Önceki ayet· 21:21Sonraki ayet· 21:23

Enbiyâ Suresi 22. Ayet· 21:22

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
لَوۡ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَاۚ فَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا يَصِفُونَ
Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer yer ile gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada uğrar yok olurdu. O halde Arş'ın Rabbi olan Allah, onların vasfetmekte oldukları şeylerden (bütün noksanlıklardan) beridir, münezzehtir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Eğer yerde-gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, o ikisi de mutlaka fesada uğrardı. Arşın Rabbi o Allah, onların nitelendirmelerinden yücedir, uzaktır.
Süleyman Ateş
Eğer yerde, gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de (yer de, gök de) bozulup gitmişti. Arş'ın sahibi Allah, onların nitelendirmelerinden yüce(münezzeh)dir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.3%
İngilizce
Had there been within the heavens and earth gods besides Allah, they both would have been ruined. So exalted is Allah, Lord of the Throne, above what they describe
Fransızca
S'il y avait dans le ciel et la terre des divinités autres qu'Allah, tous deux seraient certes dans le désordre. Gloire, donc à Allah, Seigneur du Trône; Il est au-dessus de ce qu'ils Lui attribuent
İspanyolca
Si hubiese habido en los cielos y en la Tierra otras divinidades además de Dios, éstos se habrían destruido. ¡Glorificado sea Dios, Señor del Trono! Él está por encima de lo que Le atribuyen
Rusça
Если бы на них (на небесах и земле) были иные божества наряду с Аллахом, то они (небеса и земля) разрушились бы. Аллах, Господь Трона, пречист и далек от того, что они приписывают Ему
Endonezce
Seandainya pada keduanya (di langit dan di bumi) ada tuhan-tuhan selain Allah, tentu keduanya telah binasa. Mahasuci Allah yang memiliki Arasy, dari apa yang mereka sifatkan
Bengalce
যদি নভোমন্ডল ও ভুমন্ডলে আল্লাহ ব্যতীত অন্যান্য উপাস্য থাকত, তবে উভয়ের ধ্বংস হয়ে যেত। অতএব তারা যা বলে, তা থেকে আরশের অধিপতি আল্লাহ পবিত্র।
Çince
除安拉外,假若天地间还有许多神明,那么,天地必定破坏了。赞颂安拉——宝座的主——是超乎他们的描述的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şayet göklerde ve yerde Yüce Allah'tan başka birçok ilah olsaydı, mülk hakkında ilahların çekişmesinden dolayı gökler ve yer fesada uğrardı. Ancak gerçek bunun aksidir. Arş'ın Rabbi olan Yüce Allah müşriklerin yalan yere vasfettiği gibi ortakları olmasından münezzeh ve yücedir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
21- Yoksa onlar yeryüzünden, birtakım ilâhlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek? 22- Eğer göklerde ve yerde Allah’tan başka ilâhlar olsa idi, elbette ikisinin de düzeni bozulurdu. Arş’ın Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden münezzehtir. 23- O, yaptıklarından sorgulanamaz, ama onlar sorgulanacaklardır. 24- Yoksa O’ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki:“Delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların kitabı da benden öncekilerin kitabı da ortadadır.” Bilakis onların çoğu hakkı bilmezler, bundan ötürü de yüz çevirirler. 