غائط (ğâit), başlangıçta geniş, çukur bir araziyi ifade eder.
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
Gâit (غَائِطٌ): 1. Geniş, çukur bir arazi parçası veya yer anlamına gelir. İbn Şümeyl'e (İbn Şümeyl'e göre), es-Sıhâh sözlüğüne göre, el-Kâmûs sözlüğüne göre ve el-Misbâhu'l-Münîr sözlüğüne göre bu tanım geçerlidir. Ancak İbn Şümeyl'e göre çok derin bir çukur değildir ve bazı durumlarda etrafında yokuşlar bulunur. Ebû Hanîfe'ye göre bazen bir fersah (yaklaşık 5-6 km) genişliğinde olabilir ve içinde çayırlar bulunabilir. Gâit (غَائِطٌ) ve gavt (غَوْطٌ) aynı anlama gelir. Ancak İbn Düreyd'e (İbn Düreyd'e göre) ve el-Kâmûs sözlüğüne göre gavt (غَوْطٌ), gâit'ten (غَائِطٌ) daha çukurdur. Tâcu'l-Arûs'a göre (en kapsamlı kaynak) gâit (غَائِطٌ) aynı zamanda vadi anlamına da gelir. Azlık çoğulu (cem-i kıllet) ağvât (أَغْوَاطٌ) şeklindedir (es-Sıhâh sözlüğüne göre, el-Misbâhu'l-Münîr sözlüğüne göre, el-Kâmûs sözlüğüne göre). İbn Berri'ye (İbn Berri'ye göre) göre ise bu, gavt'ın (غَوْطٌ) çoğuludur. Çokluk çoğulu (cem-i kesret) gîtân (غِيطَانٌ) şeklindedir (es-Sıhâh sözlüğüne göre, el-Misbâhu'l-Münîr sözlüğüne göre, el-Kâmûs sözlüğüne göre). İbn Berri'ye göre bu, her iki tekilin (gâit ve gavt) çoğuludur. Diğer çoğul biçimleri gût (غُوطٌ) (es-Sıhâh sözlüğüne göre, el-Misbâhu'l-Münîr sözlüğüne göre, el-Kâmûs sözlüğüne göre) ve gıyât (غِيَاطٌ) (el-Kâmûs sözlüğüne göre) şeklindedir. 2. Bu kelimeden türeyen mecazi anlam şudur: Hacet giderme (tuvalet) yeri. Çünkü insanlar genellikle gizlenebilecekleri çukur yerlerde hacet giderirlerdi (es-Sıhâh sözlüğüne göre, el-Misbâhu'l-Münîr sözlüğüne göre, Tâcu'l-Arûs'a göre). Kur'an-ı Kerim'de [Nisa Suresi 43. ayet veya Maide Suresi 6. ayet] olağan dışı bir kıraatte (okunuşta) gayt (غَيْط) şeklinde yazılmıştır. Bu kelime günümüzde yaygın olarak bahçe anlamına gelse de, burada özel bir yer (tuvalet yeri) anlamına gelir. Bu kelimenin asıl şekli gayvit (غَيْوِط) olabilir, sonra gayyit (غَيِّط) ve ardından gayt (غَيْط) şeklinde kısaltılmıştır. Veya Ebu'l-Hasan'a göre (Ebu'l-Hasan'a göre) 'yâ' (ى) harfi aslında 'vâv' (و) harfi olabilir, çünkü bu iki harf bu durumda birbirinin yerine kullanılabilir. 3. 'Ete'l-gâita' (أَتَى الغَائِطَ) (es-Sıhâh sözlüğüne göre, Tâcu'l-Arûs'a göre) ve 'darabe'l-gâita' (ضَرَبَ الغَائِطَ) (Tâcu'l-Arûs'a göre) ifadeleri mecazi olarak "hacetini giderdi" (es-Sıhâh sözlüğüne göre, Tâcu'l-Arûs'a göre) veya "dışkısını boşalttı" (Tâcu'l-Arûs'a göre) anlamına gelir. 4. Bu kelimeden türeyen diğer bir mecazi anlam ise insan dışkısı veya necasetidir (es-Sıhâh sözlüğüne göre, el-Kâmûs sözlüğüne göre, Tâcu'l-Arûs'a göre). Bunun nedeni, insanların dışkılarını gâit denilen çukur yerlere atmaları veya hacet gidermek için oraya gitmeleriydi (Tâcu'l-Arûs'a göre).