Önceki ayet· 56:11Sonraki ayet· 56:13

Vâkıa Suresi 12. Ayet· 56:12

↗ Vâkıa suresi
Mekki
فِي جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Ni'met cennetlerinde.
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ni'met cennetlerinde.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nimet cennetlerindedirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Nimetlerle dolu bahçelerdedirler.
Süleyman Ateş
Ni'met cennetlerinde.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.7%
İngilizce
In the Gardens of Pleasure
Fransızca
dans les Jardins des délices
İspanyolca
estarán en los Jardines de las Delicias
Rusça
которые пребудут в Садах блаженства
Endonezce
Berada dalam surga kenikmatan
Bengalce
অবদানের উদ্যানসমূহে
Çince
他们在恩泽的乐园中。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar Naim cennetlerindedirler. Çeşitli nimetlerden faydalanmaktadırlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Gerçekleşmesi kaçınılmaz olan (kıyamet), gerçekleştiği zaman… 2- Onun gerçekleşmesinde yalan/şüphe yoktur. 3- O, (kimilerini) alçaltır, (kimilerini de) yükseltir. 4- Yeryüzü şiddetle sarsıldığı zaman; 5- Dağlar paramparça edildiği, 6- Ve saçılmış toz haline geldiği zaman... 7- Sizler de üç sınıf olduğunuzda: 8- Amel defterleri sağdan verilecek olanlar, ne mutludur amel defterleri sağdan verilecek olanlar! 9- Amel defterleri soldan verilecek olanlar, ne bedbahttır amel defterleri soldan verilecek olanlar! 10- (Hayırlarda) öne geçenler var ya o öne geçenler! 11- İşte onlar, Allah'a yakınlaştırılmış olanlardır. 12- Naîm cennetlerindedirler. 13- Çoğu öncekilerdendir. 14- Birazı da sonrakilerdendir. 15- İşlemeli tahtlar üzerindedirler. 16- Onlara yaslanıp karşılıklı otururlar. 17- Etraflarında ebedî kılınmış çocuklar dolaşır; 18- (Ellerinde) bardaklar, ibrikler ve şarap kaynağından doldurulmuş kadehler… 19- Ki o (şaraptan) dolayı başları ağrımaz, akılları da gitmez. 20- Beğenip seçtikleri meyveler, 21- Ve canlarının çektiği kuş etleri de (sunulacaktır kendilerine.) 22- Bir de güzel gözlü hûriler vardır. 23- Tıpkı saklı inciler misali. 24- (Bunlar) yaptıklarına karşılık bir mükafattır. 25- Onlar orada ne boş, ne de günaha sokan bir söz işitirler; 26- İşittikleri ancak “selâm” ve esenlikli sözlerdir. (Mekke’de inmiştir. 96 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-2. Yüce Allah gerçekleşmesi kaçınılmaz bir şey olan kıyametin durumunu haber vermektedir. “Onun gerçekleşmesinde yalan/şüphe yoktur.” Yani gerçekleşmesi şüphesizdir. Zira buna dair aklî ve nakli deliller birbirini desteklemektedir. Yüce Allah’ın hikmeti de buna delildir. 3. “O, (kimilerini) alçaltır” kimi insanları aşağıların aşağısına indirir. “(kimilerini de) yükseltir” kimilerini de yükseklerin yükseği olan mertebelere çıkartır. Yahut da o, sesini kısıp yakın olana işittirmiştir, sesini yükseltip uzak olana işittirmiştir. 4-6. “Yeryüzü şiddetle sarsıldığı” hareket edip çalkalandığı “zaman; dağlar paramparça edildiği” darmadağın olduğu “ve saçılmış toz haline geldiği” ve yeryüzü üzerinde herhangi bir dağ, herhangi bir yükseklik ya da çukur bulunmayan dümdüz bir hâle geldiği “zaman…” 7. Ey insanlar! “Sizler de üç sınıf olduğunuzda” iyi ve kötü amellerinize göre üç ayrı gruba ayrıldığınızda… Sonra bu üç grubun her birisini ayrıntılı olarak söz konusu ederek şöyle buyurmuştur: 8. “Amel defterleri sağdan verilecek olanlar, ne mutludur amel defterleri sağdan verilecek olanlar!” Bu ifade, onların şanlarını yüceltmekte, durumlarının güzelliğini dile getirmektedir. 