25- Senden önce gönderdiğimiz her bir peygambere mutlaka şunu vahyederdik:“Benden başka (hak) ilâh yoktur. O halde yalnız Bana ibadet edin.” 21. Yüce Allah kudretinin ve azametinin kemalini, her şeyin kendisine boyun eğdiğini söz konusu ettikten sonra yeryüzünden Allah’ın dışında son derece aciz ve hiçbir şeye güç yetiremeyen birtakım ilâhlar edinen müşriklerin bu tutumlarını reddetmektedir. “Ölüleri onlar mı diriltecek?” olumsuz anlamda bir sorudur. Yani edindikleri bu ilâhlar, ölüleri herhangi bir şekilde diriltemezler, haşredemez, bir araya toplayamazlar. Bunu Yüce Allah’ın şu buyrukları açıklamaktadır:“Onlar, Allah’ın yanı sıra hiçbir şey yaratamayan, aksine kendileri yaratılmış olan ve kendi kendilerine bile bir zarar ve fayda veremeyen, öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar can vermeye gücü yetmeyen ilâhlar edindiler.”(el-Furkan, 25/3); “Kendilerine yardım olunur ümidi ile ondan başka ilahlar edindiler. Onlar, onlara yardım edemezler aksine kendileri, onlar için hazır duran askerlerdir.”(Yâsîn, 36/74-75) 22. Allah’a ortak koşanlar, hiçbir fayda sağlayamayan, hiçbir zararı önleyemeyen yaratılmışlara ibadet ederler ve bütün kemâl kendisinin olan, emir, fayda ve zarar kendi elinde bulunan Yüce Allah’a ihlâsla ibadeti terk ederler. Bu ise Allah’a ortak koşanların ilâhî tevfike mazhar olmayışlarından, bedbahtlıklarından, ileri derecedeki bilgisizliklerinden ve aşırı zulümlerinden dolayıdır. Hiç şüphesiz varlık aleminde nasıl ki bir ve tek Rab var ise aynı şekilde bir ve tek ilâh da yine O’dur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer göklerde ve yerde Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, elbette ikisinin de” hem kendi yapılarında bulunan “düzeni” hem de onlarda bulunan bütün varlıkların düzeni “bozulurdu.” Bunu şöyle açıklayabiliriz: İster ulvi alem, ister sufli alem olsun görüldüğü gibi en mükemmel bir düzen ve bir uyum içerisindedir. Bunda herhangi bir dengesizlik, bir kusur, bir düzensizlik veya tutarsızlık söz konusu değildir. Bu ise bütün kainatın işlerini yönetenin bir ve tek, Rabbinin bir ve tek, ilâhının da bir ve tek olduğunun delilidir. Eğer iki ve daha fazla yönetici ve Rab bulunmuş olsa idi, bu kainatın düzeni bozulur, onu ayakta tutan esaslar yıkılır giderdi. Çünkü iki ve daha fazla olan bu ilâh ve yöneticilerin iradeleri çatışır, birbirlerine karşı çıkarlardı. Onlardan birisi bir şeyi idare edip ihtiyaçlarını karşılamak isterken, diğeri aksini isterdi. Her iki zıt iradenin de bir arada var olması imkânsız bir şeydir. Bunlardan birisinin iradesinin gerçekleşip ötekinin olmaması halinde ise bu durum, iradesi gerçekleşmeyenin aciz olduğuna ve muktedir olmadığına delildir. Bütün işlerde aynı husus etrafında ittifak etmeleri ise imkânsız bir şeydir. O halde tek başına herhangi bir kimsenin karşı koyması söz konusu olmaksızın maksadını var edebilen ve karşı koyabilecek durumdaki bütün güçleri emri altında tutan kimsenin, tek ilâh ve kahhâr olanın, Allah’tan başkası olamayacağı ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı Yüce Allah temanu’ delili diye bilinen bu delili şu buyruğunda da şöylece dile getirmektedir:“Allah hiçbir evlat edinmedi. O’nunla birlikte herhangi bir ilâh da yoktur. Eğer olsa idi o takdirde her bir ilâh yarattığını yanına alır, elbette kimisi kimisine üstünlük sağlardı. Allah onların niteleyegeldiklerinden münezzehtir.”