Önceki ayet· 23:12Sonraki ayet· 23:14

Mü'minûn Suresi 13. Ayet· 23:13

↗ Mü'minûn suresi
Mekki
ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةٗ فِي قَرَارٖ مَّكِينٖ
Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sonra onu çok dayanaklı bir karargâhta bir damlacık yaptık.
Süleyman Ateş
Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak sağlam bir karar yerine koyduk.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.3%
İngilizce
Then We placed him as a sperm-drop in a firm lodging
Fransızca
puis Nous en fîmes une goutte de sperme dans un reposoir solide
İspanyolca
Luego [hice que se reprodujera por medio de la fecundación, y] preservé el óvulo fecundado dentro de una cavidad segura
Rusça
Потом Мы поместили его каплей в надежном месте
Endonezce
Kemudian Kami menjadikannya air mani (yang disimpan) dalam tempat yang kokoh (rahim)
Bengalce
অতঃপর আমি তাকে শুক্রবিন্দু রূপে এক সংরক্ষিত আধারে স্থাপন করেছি।
Çince
然后,我使他变成精液,在坚固的容器中的精液,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sonra onun neslini, doğacağı güne kadar rahime yerleşmiş olan bir nutfeden (su damlasından) yarattık.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
12- Andolsun ki biz insanı, süzülmüş bir çamurdan yarattık. 13- Sonra onu, sağlam bir yere (rahme) yerleşmiş bir nutfe yaptık. 14- Sonra o nutfeyi alaka yaptık. Sonra o alakayı bir çiğnem et ve o bir çiğnem eti de kemik yaptık. Derken o kemiğe et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir varlığa dönüştürdük. En güzel yaratıcı olan Allah’ın şanı ne yücedir! 15- Sonra bunun ardından siz, şüphesiz öleceksiniz. 16- Sonra da kıyamet günü elbette diriltileceksiniz. 12. Önce insan türünün ilk atası Âdem aleyhisselam’ın yaratılışının başlangıcını şöylece dile getirmektedir:“Süzülmüş bir çamurdan yarattık.” Bu çamur, bütün yeryüzünden alınıp süzülmüş bir çamurdur. Bu yüzden onun evlatları da yeryüzü toprağındaki nitelikleri taşımaktadır. Kimisi iyi, kimisi kötü, kimisi de bu ikisi arasındadır. Kimisi yumuşak, kimisi sert ve kaba tabiatlıdır. Kimisi de bu ikisi arasında bir huya sahiptir. 13. “Sonra onu” tür olarak Âdemoğullarını bozulmaya, rüzgara vb. dış etkenlere karşı korunmuş “sağlam bir yere” yani rahme “yerleşmiş” bel ile göğüs kemiği arasından çıkan sudan oluşmuş bir “nutfe yaptık.” 14. “Sonra” daha önce rahimde yerleşmiş bulunan “o nutfeyi” üzerinden kırk gün geçtikten sonra “alaka” kırmızı bir kan “yaptık. Sonra” yani bir kırk gün daha geçtikten sonra “o alakayı bir çiğnem et” yani küçüklüğü dolayısı ile ancak ağızda çiğnenecek kadar olan bir et parçası “ve o” yumuşak olan “bir çiğnem eti” sert ve sağlam “kemik yaptık.” Bu kemikler de bedenin bunlara ihtiyacına göre etin arasında yer alır. “Kemiğe de et giydirdik.” Yani kemikleri eti tutan direk durumunda kıldığımız gibi, eti de kemiklere giydirilen bir elbise gibi yaptık. Bu da üçüncü kırk günlük süre içerisinde olur. “Sonra onu bambaşka bir varlığa dönüştürdük.” Ona ruh üflendikten sonra artık cansız bir varlık olmaktan çıkıp canlı bir varlığa dönüşür. “En güzel yaratıcı olan Allah’ın!” Ki O, “yarattığı her bir şeyi güzel yapmıştır. İnsanı da yaratmaya bir çamurdan başladı. Sonra O, onun soyunu hakir bir sudan (meniden) meydana gelen bir süzme (nutfe)den var etti. Sonra O, ona şekil verip tamamlamış ve ruhundan üfürmüştür. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!”(es-Secde, 32/7-9)“şanı ne yücedir!” Ne kadar şanlı, ne büyüktür, O’nun hayırları, bereketleri ne kadar da çoktur! Allah’ın bütün yarattıkları güzeldir. İnsan ise O’nun yarattıklarının en güzelidir. Hatta kayıtsız ve şartsız olarak bütün yaratıkların en güzeli odur. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Andolsun ki biz insanı gerçekten en güzel suret ve biçimde yarattık.”(et-Tin, 95/4) İşte bundan dolayı onun özellikleri de bütün mahlukatın en üstün ve en mükemmel özellikleridir. 15. “Sonra bunun” yani bu yaratılıştan ve ruhun üfürülmesinden “ardından siz şüphesiz” geçeceğiniz aşamalardan ve intikal edeceğiniz devrelerden birisi olan ölümü tadıp “öleceksiniz.” 