9. “Amel defterleri soldan verilecek olanlar, ne bedbahttır amel defterleri soldan verilecek olanlar” Bu da onların durumlarının oldukça dehşetli olacağını ifade etmektedir. 10-12. “(Hayırlarda) öne geçenler var ya o öne geçenler!” Dünyada hayırlar işleyerek öne geçenler, âhirette de cennete en önce gireceklerdir. İşte Yüce Allah’ın bu şekilde nitelendirdiği o kimseler, Naîm cennetlerindeki A’lay-i İlliyyîn’de, üzerlerinde başka bir mevki bulunmayan pek yüksek konaklarda bulunacaklar ve Allah nezdinde de yakınlaştırılmış olacaklardır. 13. Sözü edilen öne geçenlerin “çoğu” yani oldukça kalabalık bir grubu “öncekilerdendir” Bu ümmetin ve diğer ümmetlerin ilk önce gelenlerindendir. 14. “Birazı da sonrakilerdendir.” Bu, genel olarak bu ümmetin ilk gelenlerinin, daha sonra gelenlerden daha faziletli olduğunu göstermektedir. Çünkü Allah'a yakın olacakları/mukarrebleri oluşturanlar arasında önce gelenlerin sayısı, sonrakilerin sayısından daha çok olacaktır. Mukarrebler ise seçkin kullardırlar. 15. Altın, gümüş, inci, mücevherat vb. gibi Yüce Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği pek çok süs ve zinet eşyası ile işlenmiş “işlemeli tahtlar üzerindedirler.” 16. “Onlara yaslanıp” bu tahtlar üzerinde rahat ve huzur içinde kalıcı olmak üzere kurulacaklardır; kalplerinin temizliği, karşılıklı sevgileri ve güzel edepleri dolayısı ile de yüz yüze bakarark “karşılıklı otururlar.” 17. Yani cennet ehlinin etrafında son derece güzel ve oldukça alımlı, yaşları küçük çocuklar onlara hizmet etmek için dolaşıp duracaktır. Bunlar adeta hiçbir değişikliğe uğramamış, saklı incileri andırırlar. Ebedi kalıcı olmak üzere yaratılmışlardır. Yaşlanmazlar, değişmezler. Yaşları artmaz. 18. Bu ebedi çocuklar, cennetlikler etrafında içecek kaplarını dolaştırırlar:“(Ellerinde de) bardaklar, ibrikler ve şarap kaynağından doldurulmuş kadehler…” Bu, hiçbir rahatsızlık verici özelliği bulunmayan, lezzetli bir içkidir. 19. Dünya şarabının içenin başını ağrıtmasına rağmen o şarap, cennetliklerin başlarını ağrıtmayacaktır. Dünya şarabının etkisinde görüldüğü gibi onların akılları da başlarından gitmez. Hülâsa cennette, dünyada benzeri bulunan türden bütün nimetlerin hiçbirisinde herhangi bir rahatsız edici taraf bulunmayacaktır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Orada tadı ve kokusu değişmeyen su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere lezzet veren şarap ırmakları ve süzülmüş bal ırmakları vardır.”(Muhammed, 47/15) Burada ise sadece cennetteki şarap söz konusu edilmiş ve dünyadaki şarapta bulunan hiçbir olumsuzluğun onda bulunmadığı belirtilmiştir. 20. Hoşa giden, lezzetli ve çeşit çeşit meyvelerden canları neyi arzularsa, neyi görüp beğenirlerse hepsi arzu eder etmez, en mükemmel ve en üstün şekilde onların olacaktır. 21. Yine canlarının arzuladığı her türden, istedikleri her çeşitten kuş eti de onlara ikrâm edilecek. Dilerlerse kızartılmış, dilerlerse pişirilmiş, dilerlerse başka şekilde... 22. Onların güzel gözlü hûrileri de vardır. “حور/huri”, gözü güzel, hoş, tatlı ve sürmeli olan demektir. “عين” ise gözleri iri ve güzel demektir. kadının gözlerinin güzelliği, onun güzelliğinin en büyük delillerinden birisidir. 23. “Tıpkı saklı inciler misali.” Yani onlar, sanki gözlere, rüzgâra ve güneşe karşı korunmak maksadı ile saklı bulunan, alımlı, tertemiz, henüz taze olan inciyi andırırlar. Böyle bir incinin rengi renklerin en güzelidir. Hiçbir kusuru yoktur. İşte bu huriler de böyle olacaktır. Hiçbir açıdan onlarda bir kusur bulunmaz. Aksine onların sıfatları mükemmel, nitelikleri pek güzeldir. Onlara ne kadar bakılırsa bakılsın, kalbe neşe veren ve göze hoş gelen şeylerden başka bir şey görülmez. 