Önceki ayet· 2:130Sonraki ayet· 2:132

Bakara Suresi 131. Ayet· 2:131

↗ Bakara suresi
Medeni
إِذۡ قَالَ لَهُۥ رَبُّهُۥٓ أَسۡلِمۡۖ قَالَ أَسۡلَمۡتُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Rabbi ona: "Teslim ol" buyurduğunda, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Rabbi ona: "Teslim ol" buyurduğunda, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbi ona, "İslâm ol!" emrini verince, o "Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum." dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbi ona, "Müslüman olup bana teslim ol!" dediğinde o şu cevabı vermişti: "Teslim oldum âlemlerin Rabbi'ne!"
Süleyman Ateş
Rabbi ona: "İslam ol!" demişti, "Alemlerin Rabbine teslim oldum." dedi.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.6%
İngilizce
When his Lord said to him, "Submit", he said "I have submitted [in Islam] to the Lord of the worlds
Fransızca
Quand son Seigneur lui avait dit: «Soumets-toi», il dit: «Je me soumets au Seigneur de l'Univers»
İspanyolca
Y [recuerden] cuando le dijo su Señor: "Entrégame tu voluntad", respondió: "Le entrego mi voluntad al Señor del Universo
Rusça
Вот сказал Господь Ибрахиму (Аврааму): «Покорись!». Он сказал: «Я покорился Господу миров»
Endonezce
(Ingatlah) ketika Tuhan berfirman kepadanya (Ibrahim), "Berserah dirilah!" Dia menjawab, "Aku berserah diri kepada Tuhan seluruh alam
Bengalce
স্মরণ কর, যখন তাকে তার পালনকর্তা বললেনঃ অনুগত হও। সে বললঃ আমি বিশ্বপালকের অনুগত হলাম।
Çince
当时,他的主对他说:“你归顺吧。”他说:“我已归顺众世界的主了。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah onu bir an önce İslama girmesi için seçtiğinde, Rabbi ona: "İbadeti yalnızca bana halis kıl. İtaat ile bana boyun eğ!" dediğinde, Rabbine cevap olarak: "Kulları yaratan, onlara rızık veren ve işlerini idare eden Allah'a teslim oldum" demişti.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
130- Kendini bilmezlerden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir ki?! Andolsun biz onu dünyada beğenip seçmişizdir. O âhirette de muhakkak salihlerdendir. 131- Rabb’i ona; “Teslim ol” dediği zaman, “Âlemlerin Rabb’ine teslim oldum” demişti. 132- İbrahim bunu oğullarına vasiyet etti. Yakub da “Oğullarım, Allah sizin için bu dini beğenip seçti, o halde siz ancak müslümanlar olarak can verin” dedi. 133- Yoksa siz ölüm Yakub’a gelip çattığı zaman orada hazır mıydınız? Hani o oğullarına; “Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?” dediği zaman onlar; “Senin ilâhın ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan bir tek ilâha ibadet edeceğiz. Biz yalnızca O’na teslim olduk.” demişlerdi. 134- Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız da sizindir. Siz onların amellerinden sorulacak değilsiniz. 130. “Kendini bilmezlerden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir ki?!” Yani kendini küçük düşüren, kendisini cahil konumuna koyan, aşağılamaya razı olan ve aldanan bir kimse gibi kendisini basit şeyler karşılığında satan kimselerden başkası İbrahim’in üstünlüğünü bilip tanıdıktan sonra onun dininden yüz çevirmez. İbrahim’in dinini isteyip arzulayandan daha doğru yolda ve daha mükemmel bir kimse olmadığı gibi, O’nun dininden yüz çevirenden daha aşağı kimse de olamaz. Daha sonra Yüce Allah İbrahim’in dünya ve âhiretteki durumunu haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Andolsun biz onu dünyada beğenip seçmişizdir”; biz onu seçtik ve kendisini onlar sebebi ile hayırlı seçkinlerden kıldığımız amellere muvaffak kıldık. “O âhirette de muhakkak” en üstün derecelere sahip olacak “salihlerdendir.” 