Diyanet İşleri
Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah'tır. O, bir işin olmasını dilerse, ona ancak "ol" der ve olur
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
O, göklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir işin olmasını murad edince, ona yalnızca "ol!" der, o da hemen oluverir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedî' O'dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi ona sadece "Ol!" der. Artık o, oluverir.
Süleyman Ateş
(O), göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyi yaratmak istedi mi, ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah -Subhanehu ve Teâlâ- gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri benzersiz bir şekilde yaratmıştır. Eğer bir işi dileyip, takdir ederse o işe: "Ol" der; Allah'ın olmasını istediği gibi oluverir. O'nun emir ve kaderini kimse reddedemez.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
116- Onlar “Allah çocuk edindi” dediler. (Hâşâ!) O (bundan) münezzehtir. Tam aksine, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur, hepsi O’na boyun eğer. 117- O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca “Ol” der, o da oluverir.
116. “Onlar” Yani yahudiler, hıristiyanlar, müşrikler ve aynı kanaati ileri süren herkes “Allah çocuk edindi, dediler” ve böylelikle O’nun celâl ve azametine yakışmayan bir şeyi O’na nispet ettiler, alabildiğine kötü bir isnadda bulundular ve kendilerine de zulmettiler. Allah ise onların bu cahilliklerine karşı sabır göstermektedir. Onlara hilmi ile muamele etmekte, buna rağmen onlara afiyet vermekte, O’na karşı kusurlarına rağmen O onları rızıklandırmaktadır. “(Hâşâ!) O (bundan) münezzehtir.” Müşriklerin ve zalimlerin, celâl ve azametine yakışmayan bütün nitelemelerinden münezzehtir, yücedir. Her yönüyle mutlak kemâle sahip olan, hiçbir şekilde eksikliğin kendisine ulaşamadığı Rabb’imizi tenzih ederiz. Yüce Allah iddialarını reddetmekle birlikte bu kusurdan münezzeh oluşuna dair delili ve belgeyi de ortaya koyarak şöyle buyurmaktadır:“Tam aksine, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur, hepsi O’na boyun eğer” Hepsi O’nun mülkü ve O’nun kullarıdır. Onlar üzerinde mutlak mâlikin hükümranlığı altında bulunanlara tasarruf ettiği gibi tasarruf eder. Onlarsa O’nun tedbir ve idaresi altında O’na boyun eğer ve O’nun emrine göre hareket ederler. Hepsi O’nun kulları ve O’na muhtaç olduklarına, kendisinin ise onlara ihtiyacı bulunmadığına göre onlardan herhangi bir kimse nasıl olur da O’nun çocuğu olabilir? Çocuğun babasının cinsinden olması kaçınılmaz bir şeydir, çünkü çocuk babasının bir parçasından vücuda gelir. Yüce Allah mutlak mâlik ve mutlak egemendir. Sizler onun mülkiyeti ve egemenliği altındasınız. O hiçbir şeye muhtaç olmayandır, çok zengindir, siz ise muhtaçsınız. Bununla birlikte O’nun çocuğu nasıl olabilir? Bu batılın en ileri ve en çirkin derecesinde bir iddiadır. Ayette sözü edilen “boyun eğme”, iki türlüdür. Genel anlamda boyun eğme. Bu bütün yaratıkların boyun eğme ve itaatleridir ki hepsi yaratıcının idaresi altındadır. Özel anlamdaki boyun eğme ise ibadet olan boyun eğmedir. Birinci boyun eğişe bu âyet-i kerime örnektir. İkinci türe ise Yüce Allah’ın şu buyruğu örnek verilebilir:“Allah’ın huzurunda O’na gönülden boyun eğerek durun.”(el-Bakara, 238).
117. Daha sonra zâtıyla ve şanıyla Yüce olan Allah şöyle buyurmaktadır:“O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır” Yani onları daha önce benzeri bir örnek söz konusu olmaksızın sapasağlam, mükemmel ve en güzel şekilde yaratandır. “Bir şeyin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca ol der, o da oluverir.” Hiçbir iş O’na zor ve ağır gelmez ve hiçbir zaman o işin gerçekleşmesine karşı konulamaz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bazı eski dinler ve felsefî akımlarca, evrenin Allah’tan doğup taştığı veya O’ndan bir kopma olduğu şeklinde inançlar ve görüşler ileri sürülmüş olup, âyette bu tür inançlar reddedilmekte; Allah’ın semâvât ve arzı yani bütün evreni ve evrendekileri –bir asıldan, bir kaynaktan veya kendi zâtından, zâtının bir parçası olmak üzere ortaya çıkarmayıp– yoktan var ettiği; her yaratmanın da sadece bir “ol!” buyruğuyla gerçekleştiği ifade edilmektedir. Bu şekilde her şeyi yaratan ve her şeyin sahibi olan, bütün varlıkları kendi kanunlarına boyun eğdiren Allah’ın evlât edinmeye neden ihtiyacı olsun? Bu, bilgisiz inkârcıların yakıştırmalarından başka bir şey değildir.