Önceki ayet· 16:101Sonraki ayet· 16:103

Nahl Suresi 102. Ayet· 16:102

↗ Nahl suresi
Mekki
قُلۡ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلۡقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهُدٗى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُسۡلِمِينَ
De ki: "Kuran'ı; Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek, Müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere gerçekle indirmiştir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Kuran'ı; Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek, Müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere gerçekle indirmiştir
Elmalılı Hamdi Yazır
(Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
De ki: "İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir müjde ve kılavuz olarak, Ruhulkudüs onu, senin Rabbinden indirdi.
Süleyman Ateş
De ki: "İnananları sağlamlaştırmak ve müslümanlara yol gösterici ve müjde olmak üzere onu, Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) Rabbinden gerçek (bilgi) olarak indirdi."
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.0%
İngilizce
Say, [O Muhammad], "The Pure Spirit has brought it down from your Lord in truth to make firm those who believe and as guidance and good tidings to the Muslims
Fransızca
Dis: «C'est le Saint Esprit [Gabriel] qui l'a fait descendre de la part de ton Seigneur en toute vérité, afin de raffermir [la foi] de ceux qui croient, ainsi qu'un guide et une bonne annonce pour les Musulmans.»
İspanyolca
Diles: "Es el Espíritu Santo [el ángel Gabriel] quien lo ha revelado [por orden] de tu Señor con la Verdad para afirmar a los creyentes, y como guía y albricias para los musulmanes que se someten a Dios
Rusça
Скажи, что Святой Дух (Джибрил) спустил его (Коран) от твоего Господа с истиной, чтобы укрепить верующих, а также как верное руководство и благую весть для мусульман
Endonezce
Katakanlah, "Rohulkudus (Jibril) menurunkan Alquran itu dari Tuhanmu dengan kebenaran, untuk meneguhkan (hati) orang yang telah beriman, dan menjadi petunjuk serta kabar gembira bagi orang yang berserah diri (kepada Allah)
Bengalce
বলুন, একে পবিত্র ফেরেশতা পালনকর্তার পক্ষ থেকে নিশ্চিত সত্যসহ নাযিল করেছেন, যাতে মুমিনদেরকে প্রতিষ্ঠিত করেন এবং এটা মুসলমানদের জন্যে পথ নির্দেশ ও সু-সংবাদ স্বরূপ।
Çince
你(对他们)说:圣洁的鲁哈从你的主那里降示这部包含真理的经典,以便他使信道者坚定,并用作归信者的向导和喜讯。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: “Cebrail -aleyhisselam- bu Kur'an'ı Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın katından hiçbir hata, değiştirme ve bozukluk barındırmayan bir hakikatle, Allah’a iman edenleri her yeni bir ayet indiğinde ve bazılarının hükmü kaldırıldığında imanları üzerine kararlı kılması, hakka götüren bir rehber ve elde ettikleri değerli mükâfattan ötürü Müslümanlara bir müjde olması için indirmiştir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
101- Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimizde -ki Allah neyi indireceğini en iyi bilendir-: “Sen ancak bir iftiracısın” dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler. 102- De ki:“Onu Ruhu’l-Kudüs, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidâyet ve müjde olmak üzere Rabbinden hak olarak indirmiştir.” 101. Yüce Allah, bu Kur’an-ı Kerim’i yalanlayan kimselerin kendi lehlerine delil olacak şeyler aradıklarını söz konusu etmektedir. Şöyle ki Yüce Allah -ki O, hükümleri teşri’ eden, hikmeti sonsuz ve mutlak hüküm koyucudur- hikmet ve rahmeti dolayısıyla bir hükmü değiştirerek onun yerine bir başka hüküm koyabilir. İşte yalanlayıcılar bunu gördükleri zaman, Allah Rasûlünü ve onun getirdiklerini tenkide kalkışıp:“Sen ancak bir iftiracısın” dediler. Yüce Allah ise bunlara:“Hayır, onların çoğu bilmezler” diye cevap vermektedir. Onlar arasında Rablerini de şeriatini de bilmeyen cahiller vardır. Bilindiği gibi cahil kimselerin tenkitlerine itibar edilmez. Çünkü bir şeyi tenkit etmek için ona dair bilgi sahibi olmak, o şeyin ihtiva ettiği övülmeyi ve tenkidi gerektiren şeyleri bilmek gerekir. 