Önceki ayet· 14:4Sonraki ayet· 14:6

İbrâhim Suresi 5. Ayet· 14:5

↗ İbrâhim suresi
Mekki
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ أَنۡ أَخۡرِجۡ قَوۡمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرۡهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّكُلِّ صَبَّارٖ شَكُورٖ
And olsun ki Musa'yı ayetlerimizle, "Milletini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Allah'ın günlerini onlara hatırlat" diye göndermiştik. Bunlarda, çokça sabreden ve şükreden herkes için dersler vardır
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
And olsun ki Musa'yı ayetlerimizle, "Milletini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Allah'ın günlerini onlara hatırlat" diye göndermiştik. Bunlarda, çokça sabreden ve şükreden herkes için dersler vardır
Elmalılı Hamdi Yazır
And olsun ki Musa'yı âyetlerimizle gönderdik. Ona şöyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın (felaket) günlerini hatırlat. Şüphe yok ki bunda her sabredip şükreden için nice ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki, biz Mûsa'yı, "Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlatıp bellet!" diye ayetlerimizle gönderdik. Şu bir gerçek ki, bunda iyice sabreden, çokça şükreden herkes için sayısız ayetler vardır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Andolsun biz, Musa'yı da "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın günlerini (geçmiş milletlerin başlarına gelen olayları) hatırlat!" diye ayetlerimizle birlikte göndermiştik. Şüphesiz bunda sabreden, şükreden herkes için ayetler (ibret verici işaretler) vardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
And We certainly sent Moses with Our signs, [saying], "Bring out your people from darknesses into the light and remind them of the days of Allah." Indeed in that are signs for everyone patient and grateful
Fransızca
Nous avons certes, envoyé Moïse avec Nos miracles [en lui disant]: «Fais sortir ton peuple des ténèbres vers la lumière, et rappelle-leur les jours d'Allah». [Ses bienfaits]. Dans tout cela il y a des signes pour tout homme plein d'endurance et de reconnaissance
İspanyolca
Envié a Moisés con Mis signos [al Faraón y su pueblo, y le dije:] "Saca a tu pueblo de las tinieblas a la luz, y recuérdales las bendiciones que Dios les concedió". En ello hay signos para quien es perseverante y agradecido
Rusça
Мы отправили Мусу (Моисея) с Нашими знамениями и повелели: «Выведи свой народ из мраков к свету и напомни им дни Аллаха». Воистину, в этом - знамения для каждого терпеливого и благодарного
Endonezce
Dan sungguh, Kami telah mengutus Musa dengan membawa tanda-tanda (kekuasaan) Kami, (dan Kami perintahkan kepadanya), "Keluarkanlah kaummu dari kegelapan kepada cahaya terang-benderang dan ingatkanlah mereka kepada hari-hari Allah."425) Sungguh, pada yang demikian itu terdapat tanda-tanda (kekuasaan Allah) bagi setiap orang penyabar dan banyak bersyukur
Bengalce
আমি মূসাকে নিদর্শনাবলী সহ প্রেরণ করেছিলাম যে, স্বজাতিকে অন্ধকার থেকে আলোর দিকে আনয়ন এবং তাদেরকে আল্লাহর দিনসমূহ স্মরণ করান। নিশ্চয় এতে প্রত্যেক ধৈর্যশীল কৃতজ্ঞের জন্যে নিদর্শনাবলী রয়েছে।
Çince
我确已派遣穆萨带着我的许多迹象去,(我说):“你把你的宗族从重重黑暗中引入光明吧。你应当以安拉的一些纪念日提醒他们。”对于每个坚忍者和感恩者,此中确有许多迹象。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ant olsun ki Musa -aleyhisselam-'ı da doğruluğuna delalet eden ayetlerle destekleyerek gönderdik. O, Rabbi tarafından gönderilmiştir. Kavmini küfür ve cehaletten, iman ve ilme çıkarmasını ona emrettik. Aynı zamanda Allah'ın kendilerine nimet verdiği günleri kavmine hatırlatmasını emrettik. Şüphesiz bu günlerde Allah'ın birliğine, kudretinin azametine ve müminleri nimetlendirmesine delalet eden apaçık deliller vardır. Allah'a itaat etmeye sabreden, nimetlerine ve ihsanına şükretmeye devam eden kimseler bunlardan istifade ederler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
5- Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle birlikte:“Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlatarak öğüt ver” diye (kavmine) gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır. 6- O vakit Mûsâ kavmine şöyle demişti:“Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani O, sizi azabın en şiddetlisine uğratan, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı diri bırakan Firavun hanedanından kurtarmıştı. Kuşkusuz bunda Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan/nimet vardı. 7- “Hani Rabbiniz şunu bildirmişti: Andolsun ki eğer şükrederseniz elbette size (olan nimetimi) artırırım; şayet küfür/nankörlük ederseniz hiç şüphesiz benim azabım çok şiddetlidir.” 8- Mûsâ demişti ki:“Siz ve bütün yeryüzündekiler küfür/nankörlük etseniz bile hiç şüphe yok ki Allah Ğanîdir, Hamîddir.” 