(el-Müminûn, 23/91) Konu ile ilgili iki yorumdan birisine göre Yüce Allah’ın şu buyruğu da bu kabildendir: “De ki: Onların dedikleri gibi onunla beraber başka ilâhlar olsa idi elbette o zaman Arş sahibine (ulaşıp onu yenmek için) bir yol ararlardı. O, bunların söylediklerinden münezzehtir, pek yücedir, pek büyüktür.”(el-İsrâ, 17/42-43) Bundan dolayı Yüce Allah, bu âyet-i kerimede de şöyle burmaktadır: Bütün mahlukatın tavanı durumunda olup hepsinden geniş ve hepsinden büyük olan “Arşın Rabbi” -ki bunun dışındaki diğer bütün varlıkların Rabbi olması öncelikle söz konusudur- “onların nitelendirmelerinden münezzehtir.” O, tek başına kemâl sahibi olduğundan dolayı bütün eksikliklerden münezzehtir. O, inkârcı kâfirlerin ileri sürdüğü şekilde evlat ve eş edinmekten herhangi bir şekilde ortak edinmekten, yücedir, münezzehtir. 23. “O” azamet, izzet ve kudretinin kemalinden dolayı “yaptıklarından sorgulanamaz” Hiç kimse de O’na karşı koyamaz, karşı çıkamaz. Ne sözlü olarak ne de fiili olarak. Hikmetinin kemâli, her şeyi yerli yerine koyması, sağlam yapması, aklın güzel gördüğü her bir şeyi en güzel ve mükemmel şekilde yapması dolayısı ile O’na herhangi bir soru yöneltilemez. Çünkü O’nun yaratmasında herhangi bir dengesizlik ve tutarsızlık yoktur. “Ama onlar” yani bütün yaratılmışlar, yaptıkları ve söylediklerinden dolayı “sorgulanacaklardır.” Çünkü onlar acizdir, muhtaçtır ve Allah’ın kullarıdırlar. Onların fiilleri ve davranışları sorgulanmayı hak eder. Onların kendi öz nefislerinde olsun, başkalarında olsun zerre ağırlığı kadar dahi bir tasarrufları yoktur. 24. Daha sonra Yüce Allah, müşriklerin durumlarının çirkinliğini ve Allah’tan başka birtakım ilâhlar edindiklerini tekrar söz konusu ederek onları azarlamak ve yaptıklarının kötülüğünü başlarına kakmak üzere:“Yoksa O’ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: Delilinizi getirin” buyurmaktadır. Yani yaptığınız işin ve kanaatlerinizin doğruluğuna dair belgeniz, deliliniz varsa ortaya koyun. Ancak bunu delillendirmeye asla imkanları olmayacaktır. Aksine onların ortak koşmalarının batıl olduğunun kat’i delilleri ortadadır. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“İşte benimle beraber olanların kitabı da benden öncekilerin kitabı da ortadadır.” Bütün kitaplar ve şeriatler, benim size söylemiş olduğum şirkin batıl olduğu gerçeğinin doğruluğunu ittifakla ortaya koymaktadır. İşte her şeyden aklî ve nakli deliller ile söz eden Allah’ın Kitabı! İşte daha önce indirilmiş olan bütün kitaplar, benim bu söylediklerimin belgeleridir, delilleridir. Onların izledikleri yolun batıl olduğuna dair onlara karşı kat’i delil ve belgelerin ortaya konulduğu açıkça anlaşıldığına göre onların kendi lehlerine ileri sürebilecekleri herhangi bir delilleri olmadığı da ortaya çıkmaktadır. Çünkü kat’i delil, kesinlikle ona karşı çıkabilecek bir delil bulunmayan delildir. Aksi takdirde kat’i olamaz. Eğer birtakım karşı çıkışlar bulunacak olsa dahi, bunlar hak adına hiçbir şey ifade edemeyen bazı şüphelerden öteye gidemezler. “Bilakis onların çoğu hakkı