Önceki ayet· 17:58Sonraki ayet· 17:60

İsrâ Suresi 59. Ayet· 17:59

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرۡسِلَ بِٱلۡأٓيَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلۡأَوَّلُونَۚ وَءَاتَيۡنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبۡصِرَةٗ فَظَلَمُواْ بِهَاۚ وَمَا نُرۡسِلُ بِٱلۡأٓيَٰتِ إِلَّا تَخۡوِيفٗا
Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud milletine gözle görülebilen bir mucize, bir dişi deve vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud milletine gözle görülebilen bir mucize, bir dişi deve vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz
Elmalılı Hamdi Yazır
Bizi, âyetler (mucizeler) ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd'a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi (deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.
Yaşar Nuri Öztürk
Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onunla kendilerine zulmettiler. Biz, mucizeleri yalnız korkutup sindirmek için göndeririz.
Süleyman Ateş
Bizi ayetler (mu'cizeler) göndermekten alıkoyan şey, evvelkilerin, (onları) yalanlamış olmasıdır. Semud(kavmin)e açık bir mu'cize olarak dişi deveyi verdik, o zulmetmelerine sebeb oldu (deveyi boğazlayarak kedilerine yazık etmiş oldular). Biz mu'cizeleri, yalnız korkutmak için göndeririz.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.9%
İngilizce
And nothing has prevented Us from sending signs except that the former peoples denied them. And We gave Thamud the she-camel as a visible sign, but they wronged her. And We send not the signs except as a warning
Fransızca
Rien ne Nous empêche d'envoyer les miracles, si ce n'est que les Anciens les avaient traités de mensonges. Nous avions apporté aux Thamûd la chamelle qui était un [miracle] visible: mais ils lui firent du tort. En outre, Nous n'envoyons de miracles qu'à titre de menace
İspanyolca
No les envié los milagros que pedían porque los desmentirían como lo hicieron los pueblos del pasado. Al pueblo de Zamud le envié la camella como un milagro evidente, pero cometieron la injusticia [de matarla]. Entonces les envié signos para atemorizarlos
Rusça
Мы не отправили знамения только потому, что прежние поколения не уверовали в них. Мы даровали самудянам верблюдицу как наглядное знамение, но они поступили с ней несправедливо. Мы ниспосылаем Наши знамения только для устрашения
Endonezce
Dan tidak ada yang menghalangi Kami untuk mengirimkan (kepadamu) tanda-tanda (kekuasaan Kami), melainkan karena (tanda-tanda) itu telah didustakan oleh orang terdahulu. Dan telah Kami berikan kepada kaum Samud unta betina (sebagai mukjizat) yang dapat dilihat, tetapi mereka menganiaya (unta betina itu). Dan Kami tidak mengirimkan tanda-tanda itu melainkan untuk menakut-nakuti
Bengalce
পূর্ববর্তীগণ কতৃꦣ2453; নিদর্শন অস্বীকার করার ফলেই আমাকে নিদর্শনাবলী প্রেরণ থেকে বিরত থাকতে হয়েছে। আমি তাদেরকে বোঝাবার জন্যে সামুদকে উষ্ট্রী দিয়েছিলাম। অতঃপর তারা তার প্রতি জুলুম করেছিল। আমি ভীতি প্রদর্শনের উদ্দেশেই নিদর্শন প্রেরণ করি।
Çince
我不降示迹象,那是因为前人都不承认它,我曾以母驼给赛莫德人做明证,但他们迫害了它。我降迹象只是为了恫吓。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Peygamberin sadık olduğuna delalet eden müşriklerin talep ettiği ölüyü diriltmek gibi görünen mucizeleri indirmeyi terk etmemizin sebebi evvelki ümmetlere indirmemiz ve onların bu mucizeleri yalanlamalarından başka bir şey değildir. Nitekim Semûd kavmine apaçık bir mucize olarak dişi deve vermiştik de, onu inkâr ettiler. Biz de onları günahlarına karşılık hemen azaplandırdık. Oysa bizim mucizeleri resullerin eliyle göndermemiz sadece ümmetlerini korkutmak içindir. Umulur ki onlar Müslüman olurlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