5. Yüce Allah, Mûsâ aleyhisselam’ı getirdiklerinin doğruluğuna ve gerçekliğine delalet eden büyük mucizelerle gönderdiğini ve ona da Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hatta bütün peygamberlere kavimlerine bildirmelerini emretmiş olduğu hususları emrettiğini haber vermektedir:“Kavmini karanlıklardan” yani bilgisizliğin, küfrün ve onun şubelerinin karanlığından “nura” yani ilmin, imanın ve ona tabi olan diğer hususların aydınlığına “çıkar ve onlara Allah’ın günlerini.” Yani Allah’ın hem onlar üzerindeki nimetlerini, onlara olan ihsan ve lütuflarını, hem de peygamberlerini yalanlayan ümmetlere gönderdiği azabını, kâfirlerin başına getirdiği musibetleri “hatırlatarak öğüt ver” ki Allah’ın nimetlerine şükretsinler ve onun cezasından da sakınsınlar. “Şüphesiz bunda” yani Allah’ın kullarına nimet ya da azap gönderdiği günleri hatırlamakta zorlu, sıkıntılı hallerde ve darlıkta “çok sabreden ve” bolluk, nimet ve rahatlığa da “çok şükreden herkes için ibretler vardır.” Zira “Allah’ın günleri” O’nun kudretinin, lütuf ve ihsanının her şeyi kapsadığının, adalet ve hikmetinin de tam ve mükemmel olduğunun bir delilidir. 6. Mûsâ aleyhisselam da Rabbinin emrine uyarak kavmine Allah’ın nimetlerini hatırlatıp şunları söylemiştir:“Allah’ın üzerinizdeki nimetini” kalplerinizle ve dillerinizle anıp “hatırlayın. Hani O sizi azabın en şiddetlisine uğratan” en ağır olan çeşidini tattıran, yani “oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı” öldürmeyerek “diri bırakan” -bu buyruk kötü azabın mahiyetini açıklamaktadır.- “Firavun hanedanından kurtarmıştı. Kuşkusuz bunda” yani sizi bu kurtarışında “Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan/nimet vardı.” yani büyük bir nimet vardır yahut da Firavun ve etrafındaki ileri gelenler tarafından müptelâ kılındığınız bu azap, Allah tarafından büyük bir imtihan idi ki sabredecek misiniz etmeyecek misiniz? diye. 7. Allah’ın nimetlerine şükretmeye teşvik etmek üzere de onlara şöyle demişti:“Hani Rabbiniz şunu bildirmişti” şunu ilan etmiş ve şu vaadde bulunmuştu: “Andolsun ki eğer” nimetlerime “şükrederseniz elbette size (olan nimetimi) artırırım; şayet küfür/nankörlük ederseniz hiç şüphesiz benim azabım çok şiddetlidir.” Üzerlerinde bulunan nimeti çekip alması da bu çetin azabın bir parçasıdır. Şükür, kalb ile Allah’ın nimetlerini itiraf etmek, dille Allah’a övgüde bulunmak ve onları Allah’ın rızası uğrunda harcamaktır. Küfür/nankörlük ise bunun aksini yapmaktır. 8. “Mûsâ demişti ki: Siz ve bütün yeryüzündekiler küfür/nankörlük etseniz de” asla Allah’a hiçbir zarar veremezsiniz. “Şüphe yok ki Allah Ğanîdir, Hamîddir.” İtaatler egemenliğine bir şey katmaz, masiyetler de bir şey eksiltmez. O, kâmil manada Ğanî, yani hiçbir muhtaç olmayan zengindir. Hamîddir; zatı, isimleri, sıfatları ve fiilleri ile her türlü övgüye layık olandır. O’nun bütün sıfatları övülmeye değerdir ve kemal derecesindedir. Hiçbir ismi yok ki güzel olmasın. Hiçbir fiili yok ki kamil olmasın.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bir peygamberin kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkarmasının ne anlama geldiği birinci âyetin tefsirinde açıklanmıştır (Hz. Mûsâ’ya verilen mûcizeler hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/133; İsrâ 17/101). “Allah’ın günleri” tamlamasındaki “günler” kelimesinin Arapça karşılığı olan eyyâm, Câhiliye döneminde ve İslâm’ın ilk zamanlarında önemli tarihî olayları ifade eden bir deyim olarak kullanılmıştır. Buna göre “Allah’ın günleri”, tarihte İsrâiloğulları’nın veya isyankâr kavimlerin başına gelen felâketleri ifade ettiği gibi, Allah’ın İsrâiloğulları’nı Firavun’un zulmünden kurtarması, denizi yarıp onları Sînâ yarımadasına çıkarması, çölde üzerlerine bulut göndermesi gibi nimetleri de ifade eder (Taberî, XIII, 183-184). Bu ifadenin âhirette Allah’ın insanları yargılaması (yargıladığı gün) anlamına geldiğini kabul edenler de vardır (Esed, II, 500). Âyetin akışı bu deyimin “Allah’ın nimetleri” anlamına geldiği görüşünü destekler mahiyette olmakla birlikte, burada bu anlamların tamamının kasdedilmiş olması da muhtemeldir. Çünkü bunların hepsinde gerek sıkıntı gerekse bolluk anında nefsin arzuları karşısında sabreden, Allah’ın verdiği nimetlere şükredip âhirette bunların hesabının verileceğine inanan kimselerin mutlaka alacağı dersler vardır (6. âyetin tefsiri için bk. Bakara 2/49).
İbrâhim Suresi 5. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ant olsun ki Musa -aleyhisselam-'ı da doğruluğuna delalet eden ayetlerle destekleyerek gönderdik. O, Rabbi tarafından gönderilmiştir. Kavmini küfür ve cehaletten, iman ve ilme çıkarmasını ona emrettik. Aynı zamanda Allah'ın kendilerine nimet verdiği günleri kavmine hatırlatmasını emrettik. Şüphesiz bu günlerde Allah'ın birliğine, kudretinin azametine ve müminleri nimetlendirmesine delalet eden apaçık deliller vardır. Allah'a itaat etmeye sabreden, nimetlerine ve ihsanına şükretmeye devam eden kimseler bunlardan istifade ederler.