Diyanet İşleri
Ki terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım. Hayır, bu onun söylediği bir sözdür. Önlerinde ta diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Döndürün ki, o arkada bıraktığım yerde iyi bir iş yapayım." Hayır, bir kelime ki bu, o söyler onu. Ötelerinde, dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
Süleyman Ateş
Ki terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım. Hayır, bu onun söylediği bir sözdür. Önlerinde ta diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
"Belki ben, dünya hayatına dönersem salih ameller işlerim." der. (Ona;) "Hayır asla! Bu durum, senin istediğin gibi değildir." (denir). Şüphesiz onun söylediği (boş) bir sözdür. Eğer o, dünya hayatına geri döndürülecek olsaydı; verdiği sözü yerine getirmezdi. Vefat ettirilen bu kimseler yeniden diriliş gününe kadar dünya ile ahiretin arasında berzah aleminde olacaklar ve terk ettikleri şeyleri elde etmek ve ifsad etttikleri şeyleri düzeltmek için dünyaya geri dönemeyeceklerdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
99- Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde:“Rabbim, beni (dünyaya) döndürün” der. 100- “Ta ki salih amel işleyip de terk ettiklerimi telafi edeyim.” Asla! Bu, onun gevelediği bir sözden ibarettir. Onların önlerinde diriltilecekleri güne kadar (sürecek) bir berzah (kabir alemi) vardır.
99-100. Yüce Allah, kusurlu ve zalim kimselerin ölüme yakın hallerini haber vermektedir. Böyle bir kimse, âkıbetini görüp amellerinin çirkinliğini müşahade edeceği bu halde pişman olacaktır. Bu pişmanlığın etkisi ile dünyaya geri döndürülmeyi isteyecektir. Ancak bu isteği, dünya lezzetlerinden faydalanmak ve arzu edilen şeyleri devşirmek için olmayacaktır. O, “salih amel işleyip de terk ettiklerimi telafi edeyim” ümidiyle bunu isteyecektir. Yani terk ettiğim amelleri işleyip Allah’ın hakkında yaptığım kusurları telafi edeyim, temennisi ile bu sözleri söyleyecektir. “Asla!” Onun dönüşü olmayacak, ona mühlet de verilmeyecektir. Çünkü Allah, tekrar dünyaya geri dönülmeyeceğine dair kesin hüküm vermiştir. “Bu” dünyaya dönmeyi temenni ettiği bu sözü “onun gevelediği bir sözden ibarettir.” Sadece dille söylenmiştir. Söyleyenine pişmanlıktan başka bir faydası yoktur. Aynı zamanda o, bu sözünde samimi de değildir. Çünkü dünyaya geri döndürülecek olursa hiç şüphesiz daha önce kendisine yasak kılınan şeylere tekrar dönecektir. “Onların önlerinde diriltilecekleri güne kadar (sürecek) bir berzah (kabir alemi) vardır.” Önlerinde iki şey arasındaki engel demek olan “berzah” bulunmaktadır. Buradaki engel, dünya ile âhiret arasındaki engeldir. Bu berzahta itaat edenler nimete mazhar olurlar, isyankârlar da azap görürler ve bu, ölümlerinden ve kabirlerinde yerlerini almalarından itibaren başlayıp diriltilecekleri güne kadar devam eder. O halde bu güne hazırlıklı olsunlar ve bunun için gereken tedbirlerini alsınlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Onlar”dan maksat, özellikle öldükten sonra tekrar dirilmenin imkânsız olduğunu savunan inkârcılardır. Âyette, hayatları son bulup dünya ile ilgili bütün bağları kopan, arzu ve tutkuları tükenen ve ancak bu noktada akılları başlarına gelen inkârcıların ümitsizlikleri, tükenmişlikleri ve pişmanlıkları dile getirilmektedir. Fahreddin er-Râzî’ye göre böyleleri, ölümleri esnasında (veya zayıf bir görüşe göre âhirette cehennemdeki yerlerini görünce), aslında geri dönüşün imkânsız olduğunu bilseler de, sırf inkârcı olarak bu dünyadan göçmelerine üzülüp pişman oldukları için bu duygularını ve ümitsizliklerini ifade etmek üzere bu şekilde yakarırlar (XXIII, 119-120).
99-100. âyetler, temeli eski Hint dinlerine ve Eflâtun felsefesine kadar uzanan, zaman zaman günümüzde bile bazı kişiler ve sözde ilim adamları tarafından savunulan reenkarnasyon (tenâsüh) inancını açıkça reddetmektedir. Bu inanca göre kötü ve günahkâr insanlar ölünce bunların ruhları, dünyada günahlarından kurtulup arınıncaya kadar bedenden bedene dolaşacak, ancak günahlarından temizlendikten sonra Tanrı’nın huzuruna dönebileceklerdir. Eğer günahkârların ruhlarının başka bedenlere geçmesi mümkün olsaydı, âyette belirtildiği şekilde pişmanlık duygularını dile getirerek yanlışlarını düzeltmek maksadıyla yeniden dünyaya gönderilmeleri için yakaran kullarının dileğini Allah reddetmezdi. Oysa burada böyle bir dönüşe asla izin verilmeyeceği belirtilmektedir.
Sözlükte “engel, ayırıcı, aralık” anlamına gelen berzah kelimesinin buradaki anlamı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Râzî’nin tercih ettiği yoruma göre buradaki berzah, İslâmî gelenekteki yaygın anlamıyla insanın dünya hayatına geri dönüşünü engelleyen ölüm olayı ve sonrasıdır. Kabir hayatı da denen bu dönem ölümle başlayıp yeniden dirilme vaktine kadar sürecektir. Berzah kelimesi, –biri dünya hayatının son bulduğuna, diğeri âhiret hayatı için yeniden dirilmenin gerçekleştiğine işaret olmak üzere– iki defa üflenecek olan iki sûr arasında geçecek süre olarak da açıklanmıştır (Taberî, XVIII, 53; Şevkânî, III, 562). Âhirette akrabalık bağlarının işe yaramaması, oradaki adaletin mutlaklığını ve kusursuzluğunu, insanların birbirlerine soru soramaması da âhirette verilecek hesabın dehşetini göstermektedir.