24. Onlara hazırlanmış olan bu nimetler “yaptıklarına karşılık bir mükafattır.” Onların amelleri güzel olduğu gibi Allah'ın onlara vereceği mükâfat da güzelolacaktır. O, pek çok nimet ve kurtuluşu onlara nasip edecektir. 25-26. Nimet cennetlerinde ne boş, ne faydasız, ne de söyleyeni günaha sokan bir söz işitirler. “İşittikleri ancak “selâm” ve esenlikli sözlerdir.” Orada sadece hoş ve güzel sözler işitirler. Çünkü orası iyi ve temiz insanların yurdudur. Orada iyi ve güzelden başka bir şey olmaz. Bu buyruk, cennet ehlinin kendi aralarındaki konuşmalarında güzel edebe riayet ettiklerine, sözlerinin en güzel, kalpleri ferahlatıcı, her türlü boş ve günahtan uzak sözler olduğuna delildir. Yüce Allah’tan lütfuyla bizleri cennet ehlinden kılmasını niyaz ederiz. Daha sonra Yüce Allah, amel defterleri sağdan verilenlere hazırlananları söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Mukarrebûn” (Allah’a en yakın olanlar) diye nitelenen “es-sâbikūne’s-sâbikūn” (önde olanlar, o önde olanlar) grubu ile “Allah ve resulüne ilk iman edenler, ilk muhacirler, iki kıbleye doğru da namaz kılmış sahâbîler” şeklinde belirli kimselerin kastedildiği yorumları yapılmış olmakla beraber, İbn Atıyye esasen âyetin dünyada iken iyilik yapma ve kötülüklerden sakınma hususunda öncü konumunda olan ve âhiret mutluluğunda da en önde olmayı hak eden bütün insanları kapsadığını belirtir (diğer yorumlarla birlikte bk. Taberî, XXVII, 170-171; İbn Atıyye, V, 240; Şevkânî, V, 172). 13. âyette geçen ve “çoğu” diye tercüme edilen sülle kelimesi “az olsun çok olsun insan topluluğu”nu ifade eden bir kelimedir. Buna göre âyeti “bir kısmı öncekilerdendir” şeklinde çevirmek mümkündür. Fakat sonrakilerden söz eden 14. âyette “birazı” dendiği için buna da “çoğu” anlamı verilmiştir. Burada Kur’an’ın muasırları ve sonrasını kapsayan bir tasniften söz edildiği kabul edilirse, “sâbikūn”dan çoğunun öncekilerden olduğunu izah kolaylaşır; zira bu grubun öncüleri sahâbe-i kirâmdır. Bu tasnifin geçmiş ümmetleri de kapsadığı kabul edildiğinde ise, gelip geçmişlerden “sâbikūn”un çokluğu, bütün peygamberleri içine almasıyla izah edilebilir (İbn Atıyye, V, 241). 15-26. âyetlerde ve daha sonra da 28-37. âyetlerde cennet nimetiyle ödüllendirilecek ve onurlandırılacak kimseleri bekleyen hayata ilişkin canlı tasvirlere yer verilmektedir. 17. âyette, dünyadaki tasavvurlarımıza göre hatıra gelebilecek bir soruya cevap verilmekte; cennette dünyada olduğu gibi bir kısım insanların diğerlerine hizmet vermesinin söz konusu olmayacağı, cennetle ödüllendirilen herkesin “hizmet edilen” konumunda bulunacağı, ikramları sunmak üzere –sonsuza dek genç kalacak– hizmetçiler tahsis edileceği bildirilmektedir (başka yorumlarla birlikte bk. Şevkânî, V, 173-174). 19. âyetteki cennet içkilerinin içenlere baş ağrısı vermeyeceğine dair ifade “toplantıları dağıtılmaz, ağızlarının tadını kaçıracak bir durumla karşılaşmazlar”, aynı içkinin sarhoşluk vermeyeceğine dair ifade ise “içtikleri tükenmez” mânalarıyla da açıklanmıştır (İbn Atıyye, V, 242; cennet ve nimetleri hakkında bilgi ve değerlendirme için bk. Bakara 2/25; Zuhruf 43/68-73; Nebe‘ 78/31-36; Mutaffifîn 83/22-28; Bekir Topaloğlu, “Cennet”, DİA, VII, 376-386).
Vâkıa Suresi 12. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar Naim cennetlerindedirler. Çeşitli nimetlerden faydalanmaktadırlar.