyor ve onun uyulmaya en layık olduğunu söylemiyorlar? Hem onların elinde onun yerini tutacak -yalan ve zulümden başka- hiçbir şey yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah:“Ne var ki onlar, yalancıdırlar” buyurmaktadır. 91. “Allah, hiç evlât edinmemiştir ve O’nunla birlikte herhangi bir ilâh da yoktur.” Bunun yalan olduğu, hem Allah’ın ve rasullerinin haberi ile hem de akl-ı selimin delaleti ile bilinen bir husustur. Bundan dolayı Yüce Allah, iki ilâhın varlığının mümkün olmadığına dair aklî delile dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır:“Eğer olsaydı” yani dedikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar bulunsa idi “her bir ilâh kendi yarattığını yanına alır” ilâhların her birisi sadece kendi yarattıklarını yanına alır, onlarla diğerlerinden bağımsız olarak varlığını korumaya çalışır, diğer ilâhlara karşı koymaya ve onları yenmeye gayret gösterirdi. “kimisi kimisine üstünlük sağlardı.” Böylece üstünlük sağlayan yegane ilâh olurdu. Alemin var olması ve akılları dehşete düşüren bir düzen içinde varlığını sürdürmesi, birden çok ilâhın varlığı ile bir arada düşünülemez. Güneş, ay, gezegenler ve sabit yıldızlar bunu ortaya koymaktadır. Bunlar yaratıldıkları günden beri belli bir düzen ve tek bir sistem çerçevesinde hareket etmektedirler. Hepsi Allah’ın kudretine boyun eğmiştir. Bütün insanların maslahatlarına uygun bir hikmet ile idare edilmektedirler. Bunların faydası, sadece belli kimselere has değildir, herkes içindir. Bunların düzeninde en ufak bir düzensizlik, bir çelişki yoktur. En ufak bir tasarrufta dahi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Acaba bütün bunların iki rab ve ilâhın takdiri ile olması mümkün mü? “Allah, onların nitelendirmelerinden münezzehtir.” Bütün bu varlıklar, lisan-ı halleri ile dile gelmiş harikulade şekilleri ile şunu göstermiştir ki onları var eden, idare eden yalnızca bir tek ilâhtır. İsim ve sıfatları kâmildir, bütün yaratıklar rubûbiyetine ve ulûhiyetine muhtaçtır. Yüce Allah’ın rububiyeti olmaksızın var olmaları ve varlıklarını sürdürmeleri mümkün olmadığı gibi yalnızca O’na ibadet ve itaatte bulunmaksızın düzen bulmaları, varlıklarını dosdoğru bir şekilde devam ettirmeleri mümkün değildir. 92. Bundan dolayı Yüce Allah, sıfatlarının azametine dair tek bir örnek ile dikkat çekmektedir. Bu da O’nun her şeyi kuşatan ilmidir. Şöyle buyurmaktadır:“O, gaybı/görülmeyeni de” gözlerimizin ve ilmimizin dışında kalan vacip (varlığı zorunlu), müstahil (varlığı imkânsız) ve mümkün (varlığı ve yokluğu imkân dahilinde olan) her şeyi, “görüleni de” bunlardan bizim görebildiklerimizi de “bilendir. O, ortak koştuklarından çok yücedir.” Üstüntür, pek büyüktür. Onlarınsa Allah’ın bildirdiğinden başka bir bilgileri yoktur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnkârcıların en büyük yalanlarından biri Allah’ın çocuk edindiği yolundaki iddiaları, diğeri de Allah’tan başka tanrılar bulunduğu şeklindeki bâtıl inançlarıdır. Müşrik Araplar, melekleri Allah’ın kızları sayar, putlarının tanrısal güçlere sahip olduğunu ileri sürerlerdi. Âyette Araplar’ın bu bâtıl telakkilerinin yanında, Hz. Îsâ’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu ileri sürerek ona ilâhî nitelik ve işlevler yükleyen hıristiyanların da kastedildiği düşünülebilir (Râzî, XXIII, 117). Sonuç olarak Tanrı mutlak, sonsuz, sınırsız ve ortaksız irade, güç ve hâkimiyet sahibi varlık demektir. Âyetin devamı bu gerçeği dile getirmekte ve eğer iki tanrı varsa mantıkî olarak evrende iki yönetim alanı doğacağını, her tanrının kendi iktidar sahasında kendi yönetimini sürdüreceği gibi, ayrıca tanrıların birbiriyle hâkimiyet yarışına gireceklerini bildirmekte; bu suretle evrenin düzeninin bozulacağına işaret etmektedir. Allah, gerek varlığı gerekse yaratma ve yönetimi açısından kendisinin ortağı, dengi bulunduğu anlamına gelebilecek her türlü nitelemelerden, iddia ve isnatlardan münezzehtir.
Mü'minûn Suresi 92. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O (Allah); yaratmış olduklarından tüm gözükmeyen varlıkları, duyu organları ile algılanan ve müşahede edilen her şeyi hakkıyla bilendir. Bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Allah; bir ortağı olmasından münezzehtir, yücedir.