Yedi kısa ayetten oluşan bu metin, adını son ayetinde geçen mâûn kelimesinden alır; kelime gündelik hayatta ödünç verilen küçük yardım ve basit ihtiyaç maddeleri anlamında kullanılır. Mekke döneminde inmiştir ve nüzul sırasında 17. sıradadır, yani vahyin erken evresine aittir.
Sure bir soruyla başlar ve dini yalan sayan kişiyi tarif etmeye girişir. Beklenebilecek türden itikadî bir tanım yerine üç davranış sıralanır: yetimi itip kakmak, yoksulun doyurulmasına önayak olmamak ve en küçük yardımı bile esirgemek. Böylece inkâr, sözle ifade edilen bir görüş olarak değil, başkasının hakkı karşısında takınılan tutum olarak tanımlanır.
Metnin ikinci yarısı yönünü değiştirir ve namaz kılanların bir kısmına döner. Kıldıkları namazdan gafil olmak ve gösteriş yapmak, aynı listenin devamı olarak sıralanır. Bu geçiş surenin en dikkat çekici yanıdır: ibadeti hiç yapmamak ile onu başkasına görünmek için sürdürmek arasında bir bağ kurulur ve her ikisi de yardımı esirgeme davranışıyla aynı çerçeveye yerleştirilir. Ayetlerin tamamı kısa ve keskindir; hiçbirinde uzun açıklama ya da gerekçe cümlesi bulunmaz, yalnızca art arda gelen tespitler vardır. Bu kuruluk metne bir liste ritmi kazandırır. Gösteriş, hesap günü, yetimin gözetilmesi ve yoksulun hakkı gibi Kur'an'da geniş yer tutan konular burada birkaç kelimelik ifadelere sıkıştırılmıştır.
Mâûn suresi 7 ayetten oluşur ve Mekki bir suredir (nüzul/iniş sırası: 17).
Bu sayfada Mâûn suresinin her ayetini Arapça metni, Türkçe meali ve tefsiriyle okuyabilir; ayete tıklayıp dört Türkçe meal karşılaştırması, kelime kelime anlam ve ilişkili ayetlere geçebilirsiniz.
Evet. Sure içindeki her ayetin yanındaki dinle düğmesiyle Arapça tilavetini sesli dinleyebilirsiniz.