Önceki ayet· 12:18Sonraki ayet· 12:20

Yûsuf Suresi 19. Ayet· 12:19

↗ Yûsuf suresi
Mekki
وَجَآءَتۡ سَيَّارَةٞ فَأَرۡسَلُواْ وَارِدَهُمۡ فَأَدۡلَىٰ دَلۡوَهُۥۖ قَالَ يَٰبُشۡرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٞۚ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةٗۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِمَا يَعۡمَلُونَ
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, "Müjde! İşte bir oğlan" dedi. Yusuf'u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, "Müjde! İşte bir oğlan" dedi. Yusuf'u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Daha sonra bir kafile gelmiş, sucularını da göndermişlerdi. Vardı, kovasını kuyuya saldı, "Müjde hey, müjde! İşte bir çocuk!" dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Süleyman Ateş
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, (o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Müjde, dedi, işte bir oğlan!" Onu ticaret için sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.5%
İngilizce
And there came a company of travelers; then they sent their water drawer, and he let down his bucket. He said, "Good news! Here is a boy." And they concealed him, [taking him] as merchandise; and Allah was knowing of what they did
Fransızca
Or, vint une caravane. Ils envoyèrent leur chercheur d'eau, qui fit descendre son seau. Il dit: «Bonne nouvelle! Voilà un garçon!» Et ils le dissimulèrent [pour le vendre] telle une marchandise. Allah cependant savait fort bien ce qu'ils faisaient
İspanyolca
Cuando pasó una caravana [cerca del pozo], enviaron a uno de ellos a buscar agua. Éste echó el cubo y al subirlo [vio a José y] exclamó: "¡Buenas noticias! Aquí hay un muchacho". Y lo ocultaron para venderlo; pero Dios bien sabía lo que hacían
Rusça
Когда прибыл караван, они послали водоноса принести воды. Он опустил свое ведро и сказал: «Вот радость! Это же - мальчик!». Они спрятали его, чтобы продать. Но Аллах ведал о том, что они совершали
Endonezce
Dan datanglah sekelompok musafir, mereka menyuruh seorang pengambil air. Lalu dia menurunkan timbanya. Dia berkata, "Oh, senangnya, ini ada seorang anak muda!" Kemudian mereka menyembunyikannya sebagai barang dagangan. Dan Allah Maha Mengetahui apa yang mereka kerjakan
Bengalce
এবং একটি কাফেলা এল। অতঃপর তাদের পানি সংগ্রাহককে প্রেরণ করল। সে বালতি ফেলল। বললঃ কি আনন্দের কথা। এ তো একটি কিশোর তারা তাকে পন্যদ্রব্য গণ্য করে গোপন করে ফেলল। আল্লাহ খুব জানেন যা কিছু তারা করেছিল।
Çince
旅客们来了,他们派人去汲水,他把水桶缒下井去,他说:“啊!好消息!这是一个少年。”他们秘密地把他当作货物,安拉是全知他们的行为的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yoldan geçen bir kervan geldi ve kendileri için su getirecek olan kimseyi (sucularını kuyuya) gönderdiler. O da (gidip) kovasını kuyuya saldı. Yusuf ipe tutundu. Gönderilen adam Yusuf -aleyhisselam-'ı görünce sevinçli bir şekilde: "Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Sucu ve kafileden bazı kimseler Yusuf -aleyhisselam-'ı kafileden gizleyerek, O'nu bir ticaret malı edineceklerini zannettiler. Allah onların Yusuf'a kötü davranma ve satma isteklerini çok iyi bilmektedir. Onların amellerinden hiçbir şey Yüce Allah'a gizli kalmaz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