102. Bundan dolayı Yüce Allah, bu konudaki hikmetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Onu Ruhu’l-Kudüs” her türlü kusurdan, hainlikten ve kötülüklerden münezzeh, mukaddes bir elçi olan Cebrail, “iman edenlere” âyetlerinin nüzulu ve ara ara âyetlerin onlara ardı sıra ulaşması suretiyle “sebat vermek... üzere Rabbinden hak olarak indirmiştir.” Bu kitap, hak ile indirilmiştir. Verdiği haberleri, emirleri, yasakları ile hakkı ihtiva eder. Herhangi bir kimsenin bu kitaba sağlıklı ve doğru bir eleştiride bulunmasına imkân yoktur. Bu kitabın hak olduğu açıkça ortaya çıktığına göre ona karşı çıkan ve onunla çelişen her şeyin de batıl olduğu aynı şekilde ortaya çıkar. İşte bu kitabın içerdiği hak ve gerçekler, peyderpey mü’minlerin kalplerine ulaşır. Nihayet imanları sarsılmaz dağlardan daha sağlam olur. Onlar, bu kitabın hakkın ta kendisi olduğunu bilirler. Yüce Allah eğer herhangi bir hükmü önce teşrî buyurup sonra da onu neshederse mü’minler bilirler ki Allah, bu hükmü ya benzeriyle ya da ondan daha hayırlısıyla değiştirmiştir ve o hükmü neshetmesi, Rabbani hikmete daha uygun, akla daha münasiptir. Bu kitap, aynı zamanda “müslümanlara bir hidâyet ve müjde olmak üzere” indirilmiştir. Yani Yüce Allah, onlara eşyanın hakikatini gösterir, neyin hak, neyin batıl olduğunu, neyin hidâyet neyin sapıklık olduğunu açıklar. Onlar için, içinde ebediyen kalacakları güzel bir mükâfat olduğu müjdesini de verir. Aynı şekilde bu kitabın kısım kısım inmesi de büyük bir hidâyet ve müjdedir. Zira eğer toptan inseydi ve düşünceler onun farklı yönlerine kaysaydı hidayet ve müjdes bu kadar büyük olmazdı. Bu nedenle O, bazen bir hüküm bazen de birkaç hüküm indirmiştir. Onlar, bunları akledip kavradıktan, onun maksadını bilip ondan kana kana içtikten sonra ona benzer bir başka hükmü indirmiştir. Bu böylece sürüp gitmiştir. Bundan dolayı ashab -Allah cümlesinden razı olsun- Kur'ân sayesinde büyük bir seviyeye ulaşmış, huyları, karakterleri değişmiş, onların ulaştıkları ahlâk, güzellikler ve ameller öncekilerin de sonrakilerin de çok ilerisine ulaşmıştır. Onlardan sonra gelenlere yakışan da bu Kitabın ihtiva ettiği ilimler ile kendilerini eğitmek, onun ahlâkıyla ahlâklanmak, sapıklığın ve bilgisizliğin karanlıklarında onun nuruyla aydınlanmak olmalı ve bütün hallerde bu kitabı kendilerine rehber edinmelidirler. Ancak böylelikle dinî ve dünyevi bütün işleri dosdoğru olur, istikamet bulur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Ruhu’l-Kudüs”ten maksat Cebrâil’dir (bilgi için bk. Bakara 2/87, 97). Âyet müşriklerin yukarıdaki iddiasını reddetmekte ve bu münasebetle vahyin aslî hedefini de özetlemektedir. Buna göre vahyin temel gayesi, ortaya koyduğu çeşitli kanıtlarla inananların imanını pekiştirmek, Allah’ın buyruk ve hükümlerine teslim olanlara, yanlış inanç ve davranışlardan korunup doğru yola yönelmelerinde rehber olmak, bu yolda ilerleyenlere kurtuluş ve mutluluk müjdeleri vermektir. Böylece âyet, dolaylı olarak muhataplarını, Peygamber’in tebliğlerini peşinen reddetmek yerine bu hedefler üzerinde düşünmeleri gerektiği hususunda uyarmaktadır.
Nahl Suresi 102. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: “Cebrail -aleyhisselam- bu Kur'an'ı Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın katından hiçbir hata, değiştirme ve bozukluk barındırmayan bir hakikatle, Allah’a iman edenleri her yeni bir ayet indiğinde ve bazılarının hükmü kaldırıldığında imanları üzerine kararlı kılması, hakka götüren bir rehber ve elde ettikleri değerli mükâfattan ötürü Müslümanlara bir müjde olması için indirmiştir.