Önceki ayet· 11:110Sonraki ayet· 11:112

Hûd Suresi 111. Ayet· 11:111

↗ Hûd suresi
Mekki
وَإِنَّ كُلّٗا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمۡ رَبُّكَ أَعۡمَٰلَهُمۡۚ إِنَّهُۥ بِمَا يَعۡمَلُونَ خَبِيرٞ
Rabbin, onların işlerinin karşılığını elbette tamamen verecektir. O, şüphesiz, onların yaptıklarını bilir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rabbin, onların işlerinin karşılığını elbette tamamen verecektir. O, şüphesiz, onların yaptıklarını bilir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Gerçekten de onların her biri öyle kimselerdir ki, yaptıklarının karşılığını Rabbin kendilerine hakkiyle ödeyecektir. Çünkü O, onların yaptıkları her şeyden haberdardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç kuşkusuz, Rabbin hepsinin amellerinin karşılığını tam tamına kendilerine verecektir. O, onların yapmakta olduklarından haberdardır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Şüphesiz Rabbin, hepsinin işlerini(n karşılığını) tam verecektir. Çünkü Allah, yaptıklarını bilmektedir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
And indeed, each [of the believers and disbelievers] - your Lord will fully compensate them for their deeds. Indeed, He is Acquainted with what they do
Fransızca
Très certainement, ton Seigneur fera leur pleine rétribution à tous pour leurs œuvres... Il est Parfaitement Connaisseur de ce qu'ils font
İspanyolca
Tu Señor los juzgará a todos por sus obras. Él conoce perfectamente lo que hacen
Rusça
Воистину, твой Господь воздаст сполна каждому из них за его деяния, ведь Он знает о том, что они совершают
Endonezce
Dan sesungguhnya kepada masing-masing (yang berselisih itu) pasti Tuhanmu akan memberi balasan secara penuh atas perbuatan mereka. Sungguh, Dia Mahateliti atas apa yang mereka kerjakan
Bengalce
আর যত লোকই হোক না কেন, যখন সময় হবে, তোমার প্রভু তাদের সকলেরই আমলের প্রতিদান পুরোপুরি দান করবেন। নিশ্চয় তিনি তাদের যাবতীয় কার্যকলাপের খবর রাখেন।
Çince
你的主必使每个人都得享受自己行为的完全的报酬,他确是彻知他们的行为的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşenlerin her birinin amellerinin karşılığını kendilerine tam olarak verecektir. Kimin amelleri hayırlı ise onun karşılığı hayır olacak, kimin amelleri kötü ise onun karşılığı da kötü olacaktır. Çünkü Rabbin, onların yapmakta oldukları en ufak şeyleri bilmektedir. Onların amellerinden hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
110- Andolsun Mûsâ’ya Kitabı verdik de onun hakkında ayrılığa düşüldü. Eğer Rabbinden bir söz sadır olmamış olsaydı elbette aralarında hüküm verilmiş olurdu. Doğrusu onlar, bu (Kitaptan) yana büyük bir şüphe içindedirler. 111- Şüphesiz Rabbin, hepsine amellerinin karşılığını tam olarak verecektir. Çünkü O, onların yaptıklarından haberdardır. 112- Artık hem sen, emrolunduğun gibi dosdoğru ol hem de beraberindeki tevbe edenler. Aşırı da gitmeyin. Şüphesiz O, bütün yaptıklarınızı görendir. 113- Bir de zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur. (O zaman) sizin Allah’ın dışında hiçbir dostunuz olmaz, hem size yardım da edilmez. 110. Yüce Allah, Mûsâ’ya emir ve yasakları üzerinde ittifak edilmesi, etrafında toplanılması gereken ve Tevrat diye bilinen kitabı verdiğini, ancak buna rağmen ona müntesip olanların Tevrat hakkında inançlarına ve dini birliklerine zarar verecek şekilde anlaşmazlığa düştüklerini haber vermektedir. “Eğer Rabbinden” mühlet verme ve hemen azap etmemeye dair “bir söz sadır olmamış olsaydı elbette aralarında” zalimlerin cezalandırılması sureti ile “hüküm verilmiş olurdu.” Ancak Yüce Allah’ın hikmeti, onlar arasında hüküm vermeyi Kıyamet gününe ertelemeyi gerektirdiğinden onlar, tereddüde düşüren bir kuşku içinde kalmaya devam edegeldiler. Kendi Kitapları karşısındaki durumları bu olan Yahudilerin, Allah’ın sana vahyetmiş olduğu bu Kur’ân-ı Kerim’e iman etmeyişleri ve ondan yana rahatsız edici bir kuşku içinde bulunmaları garip karşılanmaz. 111. “Şüphesiz Rabbin, hepsine amellerinin karşılığını tam olarak verecektir.” Kıyamet gününde Allah’ın adaletli hükmü ile aralarında hüküm vermesi mutlaka gerçekleşecektir ve O, herkese hak ettiği şekilde amelinin karşılığını verecektir. “Çünkü O, onların” hayır ya da şer her “yaptıklarından haberdardır.” Onların amellerinden -küçük olsun, büyük olsun- hiçbir şey O’na gizli kalmaz. 