Önceki ayet· 109:3Sonraki ayet· 109:5

Kâfirûn Suresi 4. Ayet· 109:4

↗ Kâfirûn suresi
Mekki
وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٞ مَّا عَبَدتُّمۡ
Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim
Elmalılı Hamdi Yazır
Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Kul değilim sizin taptığınıza,
Süleyman Ateşen ayrışan
Ben asla sizin yapmakta olduğunuz ibadeti yapıcı değilim.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.4%
İngilizce
Nor will I be a worshipper of what you worship
Fransızca
Je ne suis pas adorateur de ce que vous adorez
İspanyolca
Y jamás adoraré lo que adoran
Rusça
Я не поклоняюсь так, как поклоняетесь вы (или тому, чему поклоняетесь вы)
Endonezce
dan aku tidak pernah menjadi penyembah apa yang kamu sembah
Bengalce
এবং আমি এবাদতকারী নই, যার এবাদত তোমরা কর।
Çince
我不会崇拜你们所崇拜的,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ben de sizin ibadet ettiğiniz putlara ibadet edecek değilim.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- De ki:“Ey kâfirler!” 2- “Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmiyorum.” 3- “Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.” 4- “Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet edecek değilim.” 5- “Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.” 6- “(O halde) sizin dininiz size, benim dinim de bana.” (Mekke’de inmiştir. 6 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-2. Yani kâfirlere açıkça ilân ederek “de ki: “Ey kâfirler, ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmiyorum.” Yani bunu söyle ve onların Allah’tan başka tapmakta olduklarından hem zahiren hem de batınen uzaklaş. 3. “Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.” Çünkü sizler Allah’a ibadet ederken ibadeti ihlasla yalnız O’na yapmıyorsunuz. O’na şirk koşmakla birlikte yaptığınız ibadete ise ibadet denmez. 4-5. “Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet edecek değilim. Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.” Bu ifadelerin tekrarlanmasının sebebi şudur: İlk ifadede böyle bir fiilin asla mevcut olmadığı açıklanmakta, ikincisinde ise artık bunun iki taraf için ayrılmaz bir vasıf olduğu ortaya konmaktadır. İşte bundan dolayı da her iki taraf arasındaki farkı ortaya koyup her iki kesimin birbirlerinden ayrı olduklarını belirtmek üzere şöyle buyrulmuştur: 6. “(O halde) sizin dininiz size, benim dinim de bana!” Nitekim Allah Teala bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “De ki: Herkes kendi karakterine göre amel eder”(el-İsra, 17/84); “Benim yaptığım bana aittir, sizin yaptığınız da size. Benim yaptıklarımdan siz uzaksınız, sizin yaptıklarınızdan da ben uzağım.”(Yûnus, 10/41) Kâfirûn Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tevhid ilkesinin sembolü olarak Mekke döneminin ilk yıllarında inen bu sûrede Mekkeli müşriklerin şahsında bütün putperestlere ilân edilmek üzere iman ile şirkin ayrı şeyler olduğu, bu iki inanç sistemi arasında bir benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla ikisinin birlikte bulunmasının, iki inanç arasında bir uzlaşmaya gidilmesinin mümkün olmadığı kesin olarak ifade edilmiştir. Bazı müfessirlere göre 2-3. âyetlerde, gelecekte Hz. Peygamber’in müşriklerin taptığına tapmayacağı, onların da Hz. Peygamber’in taptığına tapmayacakları ifade edilmiş; 4-5. âyetlerde ise halihazırda da onların tutumlarının farklı olmadığı bildirilmiştir. Ancak Şevkânî bu yorumu reddetmekte, 4-5. âyetlerin 2-3. âyetlerdeki gerçeği pekiştirdiğini söylemekte; bu tekrarlara dil kurallarından ve Arap şiirinden örnekler getirmekte, Hz. Peygamber’in hadislerinde de benzer tekrarların bulunduğunu ifade etmektedir (bk. V, 599-600). Bizim tercihimiz de bu yöndedir. Zira 2-3. âyetlerde Hz. Peygamber’in şahsında müminlerin sadece bir Allah’a kulluk etmeleri emredilmiş, Allah’a ortak koşanlarla gerek inanç gerekse ibadet bakımından hiçbir şekilde benzerliklerinin bulunmadığı vurgulanmıştır. 4-5. âyetlerde ise Hz. Peygamber’i kendi dinlerine döndürmek isteyen putperestlerin ümidini kırmak maksadıyla söz tekrar edilmiştir. “Sizin dininiz size, benim dinim banadır” şeklinde tercüme ettiğimiz 6. âyet, daha geniş kapsamlı ve daha vurgulu bir şekilde önceki âyetleri tekit eder ve bu iki din arasında uzlaşmanın olamayacağını gösterir. Zira bu iki dini uzlaştırmak, hak ile bâtılı uzlaştırmak anlamına gelir. Son âyetten din, vicdan ve ibadet özgürlüğünün esas olduğu, kimse­nin herhangi bir dine girmeye zorlanamayacağı anlamının da çıkarı­labileceğini düşünen bir kısım müfessirler bu âyetin müşriklere karşı savaşılmasını emreden âyetle (bk. Tevbe 9/36) neshedildiğini yani hükmünün kaldırıldığını ileri sürmüşlerdir. Ancak bizim de katıldığımız görüşe göre âyetin hükmü kaldırılmamıştır; çünkü burada bir emir veya yasak değil, bir vâkıanın tesbiti ve ifade edilmesi (haber) söz konusudur; haber ise Allah’tan olduğu için gerçektir, hükmü değişmez (bk. Şevkânî, V, 600).
Kâfirûn Suresi 4. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ben de sizin ibadet ettiğiniz putlara ibadet edecek değilim.