bilmezler.” Yani onlar, bu tutturdukları yolu geçmişlerini taklit ederek sürdürmektedirler. Yoksa herhangi bir bilgi ya da hidâyete sahip oldukları için tartışmıyorlar. Onların hakkı bilmeyişleri ise hakkın gizliliği ya da kapalılığından dolayı değildir. Bu, onların haktan yüz çevirmelerinden dolayıdır. Aksi takdirde onlar hakka asgari bir şekilde dahi durup bakacak olsalar, gâyet açık ve seçik bir şekilde hakkı batıldan ayırt edebileceklerdir. Bundan dolayı Yüce Allah:“Bundan ötürü de yüz yüz çevirirler” buyurmaktadır. 25. Şanı Yüce Allah, öncekilerin kitabına atıfta bulunup bu meselenin açılığa kavuşturulması hususunda onlara başvurmayı emrettiğinden dolayı bu âyet-i kerimede de bu hususu en ileri derecede beyan etmektedir:“Senden önce gönderdiğimiz her bir peygambere mutlaka şunu vahyederdik: “Benden başka (hak) ilâh yoktur. O halde yalnız Bana ibadet edin.” Senden önceki bütün peygamberlerin risaletlerinin ve onlarla birlikte gönderilmiş kitapların özü ve esası, Yüce Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak üzere bir ve tek olarak ibadet etme emridir; O’nun hak mabud, yegane ilâh olduğunu, O’nun dışındaki varlıklara ibadet etmenin de batıl olduğunun bir açıklamasıdır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrikler, Allah Teâlâ’nın evreni yarattıktan sonra yönetimde kendisine ortaklar edindiğini iddia ediyorlar, özellikle hac ibadeti esnasında telbiye yaparken bunu dile getiriyorlardı (İbn Âşûr, VIII, 39). Âyet-i kerîme bunun imkânsızlığını vurgulamaktadır. Burada şu kanıt ortaya konmaktadır: Bir ülkede birden fazla başkan olmadığı gibi evrende de birden fazla ilâhın bulunması mümkün değildir. Eğer varlık âleminde Allah’tan başka ilâh olsaydı ilâhlar arasında yaratma, yönetme ve üstünlük konularında anlaşmazlık meydana gelir, bu da varlığın yaratılma imkânının ortadan kalkmasına veya evrenin nizamının bozulmasına sebep olurdu. Birden fazla ilâhın anlaşarak evreni ortaklaşa yönettikleri farzedilirse bu durumda da ilâhların her biri tam değil, noksan etken olmuş olur. Noksan olan ise ilâh olamayacağından hiçbirinin ilâh olmaması gerekir. Kısacası ister bağımsız olarak isterse ortaklık şeklinde Allah’tan başka ilâhın bulunması aklen mümkün görülmemektedir; vahiy ise zaten Allah’tan başka ilâhın varlığını reddetmektedir. Şu halde Allah’tan başka tanrı yoktur (bu konuda daha fazla bilgi için bk. Elmalılı, V, 3345-3347; İbn Âşûr, XVII, 38-44; ayrıca bk. İsrâ 17/42-43). 23. âyette Allah’ın sorguya çekilemeyeceği ifade buyurulmaktadır; çünkü sorgulayanın daha üstün, bilgili ve yetkili olması gerekir. Halbuki Allah’tan üstün, bilgili ve yetkili bir varlık yoktur. Ayrıca sorumluluk kavramı, dürüstlük ve adaletinden şüphe edilen varlıklar için söz konusu olup Allah için böyle bir durum muhal olduğundan O’nun hakkında sorumluluktan bahsetmek de anlamsızdır.
Enbiyâ Suresi 22. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şayet göklerde ve yerde Yüce Allah'tan başka birçok ilah olsaydı, mülk hakkında ilahların çekişmesinden dolayı gökler ve yer fesada uğrardı. Ancak gerçek bunun aksidir. Arş'ın Rabbi olan Yüce Allah müşriklerin yalan yere vasfettiği gibi ortakları olmasından münezzeh ve yücedir.