39- De ki:“Ey kavmim, Kendi yolunuzca yapacağınızı yapın, ben de yapacağım. Zira pek yakında bileceksiniz…” 40- “Rezil edecek azabın kime geleceğini ve ebedi azabın da kimin başına ineceğini…”
39. Yani ey Peygamber, “de ki: Ey kavmim! Kendi yolunuzca yapacağınızı yapın.” Yani kendiniz için razı olduğunuz hal üzere, yani ibadete layık olmayanlara ve hiçbir hususta en ufak bir yetkisi bulunmayanlara ibadet etme haliniz üzere elinizden geleni yapın. Zira sizi kendisine davet etmiş olduğum dini yalnızca Allah’a halis kılma esası üzere “ben de yapacağım. Pek yakında” güzel âkıbetin kimin olacağını “bileceksiniz.” 40. Ve bu dünyada “rezil edecek azabın kime geleceğini ve” âhirette de “ebedi azabın da kimin başına ineceğini” ve onun yakasını asla bırakmayacağını, hiç sonunun gelmeyeceğini de bileceksiniz. Bu, büyük bir tehdittir. Onlar, ebedi azabı hak ettiklerini biliyorlardı. Ancak zulüm ve inatları, iman etmelerine engel olmuştu.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Putperest Araplar, aslında Allah’ın varlığına inanıyor, sorulduğunda O’nun yaratıcı kudretini tanıdıklarını ifade ediyorlardı; fakat putlarını aracı tanrılar saydıkları için Allah’ı bırakıp putlara tapıyor, onlara sığınıyor, onlardan yardım istiyor, böylelikle şirk inancına sapıyorlardı. Oysa onların insanlara yardım etmek şöyle dursun, Allah’tan gelen bir zararı veya bir rahmeti, nimet ve bereketi önleme güç ve imkânları yoktu. Bunun âyette soru ifadesiyle ortaya konması, eğer akıllarını kullanırlarsa bunun, o putlara tapanlarca dahi rahatlıkla anlaşılabilecek açık bir gerçek olduğu anlamına gelir.
“Allah bana yeter” ikrarı ve bunun devamındaki ifade, müminin sadece Allah’a inanmakla kalmayıp her türlü tutum ve davranışında, faaliyetlerinde yalnız Allah’a dayanıp güvenmesi, ihtiyacını sadece O’na arzederek yardım ve desteği O’ndan beklemesi, böylece inancını eylemleriyle bütünleştirmesi gerektiğine işaret eder. Âyette geçen tevekkülün anlamı da budur. Bu anlamıyla tevekkül kişiye güç ve onur kazandırır, kendine güvenini arttırır; kısaca –yine Kur’an’ın tabiriyle– onu izzet sahibi yapar (bk. Münâfikūn 63/8). Nitekim 39-40. âyetler de Hz. Peygamber’in, bu anlamdaki tevekkül anlayışından kaynaklanan kendine güvenini, onurlu ve kararlı duruşunu ifade etmektedir.
Müfessirler, 40. âyette geçen iki azaptan ilkini, putperestlerin müslümanlar karşısındaki yenilgisi, ikincisini de âhiret azabı olarak yorumlamışlardır.