Önceki ayet· 23:95Sonraki ayet· 23:97

Mü'minûn Suresi 96. Ayet· 23:96

↗ Mü'minûn suresi
Mekki
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav, çünkü biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
En güzel olan neyse onunla sav kötülüğü. Onların nasıl nitelendirme yaptıklarını biz daha iyi biliriz.
Süleyman Ateş
Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.8%
İngilizce
Repel, by [means of] what is best, [their] evil. We are most knowing of what they describe
Fransızca
Repousse le mal par ce qui est meilleur. Nous savons très bien ce qu'ils décrivent
İspanyolca
Si eres maltratado, responde con una buena actitud [sabiendo disculpar]. Yo bien sé lo que [Me] atribuyen
Rusça
Оттолкни зло тем, что лучше. Мы лучше знаем то, что они приписывают
Endonezce
Tolaklah perbuatan buruk mereka dengan (cara) yang lebih baik, Kami lebih mengetahui apa yang mereka sifatkan (kepada Allah)
Bengalce
মন্দের জওয়াবে তাই বলুন, যা উত্তম। তারা যা বলে, আমি সে বিষয়ে সবিশেষ অবগত।
Çince
你应当以德报怨,我知道他们所描述的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Resul! Sana kötülük yapanı görmezden gelerek ve onun ezasına karşı sabredek en güzel şekilde sav. Biz; onların şirk ve yalan ile vasfetmelerini ve seni, sihir ve deli olmak gibi sana yakışmayacak şeyler ile nitelemelerini en iyi şekilde bilmekteyiz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
96- Sen kötülüğü en güzel şekliyle sav! Biz, onların ne nitelendirmelerde bulunduklarını çok iyi biliyoruz. 97- Ve de ki:“Rabbim, şeytanların kışkırtıcı vesveselerinden sana sığınırım.” 98- “Rabbim, yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” 96. Bu buyrukta Allah’ın Rasûlüne emretmiş olduğu üstün ahlâkî değerlerden birisini görüyoruz. Yüce Allah ona şunu emretmektedir:“Sen kötülüğü en güzel şekliyle sav!” Düşmanların sana söz ve davranışları ile kötülük yapacak olursa -kötülük yapana kötülüğünün benzeri ile karşılık vermek caiz olmakla birlikte- sen onlara kötülük ile karşılık verme! Bunun yerine sana yaptıkları kötülüğü onlara iyilik yapmak sûreti ile savuştur. Bu, senin kötülük yapana karşı bir faziletin, bir erdemin olsun. Bunun faydalarından birisi de hem o esnada hem de gelecekte sana karşı yapılacak kötülüğün azalmasıdır. Diğer taraftan böyle bir davranış, sana kötülük yapanın hakkı görmesine, pişmanlık duyup üzülmesine, yaptığından tevbe edip dönmesine daha bir yardımcı olur. Ayrıca affeden kişi, ihsan sıfatına sahip olur. Bu yolla düşmanı olan şeytanı kahreder. Yüce Rabden de mükâfat almaya hak kazanır olur. Zira Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim affedip düzeltirse artık onun mükâfatını vermek Allah’a aittir.”(eş-Şura, 42/40); “Sen (kötülüğü) en güzel şekilde def et. O zaman seninle kendisi arasında düşmanlık olan kimse sanki candan bir dost gibi oluverir. Buna da ancak sabredenler kavuşturulur.” Yani bu güzel ahlâka sahip olma muvaffakiyeti ancak onlara hastır. “Buna ancak büyük bir pay sahibi olanlar kavuşturulur.”(Fussilet, 41/34-35) üce Allah’ın: “Biz onların ne nitelendirmelerde bulunduklarını çok iyi biliyoruz” buyruğuna gelince; yani biz küfrü ve hakkı yalanlamayı içeren sözlerini çok iyi biliriz. İlmimiz bunu kuşatmıştır, ama hilmimiz ile muamele ederek onlara mühlet verdik ve onların söylediklerini sabırla karşıladık. Halbuki hak bizimdir ve onlar aslında bizi yalanlamaktadırlar. Şimdi ey Muhammed, senin de onların söylediklerine sabretmen ve onlara iyilikle karşılık vermen gerekir. İşte kötülük işleyen insanlara karşı kulun vazifesi budur. 97-98. Kötülük yapan şeytanlara gelince onlara iyilik yapmanın bir faydası olmaz. O, kendi taraftarlarını ancak cehennemliklerden olmaları için davet eder durur. Şeytana karşı koymakta yerine getirilmesi gereken görev ise Allah’ın, Rasûlüne gösterdiği yola uygun hareket etmektir. Allah şöyle buyurmaktadır:“Ve de ki: Rabbim, şeytanların kışkırtıcı vesveselerinen sana sığınırım. Rabbim, yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” Yani onların yakınlıkları, vesveseleri, dokunmaları ile isabet edecek kötülükten, yanımda hazır bulunmaları ve vesveseleri ile uğrayacağım şerlerinden sana sığınırım. Kendi güç ve imkanlarımdan uzaklaşıp yalnızca sana iltica ederim. Bu, şerrin tümünden ve onun ana kaynağından Allah’a sığınmaktır. Bunun kapsamına şeytanın bütün ayartmalarından ve vesveselerinden Allah’a sığınmak girmektedir. Yüce Allah, kulunu böyle bir şerden koruyup himaye altına alarak onun bu duasını kabul ettiği taktirde o, her türlü kötülükten kurtulmuş ve her hayrı işleme başarısına nail olmuş olur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyet insanların günlük hayattaki ilişkileri ile ilgili genel bir düzenlemeye gitmekte, kalıcı ve sürekli bir ahlâk kuralı koymakta; kötülüğün bir başka kötülükle değil, kötülüğün iyilikle savılmasını öğütlemektedir. Ancak bu bir zorunluluk değil tavsiyedir, zorunlu olan hakkını alırken haksızlığa sapmamak, kötülüğe karşılık verirken adalet sınırını aşmamaktır (bilgi için bk. en-Nahl 16/125-128).
Mü'minûn Suresi 96. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Resul! Sana kötülük yapanı görmezden gelerek ve onun ezasına karşı sabredek en güzel şekilde sav. Biz; onların şirk ve yalan ile vasfetmelerini ve seni, sihir ve deli olmak gibi sana yakışmayacak şeyler ile nitelemelerini en iyi şekilde bilmekteyiz.