Önceki ayet· 10:108Sonraki ayet· 11:1

Yûnus Suresi 109. Ayet· 10:109

↗ Yûnus suresi
Mekki
وَٱتَّبِعۡ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَٱصۡبِرۡ حَتَّىٰ يَحۡكُمَ ٱللَّهُۚ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡحَٰكِمِينَ
Sana vahyedilene uy; Allah hükmünü verene kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sana vahyedilene uy; Allah hükmünü verene kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir
Elmalılı Hamdi Yazır
Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sana vahyedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.
Süleyman Ateş
Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
And follow what is revealed to you, [O Muhammad], and be patient until Allah will judge. And He is the best of judges
Fransızca
Et suis ce qui t'est révélé, et sois constant jusqu'à ce qu'Allah rende Son jugement car Il est le meilleur des juges
İspanyolca
[¡Oh, Mujámmad!] Aférrate a lo que te ha sido revelado y sé paciente hasta que Dios juzgue. Él es el mejor de los jueces
Rusça
Следуй тому, что внушается тебе в откровении, и терпи, пока Аллах не вынесет приговор, ведь Он - Наилучший из судей
Endonezce
Dan ikutilah apa yang diwahyukan kepadamu, dan bersabarlah hingga Allah memberi keputusan. Dialah hakim yang terbaik
Bengalce
আর তুমি চল সে অনুযায়ী যেমন নির্দেশ আসে তোমার প্রতি এবং সবর কর, যতক্ষণ না ফয়সালা করেন আল্লাহ। বস্তুতঃ তিনি হচ্ছেন সর্বোত্তম ফয়সালাকারী।
Çince
你应当遵从你所受的启示,并应当坚忍,直到安拉判决,他是最公正的判决者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Rabbinden sana vahyolunana uy ve onunla amel et. Kavminden sana karşı çıkanların eziyetlerine karşı ve tebliğ etmekle emrolunduğun şey üzerinde sabırlı ol. Ta ki, Rabbinin dünyada onlara karşı sana olan yardımı ve küfür üzere ölürlerse ahirette onlar için olan azabı ile hükmedinceye kadar bu şekilde yapmaya devam et.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
108- De ki:“Ey insanlar! Şüphe yok ki size Rabbinizden hak gelmiştir. Artık kim hidâyet bulursa o, ancak kendi yararına hidâyet bulmuş olur. Kim de saparsa yalnız kendi zararına sapmış olur. Ben başınıza bekçi değilim.” 109- Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret! O, hükmedenlerin en hayırlısıdır. 108. Yani ey Peygamber! Bu kesin delil açıkça ortaya çıktığına göre “de ki: Ey insanlar! Şüphe yok ki size Rabbinizden hak gelmiştir.” Hakkında şüphenin hiçbir şekilde söz konusu olmayacağı ve kat’i delillerle desteklenen o doğru haber size ulaşmış bulunuyor ki o, size Rabbinizden gelmiştir. O’nun rubûbiyetinin en büyük tecellisi de size bu Kur’an-ı Kerim’i indirmiş olmasıdır. Bu Kur’an’da her şeye dair açıklamalar vardır. Bunda türlü ilâhi hükümler ve ilâhi istekler, O’nun razı olacağı güzel ahlak vardır. Bu ise sizin için en büyük bir terbiye ve O’nun size büyük bir lütuf ve ihsanıdır. Artık sizin için doğru eğriden açıkça ayrılmıştır ve hiç kimse için herhangi bir şüphe kalmamıştır. “Artık kim” Yüce Allah’ın gönderdiği hakkı bilip gereği gibi kavrar ve onu başkasına tercih etmek sureti ile “hidâyet bulursa o, ancak kendi yararına hidâyet bulmuş olur.” Yoksa Yüce Allah’ın kullarına ihtiyacı yoktur. Onların amellerinin faydası kendilerinedir. “Kim de” hakkı bilmekten yahut da gereğince amel etmekten yüz çevirmek sureti ile hidâyetten “saparsa yalnız kendi zararına sapmış olur.” Allah’a en ufak bir zararı olmaz. Kendisinden başka bir kimseye de zararı olmaz. “Ben başınıza bekçi değilim.” Amellerinizi tespit edip onlardan dolayı sizi hesaba çekecek olan ben değilim. Ben, sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. Üzerinizde gözcü Yüce Allah’tır. O bakımdan size mühlet verilen bu süre zarfında siz lehinize olacak şeylere bakın! 109. Ey Peygamber! “Sen sana vahyolunana” ilim ile, amel ile, halin ile ve ona davet etmek sureti ile “uy ve Allah” seninle seni yalanlayanlar arasında “hükmünü verinceye kadar” buna “sabret!” İşte bu, sabır türlerinin en üstünüdür. Bunun sonucu da övülmeye değerdir. O halde gevşeme ve usanma. Aksine bu halin üzere devam et ve sebat göster. “O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” Çünkü O’nun hükmü tam adalettir. Övülmeye layık, gerçek adaleti ihtiva eder. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Rabbinin verdiği bu emre riâyet etmiş, Allah dinini diğer dinlere üstün kılıncaya, düşmanlarına karşı onu delil ve belge ile muzaffer kılmasından sonra kılıçla ve silahla da muzaffer kılıncaya kadar dosdoğru yol üzerinde sebat göstermiştir. Yüce Allah’a celâline, azametine, kemaline ve geniş ihsanına yakışır şekilde güzel hamdler ve senalar olsun. Yûnus Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Peygamberlerin görevi Allah tarafından bildirileni olduğu gibi insanlara tebliğ etmek ve ilâhî mesajın doğru anlaşılması için gereken çabayı sarfedip insanları aydınlatmaya çalışmaktır (105. âyetteki “hak din” diye çevirdiğimiz “hanîf” kelimesinin açıklaması için bk. Bakara 2/135). İnsan bir taraftan kendi sorumluluğunu göz ardı etmeden üzerine düşeni yerine getirmeye çalışırken, bir taraftan da hiçbir güç ve iradenin yüce Allah’ın güç ve iradesine sınır getiremeyeceğinin bilincinde olmalı ve yalnız O’ndan yardım dilemeli, O’na sığınmalıdır.
Yûnus Suresi 109. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Rabbinden sana vahyolunana uy ve onunla amel et. Kavminden sana karşı çıkanların eziyetlerine karşı ve tebliğ etmekle emrolunduğun şey üzerinde sabırlı ol. Ta ki, Rabbinin dünyada onlara karşı sana olan yardımı ve küfür üzere ölürlerse ahirette onlar için olan azabı ile hükmedinceye kadar bu şekilde yapmaya devam et.