Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter; O'ndan başka tanrı yoktur, yalnız O'na güveniyorum; O büyük arşın Rabbidir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter; O'ndan başka tanrı yoktur, yalnız O'na güveniyorum; O büyük arşın Rabbidir
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer aldırmazlarsa onlara de ki: Bana Allah yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş'ın Rabbidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer çekip giderlerse de ki: "Allah bana yeter. İlah yok O'ndan başka. Yalnız O'na dayandım ben; büyük arşın sahibi O'dur."
Süleyman Ateş
Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter! O'ndan başka tanrı yoktur. O'na dayandım, O büyük Arş'ın sahibidir!"
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.2%
İngilizce
But if they turn away, [O Muhammad], say, "Sufficient for me is Allah; there is no deity except Him. On Him I have relied, and He is the Lord of the Great Throne
Fransızca
Alors, s'ils se détournent dis: «Allah me suffit. Il n'y a de divinité que Lui. En Lui je place ma confiance; et Il est le Seigneur du Trône immense»
İspanyolca
[¡Oh, Mujámmad!] Si rechazan [el Mensaje] diles: "Me es suficiente con Dios, no hay otra divinidad salvo Él, a Él me encomiendo y Él es el Señor del Trono grandioso
Rusça
А если они отвернутся, то скажи: «Мне достаточно Аллаха! Нет божества, кроме Него. Я уповаю только на Него, ибо Он - Господь великого Трона»
Endonezce
Maka jika mereka berpaling (dari keimanan), maka katakanlah (Muhammad), "Cukuplah Allah bagiku; tidak ada tuhan selain Dia. Hanya kepada-Nya aku bertawakal, dan Dia adalah Tuhan yang memiliki Arasy (singgasana) yang agung
Bengalce
এ সত্ত্বেও যদি তারা বিমুখ হয়ে থাকে, তবে বলে দাও, আল্লাহই আমার জন্য যথেষ্ট, তিনি ব্যতীত আর কারো বন্দেগী নেই। আমি তাঁরই ভরসা করি এবং তিনিই মহান আরশের অধিপতি।
Eğer senden yüz çevirirler ve senin getirdiklerine iman etmezlerse -Ey Peygamber!- onlara de ki: Kendisinden başka hak ilah olmayan Allah bana yeter. Ben sadece O'na dayandım. O, subhânehu ve teâlâ büyük arşın Rabbidir.
128- Andolsun ki içinizden size öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir, size çok düşkündür, mü’minlere karşı oldukça şefkatli ve merhametlidir. 129- Eğer yüz çevirirlerse de ki:“Bana Allah yeter. Ondan başka hiçbir (hak) ilah yoktur. Ben yalnızca O’na tevekkül ettim. O, yüce Arşın Rabbidir.”
128. Yüce Allah, mü’min kullarına kendi içlerinden durumunu yakından bildikleri, ondan öğrenme imkânını bulabildikleri, kendisine itaatle boyun eğmekten yüksünmeyecekleri ümmi bir peygamber göndermiş olduğu lütfunu hatırlatmaktadır. Bu peygamber onların iyiliğini samimi olarak istemekte ve bütün gayreti ile onların faydalarına çalışmaktadır. “Sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir.” Sizi sıkıntıya sokan, sizi yoran ve size ağır gelen işler ona da ağır gelir. “Size çok düşkündür.” İyiliğinizi arzu eder. Bütün gayreti ile size iyilik ulaştırmanın yollarını arar. İmana ulaşmanız için bütün gayreti ile çalışır, size kötülük gelmesinden ise hoşlanmaz ve sizi kötülükten uzaklaştırmak için bütün gayreti ile çalışıp çabalar. “Mü’minlere karşı oldukça şefkatli ve merhametlidir.” Onlara olan şefkat ve merhameti en ileri derecededir. Onlara kendi öz anne ve babalarından daha çok merhametlidir. Bu yüzden onun hakkı diğer bütün insanların haklarından önce gelir. O nedenle ümmetin, ona iman etmesi, onu tazim etmesi, ona saygı duyması ve onu tebcil etmesi görevidir.
129. Eğer iman ederlerse bu, onların güzel bir kısmete ve ilâhi tevfike mazhar olmalarıdır. “Eğer” iman ve salih amelden “yüz çevirirlerse” sen kendi yoluna devam et. Çağrını kararlılıkla sürdür ve “de ki: Bana Allah yeter.” Bütün hususlarda O bana yeter. “O’ndan başka hiçbir (hak) ilah yoktur.” O’nun dışında ibadete layık, ibadeti hak eden bir mabud yoktur. “Ben yalnızca O’na tevekkül ettim.” Faydalı olacak şeyleri gerçekleştirmek, zararlı olacak şeyleri de uzaklaştırmak hususunda güvencim de dayanağım da O’dur. “O,” yaratılmışların en büyüğü olan “yüce Arşın Rabbidir.” Bütün mahlukatı kuşatan o büyük Arşın Rabbi O olduğuna göre O’nun dışında ve Arştan daha küçük olan diğer mahlukatın da Rabbi olması öncelikle söz konusudur.
Yüce Allah’ın yardımı ve lütfu ile Tevbe sûresinin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, önünde de sonunda da zahiren de batınen de yalnızca Allah’a mahsustur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Muhammed bir insan olarak içimizden biridir; fakat Cenâb-ı Allah onu vahiy alma ve peygamberlerin sonuncusu olma mertebesiyle onurlandırmıştır. Başka bir âyette “bütün varlıklar için rahmet” olarak nitelenen (Enbiyâ 21/107) Resûl-i Ekrem’in müminlere karşı tutumuna ve hissiyatına ağırlık verilen 128. âyette o, Allah Teâlâ’nın iki güzel ismi ile, raûf ve rahîm olarak nitelenmiştir; raûf “çok şefkatli”, rahîm “çok merhametli” demektir. Yüce Allah’ın hiçbir peygamberini kendi isimlerinden ikisiyle birlikte anmamış olduğu dikkate alınırsa onun rabbimizin katındaki derecesi ve bütün bu açıklamalara rağmen ondan yüz çevirenlerin ne büyük ziyanda oldukları daha iyi anlaşılır. İşte 129. âyette Hz. Peygamber’den bu gibi bahtsızların tutumlarından üzüntü duymaması, sadece Allah’a güvenip dayandığını hatırlaması ve onlara da bunu duyurması istenmektedir (Hz. Muhammed ve onun üstün özellikleri hakkında bk. Ahzâb, 33/40; Feth 48/29; tevekkül hakkında bk. Âl-i İmrân 3/159).
Sûre Allah ve resulünden bir bildirimle başladığı gibi, yine Cenâb-ı Hakk’ın resulü vasıtasıyla insanlığa yaptığı genel bir uyarı ile, büyük arşın sahibinin yegâne ilâh olan Allah olduğu vurgulanarak sona ermektedir (“arş” hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/54).
Eğer senden yüz çevirirler ve senin getirdiklerine iman etmezlerse -Ey Peygamber!- onlara de ki: Kendisinden başka hak ilah olmayan Allah bana yeter. Ben sadece O'na dayandım. O, subhânehu ve teâlâ büyük arşın Rabbidir.