19- Bir yolcu kafilesi gelip sucularını yolladılar. O da kovasını (kuyuya) sarkıttı: “Müjde! İşte genç bir çocuk!” dedi. Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Allah ise ne yaptıklarını çok iyi biliyordu. 20- Onu düşük bir fiyata, sayılı birkaç dirheme sattılar. Zaten ona pek değer vermiyorlardı. 19. Yani Yusuf aleyhisselam bir süre kuyuda kaldıktan sonra nihâyet Mısır’a doğru gitmekte olan “bir yolcu kafilesi gelip sucularını yolladılar.” Yani onlar için su aramak, suyun bulunduğu yeri tespit etmek, onlar için havuz gibi bir yerde su hazırlamak vb. işleri görmek üzere önden giden öncülerini gönderdiler. “O da” bu sucuları “kovasını (kuyuya) sarkıttı.” Yusuf aleyhisselam da ona tutunarak çıktı. “Müjde, işte genç bir çocuk, dedi.” Sevindi ve: Bu çok değerli bir köledir, dedi. “Onu bir ticaret malı gibi sakladılar.” 20. Kardeşleri de o sırada yakın bir yerde bulunuyordu. Bu sefer yolcu kafilesi onu kardeşlerinden “düşük bir fiyata, sayılı birkaç dirheme” karşılık gelen oldukça düşük bir bedele “sattılar. Zaten ona pek değer vermiyorlardı.” Çünkü kardeşlerinin maksadı, sadece onun ortadan kaybolup babasından uzak olmasını sağlamaktı. Yoksa onun karşılığında para kazanmak gibi bir maksatları yoktu. Buna göre anlam şöyle olur: Kafile, Yusuf’u bulduklarında onun durumunu gizlemek ve beraberindeki ticaret eşyaları arasına onu katmak istediler. Ancak kardeşleri gelip onun, kendilerinden kaçan köleleri olduğunu iddia ettiler. Bunun üzerine kafile, belirtilen bedel karşılığında onu satın aldı ve kendilerinden kaçmaması için de kardeşlerinden teminat aldılar. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Konunun akışından anlaşıldığına göre Yûsuf’un atıldığı kuyu, ticaret kervanlarının geçtiği yol üzerinde bulunuyordu. Nitekim 10. âyette geçen, “Onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın” cümlesi de bunu açıkça gösterir. Yûsuf’un kuyudaki durumuna bakıldığında, kuyunun kuraklık sebebiyle suyunun çekilmiş olduğu ve onun burada hayatını etkilemeyecek kadar kısa bir süre kaldığı anlaşılmaktadır. “Onu bir ticaret malı olarak sakladılar” cümlesindeki saklayanların kimler olduğu hakkında farklı iki görüş vardır: ☼a) Onu saklayanlar, su almaya gelenlerdir. Onu kervandaki diğer arkadaşlarından saklamışlar ve el altından değersiz bir bedelle satmışlardır. ☼b) Kardeşleri Yûsuf’un kendi kardeşleri olduğunu saklamışlardır. Yani onu kuyuya attıktan sonra gitmemişler, o yörede beklemişler, kervanın sucuları Yûsuf’u çıkardığında onun kendi köleleri olduğunu iddia etmişler, Yûsuf da korkusundan ses çıkaramamış, böylece onu köle olarak kervanın adamlarına düşük bir bedelle satmışlardır (Râzî, XVIII, 106). Kanaatimizce Hz. Yûsuf’u bir ticaret malı olarak saklayanlar kardeşleri değil, kuyudan onu çıkaran kervancı ile yanındaki arkadaşlarıdır. Zira kardeşleri onu kuyuya attıktan sonra gömleğini kana bulayıp babalarının yanına dönmüşlerdi.
Yûsuf Suresi 19. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yoldan geçen bir kervan geldi ve kendileri için su getirecek olan kimseyi (sucularını kuyuya) gönderdiler. O da (gidip) kovasını kuyuya saldı. Yusuf ipe tutundu. Gönderilen adam Yusuf -aleyhisselam-'ı görünce sevinçli bir şekilde: "Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Sucu ve kafileden bazı kimseler Yusuf -aleyhisselam-'ı kafileden gizleyerek, O'nu bir ticaret malı edineceklerini zannettiler. Allah onların Yusuf'a kötü davranma ve satma isteklerini çok iyi bilmektedir. Onların amellerinden hiçbir şey Yüce Allah'a gizli kalmaz.