Önceki ayet· 20:78Sonraki ayet· 20:80

Tâhâ Suresi 79. Ayet· 20:79

↗ Tâhâ suresi
Mekki
وَأَضَلَّ فِرۡعَوۡنُ قَوۡمَهُۥ وَمَا هَدَىٰ
Firavun, milletini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Firavun, milletini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi
Elmalılı Hamdi Yazır
Böylece Firavun kavmini yanlış yola sürükledi ve doğru yola götürmedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Firavun kendi toplumunu saptırmıştı; kılavuzluk edemedi.
Süleyman Ateş
Fir'avn toplumunu saptırdı, doğru yola iletmedi.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
And Pharaoh led his people astray and did not guide [them]
Fransızca
Pharaon égara ainsi son peuple et ne le mît pas sur le droit chemin
İspanyolca
El Faraón, en lugar de guiar a su pueblo, lo llevó al extravío
Rusça
Фараон ввел в заблуждение свой народ и не повел его прямым путем
Endonezce
Dan Fir'aun telah menyesatkan kaumnya dan tidak memberi petunjuk
Bengalce
ফেরআউন তার সম্প্রদায়কে বিভ্রান্ত করেছিল এবং সৎপথ দেখায়নি।
Çince
法老把他的百姓领入歧途,他未将他们引入正道。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Firavun küfrü güzel göstererek kavmini saptırdı. Onları batıl ile kandırdı. Hidayet yolunu onlara göstermedi.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
77- Andolsun ki biz Mûsâ’ya şunu vahyettik:“Kullarımı geceleyin yola çıkar ve onlar için denizde kupkuru bir yol aç. (Firavun tarafından) yetişilmekten yana korkun ve (boğulmaktan yana) endişen olmasın.” 78- Firavun da askerleriyle onların ardından gitti de onları denizin (kuşatıcı dalgaları) kapladı. 79- Firavun kavmini saptırdı, doğru yola götürmedi. 77-78. Mûsâ aleyhisselam açık mucizelerle Firavun ve kavmine galip gelince Mısır’da kalıp onları İslâm’a davet etmeye, İsrailoğullarını da Firavun’dan ve onun işkencelerinden kurtarmak için çalışmaya koyuldu. Firavun ise azgınlık ve nefretini, İsrailoğullarına uyguladığı ağır baskısını sürdürüyordu. Yüce Allah, bize Kur’an-ı Kerim’de anlatmış olduğu şekliyle ona pek çok mucizler ve ibretli şeyler gösterip durdu. İsrailoğulları imanlarını açığa vurmak ve onu ilan etmek imkanına sahip olmadıklarından evlerini mescid edinmiş, Firavun’a ve onun eziyetlerine katlanmak zorunda kalmışlardı. Yüce Allah da onları düşmanlarından kurtarmak, kendisine açıkça ibadet etsinler ve emirlerini uygulasınlar diye onlara yeryüzünde iktidar vermek istedi. Bu sebepten Yüce Allah peygamberi Mûsâ’ya gizlice İsrailoğulları ile sözleşmesini, yol almaları için de gecenin başlangıcından itibaren yola koyulmalarını vahiy ile bildirdi, Firavun’un ve kavminin de kendilerini takip edeceğini haber verdi. Gecenin ilk vakitlerinde bütün İsrailoğulları, kadınları ve çocukları ile yola koyuldular. Mısır ahalisi sabahı ettiklerinde onlardan hiç kimsenin olmadığını, kimseden ses-seda çıkmadığını gördüler. Düşmanları Firavun, bundan dolayı onlara karşı çok öfkelendi. Şehirlere insanları toplayacak ve İsrailoğullarının arkasından onları takibe teşvik edecek kimseler gönderdi. Ki onları yakalayıp cezalandırsiın ve öfkesini dindirsin. Ama Allah, emrini mutlaka uygular. Derken Firavun ordusunu toplayıp sabah vakti İsrailoğullarının peşine düştüler. “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları: İşte şimdi kıstırıldık, dediler.”(eş-Şuarâ, 26/61) Korkuya kapıldılar, huzursuzlandılar. Önlerinde deniz, arkalarında kin ve öfkeyle dolup taşmış Firavun vardı. Mûsâ aleyhisselam ise kalbi rahat ve huzur dolu idi. Rabbinin kendisine verdiği söze tam bir güven içerisinde:“Asla, muhakkak Rabbim benimledir, bana yol gösterecektir.”(eş-Şuarâ, 26/62) dedi. Yüce Allah da ona asası ile denize vurmasını emretti. Denizde on iki ayrı yol meydana geldi. Su ise yolların sağ ve sol yanlarında yüksek dağlar gibi oldu. Yüce Allah, suyun ortasında onlara kupkuru yollar açtı. Firavun’un kendilerine yetişmesinden korkmamalarını, suda boğulmaktan da çekinmemelerini emretti. Onlar da bu yolları takip ettiler. Derken Firavun ve askerleri gelip arkalarından o yollara girdiler. Mûsâ’nın kavmi tamamıyla dışarı çıktığında, Firavun ve kavmi de tamamıyla denizin ortasına geldiklerinde Yüce Allah, denize onların üzerine kapanmasını emretti ve denizin dalgaları onları kapladı. Hepsi de suda boğuldular, onlardan bir kişi dahi kurtulamadı. İsrailoğulları ise düşmanlarının bu halini gözleriyle seyrediyordu. Yüce Allah, düşmanlarını helâk etmek suretiyle onları mutlu kılmıştı. 79. İşte küfrün ve sapıklığın âkıbeti, Allah’ın hidâyetiyle doğru yolu bulmamanın sonu budur. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Firavun” kavmine küfrü süslü göstermesi, Mûsâ’nın getirdiklerini ise çirkin göstermesi ve kavmini hafife alması dolayısıyla “saptırdı” ve hiçbir zaman onlara “doğru yolu göstermedi.” Onları önce helâk oluşun ve sapıklığın yollarına, sonra da ilâhi azap ve intikamın yollarına soktu.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Mûsâ’nın Allah’ın lutfuyla İsrâiloğulları’nı Firavun’un zulmünden kurtarması ve bunun için denizin ortasından yol açılması mûcizesine Kur’an-ı Kerîm’in değişik yerlerinde farklı ifadelerle değinilmiştir (Firavun’un kimliği, boğulması, âyetteki “deniz” ile nerenin kastedildiği hakkında bk. A‘râf 7/135-136; Yûnus, 12/90-93; Ömer Faruk Harman, “Firavun”, DİA, XIII, 118-121).
Tâhâ Suresi 79. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Firavun küfrü güzel göstererek kavmini saptırdı. Onları batıl ile kandırdı. Hidayet yolunu onlara göstermedi.