59- Bizi mucizeleri göndermekten alıkoyan tek sebep, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Nitekim Semûd kavmine apaçık bir mucize olmak üzere dişi deveyi vermiştik ama onlar (onu öldürüp) zalim oldular. Biz mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz. 60- Hani sana:“Şüphesiz Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana (İsra gecesi) gösterdiğimiz şeyleri ve Kur’an’da lanet edilen ağacı biz, ancak insanlara bir imtihan sebebi kıldık. Biz, onları korkutuyoruz; fakat bu, büyük bir azgınlıktan başka bir şeylerini artırmıyor. 59. Yüce Allah, yalanlayıcıların gösterilmesini istedikleri mucizelerin indirilmemesindeki rahmetini söz konusu etmekte ve bu mucizeleri göndermeye mani olan sebebin, onların bu mucizeleri yalanlamalarının kuvvetle muhtemel olması olduğunu zikretmektedir. Çünkü bu mucizeleri yalanlayacak olurlarsa dünyevi ceza derhal gelir ve herhangi bir erteleme söz konusu olmaksızın azap başlarına iner. Nitekim önceden de getirilmesini teklif ettikleri mucizeleri yalanlamış olan kavimlere de böyle yapılmıştı. Nitekim, Yüce Allah’ın Semûd kavmine gönderdiği mucize, en büyük mucizelerden biridir. Zira bu mucize, bütün kabilenin sütünden içtikleri, göz kamaştırıcı ve muazzam dişi deve idi. Buna rağmen onlar, onu yalanladılar. Bunun üzerine başlarına Yüce Allah’ın bizlere Kitabında anlattığı azap gelip çattı. İşte bunların durumu da aynıdır. Eğer kendilerine büyük mucizeler gelecek olsa yine de iman etmeyeceklerdir. Çünkü onların iman etmelerine engel olan şey, Peygamber’in getirdiğinin açık seçik olmaması ve hak mıdır, batıl mıdır apaçık belli olmaması değildir. Çünkü Peygamber, getirdiklerinin doğruluğuna delil olacak pek çok delil ve belgeleri de beraberinde getirmiştir. Bunlar da hidâyeti arayan kimselerin hidâyet bulmaları için yeterlidir. Bu delillerle mucizeler amaç itibariyle aynıdır. O halde bu delillere karşı takındıkları tavrın aynısını mucizeler geldiği takdirde onlara karşı takınmaları da kaçınılmaz bir şeydir. Durum böyle olduğuna göre bu mucizelerin indirilmeyişi onlar için daha hayırlı ve daha faydalıdır. “Biz mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.” Yani mucizenin gönderilmesinde amaç, insanların imana davet edilmeleri ve imana girmelerini sağlamak değildir. Mucizeler olmaksızın iman olmaz diye bir şey de yoktur. Mucizelerin gönderilmesindeki esas amaç, insanların izlemekte oldukları yanlış yoldan vazgeçmeleri için uyarılıp sakındırılmalarıdır. 60. “Hani sana: Şüphesiz Rabbin insanları” ilim ve kudretiyle “çepeçevre kuşatmıştır, demiştik.” Onların O’ndan başka sığınacakları bir yer ve O’na karşı kendilerini koruyacakları bir barınak da yoktur. Bu da aklı olan kimseler için insanları çepeçevre kuşatmış olan Allah’ın hoşlanmadığı şeyleri terk etme konusunda yeterli bir nedendir. “Sana gösterdiğimiz şeyleri” müfessirlerin çoğunluğuna göre bundan kasıt İsra gecesinde gerçekleşen hadiselerdir “ve Kur’an’da” sözü geçen “lanet edilen ağacı” ki bu, cehennemin dibinde yetişen Zakkûm ağacıdır “biz, insanlara ancak bir imtihan sebebi kıldık.” Yani bu iki husus, insanlar için birer sınanma aracı olmuştu. Bu sebeple kâfirler küfürlerinde