Önceki ayet· 21:11Sonraki ayet· 21:13

Enbiyâ Suresi 12. Ayet· 21:12

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
فَلَمَّآ أَحَسُّواْ بَأۡسَنَآ إِذَا هُم مِّنۡهَا يَرۡكُضُونَ
Onlar bizim baskınımızı hissettiklerinde, oradan kaçmağa koyuluyorlardı
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Onlar bizim baskınımızı hissettiklerinde, oradan kaçmağa koyuluyorlardı
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar azabımızın şiddetini hissettikleri zaman oradan kaçmaya koyuluyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Şiddetimizi hissettiklerinde hiç vakit geçirmeksizin oradan dört nala kaçıyorlardı.
Süleyman Ateş
Azabımızı hissettikleri zaman onlar, derhal oradan (kaçmak için hayvanlarını) mahmuzluyorlardı.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.5%
İngilizce
And when its inhabitants perceived Our punishment, at once they fled from it
Fransızca
Quand [ces gens] sentirent Notre rigueur ils s'en enfuirent hâtivement
İspanyolca
Cuando sintieron que Mi tormento se desencadenaba sobre ellos, trataron de escapar
Rusça
Когда они чувствовали Наше наказание, то бросались бежать от него
Endonezce
Maka ketika mereka merasakan azab Kami, tiba-tiba mereka melarikan diri dari (negerinya) itu
Bengalce
অতঃপর যখন তারা আমার আযাবের কথা টের পেল, তখনই তারা সেখান থেকে পলায়ন করতে লাগল।
Çince
当他们感觉我的严刑的时候,他们忽然奔跑。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Helak olanlar onları köklerinden söküp, yok eden azabımızı görünce, korku içinde yaşadıkları şehirlerinden hızlıca kaçıyorlardı.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
11- (Halkı) zalim olan nice ülkeleri helâk ettik ve onlardan sonra başka kavimler yarattık. 12- Onlar azabımızın geldiğini görür görmez hızlıca yurtlarından kaçmaya başlıyorlardı. 13- “Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Çünkü siz sorguya çekileceksiniz.” 14- Onlar:“Yazıklar olsun bize, çünkü biz gerçekten zalimdik” dediler. 15- Biz, onları biçilmiş bir ekin, alevi sönmüş bir ateş haline getirinceye kadar da feryatları bu oldu. 11. Yüce Allah, Peygamber’i yalanlayan bu zalimleri, önceki peygamberleri yalanlayan diğer ümmetlere neler yaptığını bildirerek sakındırmak üzere şöyle buyurmaktadır:“(Halkı) zalim olan nice ülkeleri” kökten imha eden bir azap ile “helâk ettik” onlardan tek bir kimse kalmamak üzere hepsini mahvettik. “Ve onlardan sonra başka kavimler yarattık.” 12-13. İşte bu helâk edilenlerin, Allah’ın azabını ve cezasını fark edip fiilen üzerlerine geldiğini gördüklerinde geriye dönme imkânları kalmadığı gibi tutturdukları yoldan vazgeçme imkânları da yoktu. Bu sefer pişmanlıklarından ve tedirginliklerinden dolayı ayaklarını yere vurarak tepinmekten ve kaçışmaktan başka bir şey yapamadılar. Onlara alay yollu şöyle denildi: Tepinmenin, kaçışıp durmanın ve pişmanlığın size faydası olmayacaktır, ama eğer gücünüz yetiyorsa haydi daha önce zevkini, sefasını sürdüğünüz lezzetlere, arzu ve isteklerinize, gösterişli meskenlerinize, Allah’ın emri gelinceye kadar sizleri oyalayıp duran ve aldatan o dünyanıza geri dönün. Oradaki iktidarınıza devam edin, zevk ve sefanızı sürün. Evlerinizde rahat ve huzur içerisinde ve sizlere saygı gösterilir halde kalmaya devam edin. Belki de önceden olduğunuz gibi çeşitli işleriniz için yanınıza gelenler, dünyalık ihtiyaçlarını karşılamak için sizlerden bir şeyler isteyenler olur. 14. Ama heyhat, önceki hale dönüş ne mümkün! Çünkü vakit geçmiş, ilâhi azap ve gazap tepelerine inmiş, güç ve kuvvetlerini kaybetmiş, şerefleri ve dünyaları elden gitmiş, pişmanlıkları üzerlerine çökmüş olacaktır. O bakımdan onlar:“Yazıklar olsun bize! Çünkü biz gerçekten zalimdik, dediler.” 15. “Biz, onları biçilmiş bir ekin, alevi sönmüş bir ateş haline getirinceye kadar feryatları bu oldu.” Yani onlar, biçilmiş ve üstüste yığılmış bir ekin haline gelinceye, hareketsiz kalıp sesleri sedaları kesilinceye kadar bu şekilde beddua etmeye devam ettiler. Pişmanlıklarını ifade ettiler, kendilerinin zalim olduklarını ikrar edip Yüce Allah’ın başlarına getirdiği bu azapta adaletli olduğunu kabul ettiler. Ey bu buyruklara muhatap olanlar! Sakın peygamberlerin en şereflisi olanı yalanlamaya devam etmeyin. Yoksa öncekilerin başına gelenlerin bir benzeri, sizin de başınıza da gelebilir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah Teâlâ, sahip oldukları maddî imkânlara aldanarak şımaran, azgınlaşan ve günahlara boğulan toplumların başlarına gelen felâketleri hatırlatarak Hz. Peygamber’i yalancılık ve sihirbazlıkla itham eden müşrikleri uyarmaya devam etmektedir. Bu âyetlerin muhatabı Mekke müşrikleri olmakla birlikte, yaşayışlarıyla topyekün yok olmayı hak eden her millet için bir tehdit ve uyarı anlamı taşımaktadır. Yüce Allah, geçmişteki insanların haksızlık ve azgınlıkları sebebiyle helâk edildiklerini, böylece tarih sahnesinden silinip gittiklerini anlatmak suretiyle yeni nesillerin bundan ders almalarını istemektedir. Öncekiler sahip oldukları imkânları kullanarak başlarına gelen felâketlerden kaçıp kurtulmak istedikleri halde nasıl kurtulamamışlar; haksızlıklarını itiraf etmekten, kendilerini kınamaktan başka çare bulamamışlarsa sonrakilerin de haksızlık ve azgınlık göstermeleri halinde aynı sonuçla karşılaşacaklarına işaret edilmektedir.
Enbiyâ Suresi 12. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Helak olanlar onları köklerinden söküp, yok eden azabımızı görünce, korku içinde yaşadıkları şehirlerinden hızlıca kaçıyorlardı.