Diyanet İşlerien ayrışan
O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Kâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin?
Yaşar Nuri Öztürk
Kaaria'nın ne olduğunu sana bildiren nedir?
Süleyman Ateş
O çarpan olayın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Dehşetinin büyüklüğüyle insanların kalplerini hoplatan o saatin ne olduğunu sana ne öğretti? Şüphesiz o kıyamet günüdür.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Dehşeti yüreklere çarpan (Kâria)! 2- Nedir o dehşeti yüreklere çarpan? 3- O dehşeti yüreklere çarpanın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? 4- O gün insanlar, etrafa dağılmış pervaneler gibi olacak; 5- Dağlar da (didilmiş boyalı) yün gibi ol(up havada uçuş)acak. 6- Artık kimin tartıları ağır gelirse; 7- O, hoşnut edici bir yaşayış içindedir. 8- Kimin de tartıları hafif gelirse; 9- Onun anası/barınağı Hâviyedir. 10- Onun ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? 11- Kızgın bir ateştir.
(Mekke’de inmiştir. 11 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1-3. “Dehşeti yüreklere çarpan”(anlamı verilen)“القارعة”; Kıyamet gününün isimlerinden birisidir. Ona bu ismin veriliş sebebi, insanların kapısını çalması ve dehşetleri ile onları şaşkına çevirmesidir. İşte bundan dolayı Yüce Allah, Kıyametin büyüklüğünü ve dehşetli halini dile getirerek şöyle buyurmaktadır: “Dehşeti yüreklere çarpan! Nedir o dehşeti yüreklere çarpan? O dehşeti yüreklere çarpanın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki?”
4. “O gün insanlar” ileri derecedeki korku ve dehşetin etkisinden dolayı “etrafa dağılmış pervaneler gibi olacak.” Dalgalar halinde birbirine giren, etrafa saçılıp savrulan pervaneleri andıracak. Pervaneler (الفراش); geceleyin çıkan ve nereye gideceğini bilemeyen, birbirlerine karışıp duran (kelebek benzeri) birtakım hayvanlardır. Yanan bir ateş görürlerse idrakinin zayıflığı dolayısı ile hemen bu ateşe atılırlar. İşte akıl sahibi insanların hali de kıyamette bu olacaktır.
5. O sapasağlam güçlü dağlara gelince; onlar da “(didilmiş boyalı) yün gibi ol(up havada uçuş)acak.” Yani en basit bir rüzgarın uçuruverdiği, son derece güçsüz bir hal almış, didilmiş yüne dönecekler. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Sen dağları görür ve onları yerinde duruyor sanırsın. Halbuki onlar, bulutların gitmesi gibi giderler.”(en-Neml, 27/88) Bundan sonra da dağlar, darmadağın olacak ve etrafa saçılmış toz toprağa döneceklerdir. Onlardan gözle görülecek bir şey kalmayacaktır. İşte o vakit mizan/tartı kurulacak ve insanlar bahtiyar kimselerle bedbaht kimseler olmak üzere iki kısma ayrılacak:
6-7. “Artık kimin tartıları ağır gelirse” iyilikleri kötülüklerinden ağır basarsa “O,” nimet dolu cennetlerde “hoşnut edici bir yaşayış içindedir.”
8-9. “Kimin de” kötülüklerini karşılayabilecek kadar iyilikleri olmadığı için “tartıları hafif gelirse, onun anası” varacağı ve kalacağı yer “Hâviyedir.” Cehennem ateşidir. el-Hâviye, cehennemin isimlerinden birisidir. Tıpkı yavrusundan ayrılmayan anne gibi ateş de onun yakasını bırakmayacaktır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Çünkü onun azabı sahibinin yakasını bırakmaz.”(el-Furkân, 25/65) Bu buyruğun şu anlama geldiği de söylenmiştir: Kişinin, (ana merkezi olan) başı ceheneme yuvarlanacak, yani tepe üstü cehennem ateşine atılacaktır. 10-11. “Onun ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki?” Bu, cehennemin pek dehşetli olduğunu anlatmak içindir. Daha sonra da bunu:“Kızgın bir ateştir” diye açıklamaktadır. Yani, sıcağı pek çetindir. Onun harareti, dünya ateşinin hararetinden yetmiş kat fazladır. O ateşten Allah’a sığınırız. Kâria Sûresi’nin tefsiri, burada sona ermektedir.
***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Korkunç ses” diye çevirdiğimiz kāria kelimesi sözlükte “şiddetle vurmak, çarpmak” anlamına gelen kar‘ kökünden türemiş bir isim olup kıyameti ifade eder. Arapça’da büyük felâket ve belâya da kāria denir (bk. Ra‘d 13/31). Kıyamet dehşet verici halleriyle kalplere korku saldığı ve o günde suçlular cezaya çarptırıldığı için kıyamete kāria denmiştir. Bu âyetler, gerek üslûp gerekse anlam bakımından kıyamet olayının büyüklüğünü ve şiddetini ifade ettiği gibi kıyametin ne zaman meydana geleceğinin bilinemeyeceğini de göstermektedir.