16. “Sonra da kıyamet günü elbette diriltileceksiniz.” İyisi ile kötüsü ile amellerinizin karşılığını göreceksiniz. Yüce Allah, başka bir yerde şöyle buyurmaktadır:“Yoksa insan başıboş bırakılacağını mı sanır? O, (rahme) dökülen meniden bir damla değil miydi? Sonra bir yapışkan bir kan pıhtısı (alaka) olmuş, sonra (Allah onu) yaratmış ve şekil verip düzenlemiştir. Ondan erkek ve dişi iki eş yaratmıştır. Bunları yaratanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?”(el-Kıyame, 75/36-40)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu bölümde geçen “yaratıyoruz, getiriyoruz” gibi fiillerin asılları âyetlerin metninde geçmiş zamanlıdır. Kur’an’da verilen bilginin kesinliğine işaret etmek gibi bazı sebeplerle şimdiki, gelecek veya geniş zaman yerine geçmiş zaman fiilinin kullanıldığı bilinmektedir. Konumuz olan âyetlerde her bir insanın yaratılış süreci anlatıldığı ve bu süreç devam ettiği için buradaki fiillerin şimdiki zaman şekliyle çevrilmesi daha uygun görüldü. “Çamurdan alınmış bir öz” diye tercüme ettiğimiz 12. âyetteki sülâle kelimesi, sözlükte “bir şeyin içinden çekip çıkarılan nesne” anlamına gelir; burada ise toprakta bulunan ve insan bedeninin oluşumuna yarayan organik ve inorganik maddeler, besinler için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Zira erkekte ve kadında üremeyi sağlayan unsurların (sperm ve yumurta) oluşması sonuçta beslenmeye bağlıdır. Şu halde sadece ilk insanın değil, diğer bütün insanların varlığının aslı da topraktandır. Erkeğin sperminin kadının rahim kanalında onun yumurtasını aşılamasından sonra insanın bu ilk maddesi, âyette “sağlam korunak” deyimiyle ifade edilen rahme gelir. Nutfe ile bu aşamadaki döllenmiş hücre (zigot) kastedilmektedir. Bu hücrelerin bazı uzantılar çıkararak rahim iç zarına asılıp tutundukları ve bir iki gün bu vaziyette kaldıkları günümüzde elektro mikroskop sayesinde gözlenebilmektedir. İşte hücrenin rahim cidarındaki bu asılı vaziyetine âyette, –kelimenin sözlük anlamına uygun olarak– alaka denilmiştir. Bu suretle rahimde gelişimini sürdüren embriyo, önce –âyet metninde mudga denilen– şekilsiz etimsi bir parçaya dönüşür; zamanla kemikler oluşur, kemikler kas, damar ve sinirlerle, bunlar da etle kaplanarak insan bedeninin oluşumu tamamlanır. Bu âyetlerde topraktan, dolayısıyla toprakta beslenip büyüyen bitkilerden alınan besin aşamasından başlayarak ana karnında ete kemiğe bürünmesine, tam bir beden halini almasına varıncaya kadar her bir insanın biyolojik yaratılış ve oluşum süreci özetlenmiştir. Böylece insan, bir yandan bedeninin menşei yönüyle basit bir topraktır; fakat öte yandan Allah’ın kendisine bağışladığı duyu, akıl gibi meleke ve özellikler sayesinde madde üstü bir yönü olan varlıktır. “Nihayet onu bambaşka bir yaratık halinde inşa ediyoruz” cümlesi insanın fizyolojik oluşum ve gelişimi yanında onu diğer canlılardan ayıran psikolojik ve mânevî donanımını da kazanarak eksiksiz, bağımsız bir kişilik halini almasını ifade eder. Âyette Allah’ın insanoğluna bütün bu ihsanları hatırlatılmakta ve dolaylı olarak ondan yaratıcısını tanıyıp şükran borcunu yerine getirmesi istenmektedir. Tabiattaki bütün canlılar içinde gerek biyolojik gerekse psikolojik yönden en gelişmiş canlı kabul edilen insan, bilebildiğimiz kadarıyla Allah’ın dünyadaki en büyük eseri olduğu için, bu âyetlerde insanın yaratılış serüvenini özetleyen ifadelerin ardından yüce yaratıcı, “Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir” buyurarak âdeta en güzel eseriyle övünmüştür. Bu da Kur’an’ın insana verdiği büyük değerin bir ifadesidir. Halk (yaratma) kökünden gelen hâlik kelimesi 14. âyette çoğul şekliyle (hâlikîn) kullanılarak yaratmanın Allah’tan başkasına da nisbet edildiği görülmektedir. Tefsirlerde Araplar’ın halk kavramını, “bir şey yapma, üretme” (sun‘) anlamında insanlara nisbet ederek kullandıkları da bildirilmektedir. Bununla birlikte söz konusu kavram müslümanlar arasında zamanla sadece Allah için kullanılmış, O’ndan başkasına nisbet edilmesi kulluk edebine aykırı görülmüştür.
Mü'minûn Suresi 13. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sonra onun neslini, doğacağı güne kadar rahime yerleşmiş olan bir nutfeden (su damlasından) yarattık.