131-132 “Rabb’i ona Teslim ol, dediği zaman” Rabb’inin emrine uyarak: “Âlemlerin Rabb’ine teslim oldum, demişti.” Yani ihlâs, tevhid, muhabbet ve tevbe ile Sana teslim oldum. Buna göre Allah’ı tevhid İbrahim’in en belirgin niteliği idi. Daha sonra o, bunu soyundan gelecekler arasında miras bıraktı ve bunu onlara tavsiye etti. Bunu soyundan gelecekler arasında kalıcı bir söz olarak bıraktı. Bu da aralarında miras olarak nesilden nesile aktarıldı ve Yakub’a kadar ulaştı ve o da bunu oğullarına vasiyet etti. O halde sizler de -Ey Yakub (İsrail) oğulları-, özellikle babanız size bunu vasiyet ettiği için bu vasiyete tam anlamı ile bağlı kalmanız ve Peygamberlerin sonuncusuna tâbî olmanız gerekmektedir. Zira Yakub şöyle demişti:“Oğullarım, Allah sizin için bu dini beğenip seçti”; bir rahmet, bir ihsan olmak üzere sizin yararınıza bu dini seçti. O halde bu dinin gereklerini yerine getirin. Bu dinin hükümlerine uymak sizin niteliğiniz olsun. Bu dinin emrettiği ahlâk ile ahlâklanın. Bu hal üzere devam edin ki ölüm ancak siz böyle bir yol üzere iken gelip sizi bulsun. Zira bir kimse belli bir şeye bağlı kalarak yaşayacak olursa, o şekilde ölür. Ne şekilde ölürse de o şekilde diriltilir. 133. Yahudiler İbrahim’in, ondan sonra da Yakub’un dini üzere olduklarını iddia ettiklerinden dolayı Yüce Allah onların tutumlarını reddeden bir üslûpla şöyle buyurmaktadır:“Yoksa siz ölüm” yani ölümün belirtileri ve sebepleri “Yakub’a gelip çattığı zaman orada hazır mıydınız?” Orada mı bulunuyordunuz? O vakit o çocuklarına hem onları sınamak hem de hayatta iken onlara vermiş olduğu tavsiyeyi yerine getirdiklerini bizzat görmek sureti ile gözü arkada kalmasın diye “Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?” demişti. Onlar da babalarının gözünü aydınlatacak şu cevabı vermişlerdi:“Senin ilâhın ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan bir tek ilâha ibadet edeceğiz”, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacağız ve hiçbir şeyi O’na denk tutmayacağız. “Biz yalnızca O’na teslim olduk.” Böylelikle tevhid ve ameli bir arada zikretmiş oldular. Bilindiği gibi (Peygamber’in çağdaşı olan yahudiler), Yakub’un yanında hazır bulunmamışlardı. Çünkü o vakit henüz var edilmemişlerdi. Yakub’un yanında hazır olmadıklarına göre de (onların iddialarının aksine) Yüce Allah; onun, oğullarına yahudiliği değil Hanifliği vasiyet etmiş olduğunu haber vermektedir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 134. “Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız da sizindir.” Yani herkesin ameli kendisinedir. Herkes yaptığının karşılığını görecektir. Hiçbir kimse bir diğerinin günahından dolayı sorumlu tutulmayacağı gibi, kimseye de kendi imanı ve takvâsından başka bir şey fayda vermeyecektir. Öyleyse sizin bu geçmiş ümmetin dini üzere olduğunuzu iddia etmekle meşguliyetiniz ve yalnızca söz söylemekle yetinmeniz, aslı olmayan boş bir iddiadır. Aksine size düşen, gerçekten kurtuluşa elverişli midir, değil midir diye halihazırdaki