112. Yüce Allah, Yahudilerin dosdoğru yol üzerinde yürümemelerini, bunun da anlaşmazlığa ve ayrılığa düşmeleri sonucunu doğurduğunu haber verdikten sonra Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ve onunla birlikte bulunan mü’minlere şu emri vermektedir:“Artık hem sen, emrolunduğun gibi dosdoğru ol hem de beraberindeki tevbe edenler.” Yüce Allah, peygambere de beraberindeki mü’minlere de emrolundukları gibi dosdoğru olmalarını, Allah’ın teşrî’ buyurduğu şer’î hükümlerinin yolundan gitmelerini, Allah’ın indirdiği doğru itikadı kabul etmelerini, ondan sağa ve sola sapmamalarını, bu doğru yol üzere devam edip Allah’ın çizmiş olduğu istikamet sınırını aşarak aşırılığa düşmemelerini emretmektedir. “Şüphesiz O, bütün yaptıklarınızı görendir.” Amellerinizden hiçbir şey O’na gizli kalmaz ve size amellerinizin karşılığını verecektir. Bu buyrukta dosdoğru yolu izlemek teşvik edilmekte, onun zıddını yapmak da yasaklanmaktadır. 113. Bundan dolayı Yüce Allah, bu dosdoğru yolun sınırlarını aşan kimselere meyletmekten sakındırarak şöyle buyurmaktadır:“Bir de zulmedenlere meyletmeyin” Çünkü onlara meyledip zulümlerine muvafakat edecek yahut izlemekte oldukları zulme rıza gösterecek olursanız “size ateş dokunur. (O zaman) sizin Allah’ın dışında” Allah’ın azabına karşı sizi koruyacak ve Allah’ın mükâfaatından size birşeyler sağlayacak “hiçbir dostunuz olmaz. Hem size yardım da edilmez.” Azap size gelecek olursa onu sizden uzaklaştıracak kimse de bulunmaz. Bu âyet-i kerimede her tür zalime meyletmekten sakındırılmaktadır. Onlara meyletmekten kasıt ise zulümlerine katılmak, bu zulmü uygun bulmak ve izlemekte olduğu zulme rıza göstermektir. Zalimlere meyletmek ile ilgili tehdit bu olunca peki ya zalimlerin hali ne olur?! Yüce Allah’tan, bizi zulümden uzak tutumasını niyaz ederiz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Daha önce Hz. Mûsâ’nın Firavun ve adamlarına mûcizelerle gönderildiği bildirilmişti (âyet 96-97). Mûsâ Firavun’a karşı verdiği tevhid mücadelesinden sonra İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarıp Sînâ yarımadasındaki Tîh çölüne getirmeyi başardı. Burada Sînâ dağında kendisine Tevrat adındaki ilâhî kitap vahyedildi. İşte âyette Mûsâ’ya verildiği bildirilen kitap budur. Ancak Hz. Mûsâ’nın ümmeti onun Firavun’a karşı verdiği mücadeleyi ve gösterdiği mûcizeleri bilmelerine rağmen bu kutsal kitabı anlama ve uygulama hakkında ihtilâfa düştüler. Kitabın bazı hükümlerini gizleyenler, onu istedikleri yönde yorumlayanlar, kendi fikirlerini kutsal kitabın içine katarak bunun Allah tarafından gönderilmiş olduğunu ileri sürenler oldu (İbn Âşûr, XII, 169-170).“Daha önce verilmiş söz”den maksat, Allah’ın, kitap hakkında ihtilâfa düşenleri hemen cezalandırmayıp belirlenen zaman gelinceye kadar bekleyeceğine (Taberî, XII, 123) veya kıyamet gününe kadar onlara mühlet vereceğine dair sözüdür (Şevkânî, II, 600). Bir başka görüşe göre “Allah’ın, peygamber gönderip hak din ile ilgili deliller göstermedikçe ve bunlar üzerinde düşünme imkânı vermedikçe kişiyi cezalandırmayacağına dair ezelî sözü”dür (İbn Kesîr, IV, 282). İşte yüce Allah’ın önceden böyle bir sözü geçmemiş olsaydı suçluları hemen cezalandırır ve işlerini bitirirdi. Fakat O’nun isimlerinden biri de “çok sabırlı” anlamına gelen sabûrdur; acele etmez, ezelde takdir edilmiş olan zamanın gelmesini bekler, zamanı geldiğinde dilerse şiddetle cezalandırır ve suçluların işini bitirir (krş. Tâhâ 20/129). 110. âyette kitap hakkında derin bir şüphe içinde oldukları bildirilenlerin Kur’an hakkında şüphe eden müşrikler olduğunu söyleyenler varsa da, âyetin bağlamı dikkate alındığında bunların Tevrat hakkında şüphe eden İsrâiloğulları yani Hz. Mûsâ’nın kavmi olduğu anlaşılır (krş. Şûrâ 42/14). Âhirette kimin haklı kimin haksız olduğu ortaya çıkacak ve Allah Teâlâ bunların her birinin yaptıklarının karşılığını verecektir.
Hûd Suresi 111. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşenlerin her birinin amellerinin karşılığını kendilerine tam olarak verecektir. Kimin amelleri hayırlı ise onun karşılığı hayır olacak, kimin amelleri kötü ise onun karşılığı da kötü olacaktır. Çünkü Rabbin, onların yapmakta oldukları en ufak şeyleri bilmektedir. Onların amellerinden hiçbir şey O'na gizli kalmaz.