daha da ısrar ettiler, kötülüklerini daha bir artırdılar. İmanı zayıf bazı kimseler de Peygamber’in İsrâ gecesi meydana gelen olağanüstü olaylara ve Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya gece vakti gisişine dair anlattıkları sebebiyle imandan vazgeçtiler. Cehennemin dibinde yetişen bir ağacın varlığını haber vermek de bu türden olağanüstü bir haldir. İşte onların yalanlamalarına sebep, bunlar olmuştu. Peki, ya çok daha büyük mucizeleri ve muazzam olağanüstü hadiseleri görecek olsalardı, tutumları ne olurdu? O zaman bu gibi olağanüstü şeyler dolayısıyla kötülükleri daha da artmayacak mıydı? İşte bundan dolayı Allah, onlara merhamet buyurmuş ve bunları onlara göstermemiştir. Buradan anlaşılmaktadır ki Kitap ve Sünnette sonraki dönemlerde ortaya çıkmış büyük hususlardan açıkça söz edilmemiş olması, daha uygun ve daha yerindedir. Çünkü insanların akılları, benzerini görmedikleri işleri kabul etmeyebilir. O vakit bu, bazı mü’minlerin kalplerinde bir şüphe unsuru ve İslâm’a girmemiş olan kimseler için de imana gelmelerine bir engel ve ondan uzaklaştırıcı bir sebep olabilir. Bunun yerine Yüce Allah, ileride olabilecek şeylerin tümünü de kapsayacak şekilde umumi lafızları söz konusu etmiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. “Biz onları” âyetlerle ve mucizelerle “korkutuyoruz. Fakat bu” korkutma “büyük azgınlıklarından başka bir şeylerini artırmıyor.” Bu da kötülükler içli-dışlı olmanın, onları sevmenin, buna karşılık hayırdan nefret edip ona boyun eğmemenin en ileri derecesidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“İşaret” diye çevirdiğimiz âyetten maksat mûcizedir. Tefsirlerde bildirildiğine göre Mekke putperestleri akıllarınca Hz. Peygamber’i zor durumda bırakmak için kendisinden Safâ tepesini altına çevirmesi, Mekke’nin dağlık çevresini bereketli bir ova haline getirmesi gibi mûcizeler göstermesini isterlerdi (bk. İsrâ 17/90-93). Âyette Allah, bu mûcizeleri gerçekleştirmeyişinin sebebini açıklamaktadır. Çünkü Allah’ın yasası uyarınca, bu mûcizeler gösterildiği halde yine de inkârda direnirlerse –ki zaten bu isteklerinde samimi değillerdi– o takdirde hak ettikleri ceza hemen verilecekti. Nitekim eski bir Arap toplumu olan Semûd kavminin istedikleri mûcize gerçekleştiği halde, bir mûcize olarak yaratılan ve kesinlikle zarar vermemeleri istenen deveyi boğazlamışlar, böylece Allah’ın buyruğunu tanımadıkları için cezalandırılmışlardır (bk. A‘râf 7/73-79; Hûd 11/61-68). Mûcizenin ikna etmeyi değil korkutmayı, heyecan ve ürperti vermeyi amaçladığı belirtilmektedir. Kur’an’ın amacı ise ikna etmektir. Nitekim burada belirtilen anlamıyla diğer mûcizelere benzemeyen, kendine özgü bir mûcize olan Kur’an akla, sağduyuya hitap etmektedir. Mûcize ise genellikle olağan üstü bir olay olup akıl ötesidir; bu sebeple de insanlarda korku ve heyecan uyandırır.
İsrâ Suresi 59. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Peygamberin sadık olduğuna delalet eden müşriklerin talep ettiği ölüyü diriltmek gibi görünen mucizeleri indirmeyi terk etmemizin sebebi evvelki ümmetlere indirmemiz ve onların bu mucizeleri yalanlamalarından başka bir şey değildir. Nitekim Semûd kavmine apaçık bir mucize olarak dişi deve vermiştik de, onu inkâr ettiler. Biz de onları günahlarına karşılık hemen azaplandırdık. Oysa bizim mucizeleri resullerin eliyle göndermemiz sadece ümmetlerini korkutmak içindir. Umulur ki onlar Müslüman olurlar.