durumunuza bakmaktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyette yahudiler, hıristiyanlar ve putperest Araplar’a yönelik bir eleştiri bulunmaktadır. Zira 124. ve onu takip eden âyetlerden anlaşılacağı üzere, “İbrâhim’in inanç sistemi” (millet-i İbrâhim) kısaca, Allah’ın birliğini tanımak, kalben O’na teslim olmak, yalnız O’na kulluk etmek, Beytullah’ı kutsiyetine yakışmayan her türlü maddî ve mânevî kirden temiz tutmak ve orada gerekli ibadet kurallarını uygulamak gibi hükümleri içermektedir. Hz. İbrâhim’in dünyada seçkin kılınması, âhirette iyiler arasında yer alması da böyle bir dinin kendi dönemindeki en büyük temsilcisi olmasından dolayıdır. 132. âyette ifade buyurulduğu üzere o, söz konusu dini kendi çocuklarına ve dolayısıyla sonraki nesillere de vasiyet etmiştir. 132-133. âyetlerde onun torunu ve Hanîf dininin diğer bir temsilcisi olan Hz. Ya‘kub’un da kendi oğullarına aynı vasiyeti tekrar ettiği, tevhid inancından sapmamalarını emrettiği; onların da tevhid geleneğini yaşatacaklarına dair söz verdikleri bildirilmektedir. Bu durum karşısında Hz. Peygamber döneminden itibaren gerek yahudiler ve hıristiyanlar gerekse müşrik Araplar, kendilerini İbrâhim’in soyuyla bağlantılı görmelerine rağmen, İslâm dinini ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul etmemekle, temelde İbrâhimî geleneği, diğer bir deyişle Hanîf dinini de reddetmiş oluyorlardı. Çünkü hem konumuz olan âyetlerde hem de Kur’an-ı Kerîm’in başka birçok yerinde Hz. Muhammed’in getirdiği dinle İbrâhim ve diğer hak peygamberlerin getirdikleri dinlerin aynı ilâhî hakikatleri içerdiği bildirilmekte, hatta bu sûrenin 135. âyetinde müslümanlara, “Biz, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız” demeleri emredilmektedir. Öte yandan 132. âyetin son cümlesinden de anlaşılacağı üzere İbrâhim’le Ya‘kub’un, oğullarına vasiyet ettikleri din de genel anlamda İslâm’dan başkası değildi. Kur’an-ı Kerîm’de de Hz. Ya‘kub’un, İshak’ın oğlu olduğuna işaret edilir (Hûd 11/71); ayrıca Yûsuf sûresinde (12/4) Yûsuf’un babası olduğu belirtilerek oğlunun kuyuya atılmasından duyduğu derin üzüntüden ve bu olay üzerine gözlerini kaybetmesinden, engin sabrından, kıtlık üzerine oğullarını Mısır’a göndermesinden, Yûsuf’a kavuştuktan sonra gözlerinin açılmasından bahsedilir. Kur’an’da ayrıca onun sâlih kullardan olduğu (Enbiyâ 21/72), Allah’ın kendisine vahiy indirdiği (Bakara 2/136; Âl-i İmrân 3/84), Allah’ın güçlü ve basiretli kulları arasında yer aldığı (Sâd 38/45) bildirilir. Tevrat’ta, Ya‘kub peygamberin, Tanrı ile güreşip O’nu yendiği için Tanrı’nın ona İsrâil adını verdiği bildirilir (Tekvîn, 32/24-28). İslâmî kaynaklarda da İsrâil kelimesinin Hz. Ya‘kub için kullanıldığı ifade edilmekle birlikte, yahudi kaynaklarında bu kelimenin anlamı konusunda verilen bilgiler İslâm’ın ulûhiyyet ve peygamberlik inancıyla bağdaşmadığı için müslüman bilginler bu hususta farklı açıklamalar getirmişlerdir (genişbilgi için bk. Bakara 2/40).
Bakara Suresi 131. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah onu bir an önce İslama girmesi için seçtiğinde, Rabbi ona: "İbadeti yalnızca bana halis kıl. İtaat ile bana boyun eğ!" dediğinde, Rabbine cevap olarak: "Kulları yaratan, onlara rızık veren ve işlerini idare eden Allah'a teslim oldum" demişti.